Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/14181 E. 2018/19395 K. 28.11.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/14181
KARAR NO : 2018/19395
KARAR TARİHİ : 28.11.2018

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı … vekili, davacının ev hanımı olup herhangi bir geliri olmadığını, annesinin 08.02.1978 tarihinde vefat ettiğini ve annesinden intikal eden miras hissesini kardeşine sattığını, alınan paranın 28849 ada 1 parsel sayılı tarla vasıflı ve üzerinde iki adet daire bulunan taşınmazın alımında kullanıldığını, kadastro uygulaması sonucu taşınmazın dört parsele bölündüğünü, davalının iki parsel üzerindeki hisselerini 13.02.2012 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile müteahit şirkete devrettiğini, sözleşmede davalının bir daire ve inşaatın 2 yıl içerisinde teslimi anına kadar kira bedeli alacağının kararlaştırıldığını, bu sözleşme ve tapu devri nedeniyle davacının müşterek konuttan 2013 yılı Temmuz ayında çıkartıldığını, iki katlı meskenin yıkıldığını, yüklenici firma tarafından da 2013 yılı Aralık ayında inşaata başlandığını, bedeli davacının miras hissesi ile ödenen taşınmazın tapu kaydı davalı adına olduğundan davalının hem bir daire hem de daire teslimine kadar aylık kira bedeli olmaya hak kazandığını açıklayarak, taraflar arasındaki mal rejiminin tasfiyesi ile fazlaya ilişkin haklar saklı olmak üzere 70.000-TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinildiği, davacının ev hanımı olduğu, davalının memur olarak çalıştığı, emekli ikramiyesi aldığı, arsanın alınmasına ve evin yaptırılmasında davalının kazancının ve babasından kalan miras malvarlığının satışından elde edilen paranın kullanıldığı, dava konusu arsanın alınmasında dava dilekçesinde iddia edilmeyen ancak tanık ifadelerinde geçen davalı tarafından davacıya mehir olarak verildiği belirtilen taşınmazın satışından elde edilen paranın kullanıldığı yargılamanın devamı süresi içinde iddia edilmiş ise de mehir senedinin ibraz edilemediği, taşınmaz bağışına ilişkin taahhütün resmi şekilde düzenlenen belge ile düzenlenmesi gerektiği aksi halde bu taahhütün geçerli olmayacağı, davacı tarafın mehire ilişkin iddialarının ispat edilemediği, davacıya ailesinden kalan mirasın taksimi sonucu verilen bileziğin yada bileziklerin gramı, özellikleri belli olmadığı gibi bu bileziklerin dava konusu taşınmaz üzerinde yapılan ve iş bu dava tarihinden önce yıkılan birinci kat inşaatın yapımında kullanıldığı iddia edilmiş olup, evin yıkılması karşılığında davalıya herhangi bir inşaat bedeli ödenmediği, müteahhite devir edilen arsaya karşılık davalıya bir daire verildiği, davacının katkı payı yada katılma payı alacağı talep hakkının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Eşler, 20.06.1963 tarihinde evlenmiş, 12.06.2013 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK mad. 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 Sayılı TMK’nin yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (TKM mad. 170), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 Sayılı Yasa mad.10, TMK mad. 202/1). Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (4721 Sayılı TMK mad.179).
Mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmişse de, gerekçe dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden, dava konusu taşınmazların imar ve tevhit işlemleri öncesindeki kök tapu kaydı olan 2105 parseldeki 285/3720 hissesinin taraflar arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu 09.08.1977 tarihinde satın alınarak davalı eş adına tescil edildiği, 25.03.2004 tarihinde yapılan imar uygulaması sonucu 28849 ada 1, 3 ve 9 parsel sayılı taşınmazların oluştuğu, davalının 1 ve 9 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili olarak dava dışı şirketle 23.02.2012 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi yaptığı, 1 ve 9 parsel sayılı taşınmazların 17.09.2013 tarihinde tevhit edilmesi sonucu 10 parsel sayılı taşınmazın oluştuğu, kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca kök parsel olan 2105 parsel üzerindeki binanın 09.07.2013 tarihinde yani boşanma dava tarihinden sonra yıkıldığı ve inşaata başlandığı anlaşılmaktadır. Mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş mallar tasfiye edilir (4721 Sayılı TMK mad. 235/1). Eşlere ait kişisel ve edinilmiş mallar, mal rejiminin sonra ermesi anındaki durumlarına (nitelik, seviye, aşama vb.) göre değerlendirilir (TMK mad. 228/1). Yukarıda yapılan açıklama karşısında mal rejiminin sona erdiği tarih olan boşanma dava tarihi itibariyle tasfiyeye konu malvarlığı olarak 09.08.1977 tarihinde davalı tarafından edinilen taşınmaz ile üzerindeki iki katlı bina bulunmaktadır. Davacı taraf, annesinden kalan taşınmazdaki miras hissesinin satımından elde edilen bedel ile taşınmazın edinilmesine katkıda bulunduğunu iddia etmiştir. Davacı tanığı olarak dinlenen tarafların müşterek çocukları Kemal Altay “… Daha sonra arsa üzerine ev yaptırıldı. Ev yaptırıldığı sıralarda anneme babasından miras kalmıştı, annem hissesini kız kardeşim …’ye sattı. Karşılığında değerli bir şey aldığını hatırlıyorum, ama net olarak ne kadar para yada altın aldığını bilmiyorum…Annem babasından kalan mirası da, yani …’ye devr ettiği hissesinin karşılığını da babama vermişti…” yine davacı tanığı olarak dinlenen tarafların müşterek çocukları … “… Anneme kendi annesinden miras kalmıştı, annem miras hisseni teyzem …’ye sattı, tapuda devir yapıldıktan sonra annem parasını almıştı, annem bu parayı da evin 1. Katının yapımında babama verdi. Teyzemden annemin ne kadar para aldığını bilmiyorum…” yine davacı tanığı olarak dinlenen davacının ablası … “…Davacı kız kardeşim olur. Annem vefat ettikten sonra ben kardeşlerimin miras hisselerini satın aldım. Taraflar o zaman ev yaptırıyorlardı, davacı ev yaptırdıklarını, paraya ihtiyaçları olduğunu söyledi benden para istedi. Davacıya hissesine karşılık üç tane altın bilezik verecektim. Gramını hatırlamıyorum. Davacı para istediği zaman ben kendisine üç bileziği para karşılığı verdim, ne kadar verdiğimi hatırlamıyorum, otuz sene önce vermiştim, o zaman evin birinci katını yaptırıyorlardı,…” şeklinde beyanda bulunmuşlardır. Söz konusu beyanlar ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında, davacının 09.08.1977 tarihinde davalı tarafından edinilen taşınmaz üzerindeki binanın 1.katının yapımına annesinden kalan taşınmazdaki miras hissesinin satımından elde edilen bedel ile katkıda bulunduğu anlaşılmaktadır. Ne var ki, dosya kapsamında davacının katkı oranını belirleyecek yeterli veri bulunmamaktadır. Bu itibarla, mal rejiminin sona erdiği tarihteki mevcut malların mal rejiminin sona erdiği tarihteki durumlarına göre değerlendirme yapılması gerektiğinden, boşanma dava tarihinden sonra binanın yıkılarak yeni inşaat yapılması durumu göz önünde bulundurulmaksızın Mahkemece, TMK’nin 4. ve TBK’nin 50.-51. maddeler uyarınca, davacı lehine uygun bir katkı payı alacağına hükmedilmesi gerekirken, yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (2) nolu bentte yazılı nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle reddine, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 28.11.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.