Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/14133 E. 2017/16028 K. 30.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/14133
KARAR NO : 2017/16028
KARAR TARİHİ : 30.11.2017

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın kabulüne dair kararın davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemiz’in 18.04.2016 gün ve 2016/5321 Esas, 2016/7062 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmişti. davalı … vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

KARAR

Asıl ve birleşen dosyada davacı üçüncü kişi vekili, haciz işleminin borçluya ödeme emrinin tebliğ edildiği adreste yapılmadığını, mahcuzların müvekkiline ait olduğunu, söz konusu menkul mallara ait faturaların ticari defterlerinde kayıtlı olup, fatura bedellerinin de banka aracılığıyla ödendiğini, dava konusu menkul mallardan akü ve güç kaynaklarının yurtdışı firmalardan ithal edilmiş olup, ödemelerin banka aracılığıyla yapıldığını,gümrük beyannamelerinin usulüne uygun olarak düzenlendiğini, gümrük vergilerinin de ödendiğini belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Asıl ve birleşen dosyada davalı alacaklı vekili; her iki şirket ünvanları ve faaliyet alanlarının benzer olduğunu, davacı şirketin … adresi ile borçlu şirketin … adreslerinin aynı olduğunu, davacı 3. kişi şirket ortaklarının tamamının borçlu şirket ortakları olduğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu, usulüne uygun dava dilekçesi tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap da vermemiştir.
Mahkemece, dava konusu menkul mallardan akü ve güç kaynaklarının yurt dışı firmalardan ithal edildiği, ödemelerin banka aracılığıyla yapıldığı, gümrük beyannamelerinin usulüne uygun düzenlendiği, gümrük vergilerinin ödendiği, haczedilen menkul malların borçlu şirketin kayıtlarında yer almadığı, hacze konu malların davacı 3. kişiye ait olduğu gerekçesi ile istihkak davasının kabulüne karar verilmiş,hüküm asıl ve birleşen dosyada davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dairemizin 18.04.2016 gün, 2016/5321 Esas 2016/ 7062 Karar sayılı ilamı ile hükmün onanmasına karar verilmiş olup onama kararına karşı davalı alacaklı vekili, tarafından karar düzeltme talebinde bulunulması üzerine dosya yeniden incelenmiştir.
Asıl ve birleşen dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Dava konusu 28.01.2014 tarihli haciz sırasında haciz mahallinde borçlu şirkete ait birçok evrak bulunmuştur. Ayrıca, borçlu şirket ile davacı 3.kişi şirketin … adresleri aynı olup Ticaret Sicil bilgilerine göre 3.kişi şirket, haciz mahallinde şube olarak borcun doğumundan sonra borçlu şirket ile aynı alanda faaliyete başlamıştır. Öte yandan, borçlu şirket ortaklarından … ve …aynı zamanda 3.kişi şirket ortağıdır. Buna göre, İİK’nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararınadır. Bu yasal karinenin aksinin davacı 3. kişi tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekir.
Bunun yanında borçlu şirketin birden fazla sigortalı işçisi (…vd.) de davacı 3. kişi şirkette sigortalı olarak çalışmaya başlamıştır. Ayrıca, … … 6.İş Mahkemesi’nde görülen birden fazla işçi (…, … vd.) nin açtığı iş akdinden kaynaklı alacak davaları,temyize konu dava dosyasının davacısı ile davalısına (borçlu) yöneltilmiş olup, davacı ile davalı borçlu arasında organik bağ bulunduğundan bahisle alacak kalemlerinden birlikte sorumlu olduklarına karar verilmiş, anılan kararlar Yargıtay tarafından onanmıştır.
Tüm bu bilgiler ışığında, davacı 3. kişinin istihkak iddiasında samimi olmadığı, davacı 3. kişi ile takip borçlusu şirketin işlerini fiilen yürüten ortakları arasında bağlantının bulunduğu ve davacı 3. kişi ile anılan kişilerin muvazaalı işlemler yaparak alacaklılardan mal kaçırmaya çalıştıklarının kabulü gerekir. Bu doğrultuda, yukarıda açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden bahisle hükmün bozulması gerekirken, onandığı anlaşıldığından onama kararının kaldırılarak hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı alacaklı vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile, Dairemize ait 18.04.2016 gün, 2016/5321 Esas 2016/ 7062 Karar sayılı onama kararının kaldırılarak yerel Mahkeme hükmünün İİK’nun 366 ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca
BOZULMASINA, peşin alınan temyiz ve karar düzeltme harcının istek halinde karar düzeltme isteyen davalıya iadesine, 30.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.