Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/138 E. 2016/5378 K. 24.03.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/138
KARAR NO : 2016/5378
KARAR TARİHİ : 24.03.2016

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR

Davacı 3. kişi vekili, müvekkili şirketin işletmiş olduğu fabrikada, şirket ortağı …’in borcundan dolayı haciz yapıldığını, haciz sırasında şirket yetkilisi olmayan …’in hazır bulunduğunu, TTK’nun 145.maddesi gereğince ticari şirketlerin ortaklarından ayrı ve bağımsız bir tüzel kişiliği olduğundan malların, alacakların, hakların ortaklara değil, şirket tüzel kişiliğine ait olduğunu, haczedilen menkul mallara ilişkin fatura, şirket kayıtları ve ticaret sicil kayıtlarının mevcut olduğunu belirterek istihkak iddialarının kabulüne, mahcuzlar üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, takibe konu borcun kaynağının makine satışına ilişkin olduğunu, makinelerin tamamının şirkete ait tesise monte edildiğini ve fiilen kullanıldığını, borçluların kendi adlarına aldıkları makineleri yine kendilerine ait şirkette kullandıklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, takibe konu senetlerde borçlu olarak …’ın imzası olup, üçüncü kişi şirketi borç altına sokan şirkete ait herhangi bir kaşenin olmadığı, buna rağmen, şirket ortaklarının kişisel borcu nedeni ile doğrudan şirket malvarlığına gidilerek haciz uygulandığı, bu durumun T.T.K.’nun 145. maddesinde düzenlenen amir hükme aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 07/12/2012 tarihinde haczedilen tüm mallar üzerindeki hacizlerin kaldırılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı alacaklı vekili temyiz etmiştir.
Dava, 3.kişinin İİK’nun 96 vd. maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasıdır.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmişse de, toplanan deliller, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki;
Takibe konu 8 adet bonoya dayanan 190.332 TL tutarlı borcun kaynağının ve dolayısıyla gerçek borçluların, takip borçluları olan … mı, yoksa istihkak iddiacısı davacı 3. kişi … mi olduğunun ve
bundan hareketle mülkiyet karinesinin kimin yararına olduğunun belirlenmesi bakımından öncelikle, davalı alacaklının da cevap dilekçesinde iddia ettiği gibi, davaya konu mahcuzların alacaklı tarafından 3. kişi şirkete satılan malzeme olup olmadığının ortaya çıkartılması gerekir. Bu amaçla, davacı 3. kişi şirketin ticari defterlerinin ve sunulması durumunda davalı alacaklının ticari defterlerinin ve varsa sunacağı faturaların aralarında mali müşavir ve makine mühendisi bulunan bir bilirkişi heyetine incelettirilerek, takip konusu borcun takip borçluları olarak gözüken …’ın şahsi borcu mu, yoksa davacı 3. kişiye ait bir borç mu (eş anlatımla borcun şirketin borcu mu) olduğunun belirlenmesi, bu araştırmalar sonucu elde edilecek bilgi ve belgelerin dosyada bulunan diğer deliller ile birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma neticesinde yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 3.300,40 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 24.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.