Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/13330 E. 2020/2296 K. 09.03.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/13330
KARAR NO : 2020/2296
KARAR TARİHİ : 09.03.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmiş, yeterli avans olmadığından duruşma isteminin reddine karar verildikten sonra Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı vekili, 1645 ada 45 parselde bulunan 500 m2’lik kısmın 07.01.1983 tarihinden beri vekil edeni tarafından malik sıfatıyla kullanılmakta olduğunu belirterek, TMK’nin 713/2. maddesinde yazılı ölüm ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 500 m2 yüzölçümündeki kısmın tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı taraf, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TMK’nin 713/2. maddesinde düzenlenen ölüm nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya kapsamı ve toplanan delilerden; dava konusu 1645 ada 45 parselin geldisi olan 308 parselin senetsiz olarak, 26.06.1952 tarihinde, muhtelif tarihlerde ölümleri ile mirasçıları malum olmadığından ½’şer hisse ile … ve … adına tespit edildiği, tapu kaydının 18.07.1977 tarihinde oluştuğu ve dava konusu 1645 ada 45 parselin çay bahçesi niteliğiyle, ½ Halit oğlu … ve ½ Halit oğlu … adına paylı mülkiyet şeklinde kayıtlı olduğu, yargılama sırasında taşınmazın ifraz edildiği ve fen bilirkişisi raporundan anlaşıldığı üzere dava konusu bölümün 1645 ada 64 parselde bulunduğu, dosyaya sunulan mirasçılık belgelerinden de, Halit oğlu Mehmet’in 18.09.1330 tarihinde, Halit oğlu Ömer’in 29.03.1910 tarihinde öldüğü anlaşılmıştır.
Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK’nin 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan madde de, “aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya 20 yıl önce ölmüş ….bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir”, denilmiştir.
Mahkemece taşınmaz başında yapılan keşifte dinlenen hem davacı hem davalı tanığı …, 1989 yılında dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan davacıya ait çay fabrikası olarak yapılan inşaatta çalıştığını, bu tarihten itibaren de fabrikanın davacı tarafından işletildiğini, dava konusu taşınmazın… ve kardeşleri tarafından kullanıldığını ve davacının… ve kardeşlerinden dava konusu taşınmazı satın aldığını bildiğini belirtmiştir. Tarafların diğer ortak tanığı … da 1990’lı yıllarda davacının dava konusu taşınmazı işletmeye başladığını, fabrikanın davacı tarafından, davacının nam ve hesabına yapıldığını ve uzun yıllardır davacı tarafından kullanıldığını, davacının dava konusu yeri… ve kardeşlerinden satın aldığını duyduğunu beyan etmiştir. Mahalli bilirkişi …, 1987-1988 yıllarında davacının dava konusu taşınmaz üzerindeki çay fabrikasını inşa etmeye başladığını, ilk olarak küçük bir işletme olarak inşa ettiğini zamanla eklemeler yaparak fabrika alanını genişlettiğini ve 1987 yılından beri davacı ve çocukları tarafından bu fabrikanın işletildiğini beyan etmiştir. Diğer mahalli bilirkişi … dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan fabrika binasını davacının 1980’li yılların sonlarına doğru yaptığını ve o zamandan beri de davacı tarafından bu fabrikanın kullanıldığını beyan etmiştir.
Uyuşmazlığa konu ihtilafta; davacı taraf, fabrika binası ve çevresi olarak kullandığı 500 m2’lik kısmın tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir. Dinlenen tanıklar ve mahalli bilirkişi beyanları ile davacının dava konusu taşınmazın bir kısmını haricen satın aldığı, daha sonra 1988-1990 yıllarında üzerine fabrika binası yaptığı, o tarihten itibaren de bahsi geçen bölümü davacının kullandığı ve bu itibarla dava tarihinde 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşılmıştır. O halde; Mahkemece yeniden yerinde keşif yapılarak dava konusu edilen 500 m2’lik fabrika yerinin belirlenmesi, bu kısmın ifrazının mümkün olup olmadığının saptanması, ifrazı mümkün değilse taşınmazın yüzölçümü, hisse durumu dikkate alınarak oran kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda yazılı nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 09.03.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.