YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/15204
KARAR NO : 2017/4001
KARAR TARİHİ : 21.03.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili ve duruşma talebi olmaksızın davacı 3. kişi vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 21.03.2017 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı vekili Avukat … geldi. Başka gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı 3. kişi vekili, 18/03/2013 tarihinde haczedilen kule vincin müvekkiline ait olduğunu, kule vinçin müvekkili şirkete ait olduğunu gösterir fatura ve Leasing Sözleşmesi bulunduğunu iddia ederek, davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dava konusu vinçle ilgili olarak davacı banka ile borçlu arasında finansal kiralama sözleşmesi imzalandığı ve bu sözleşmenin Mardin 2. Noterliği’nin tescil defterine kaydedildiği, sözleşmenin usulüne uygun yapıldığı ve davacı bankanın dava konusu kule vincin sahibi olduğunun tam olarak belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir
Hüküm, davalı alacaklı vekili ve davacı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
1-Yargıtay’ın ve Dairemiz’in istikrar kazanan uygulamasına göre; borçlunun, istihkak iddiasına karşı tutumu belirli ise ve duruşmalara dahil edilmesi, işin esasına etki etmeyecekse, davada taraf olarak gösterilmesi gerekli değildir. Ne var ki, somut olayda yokluğunda alınan haciz kararlarından haberdar edilmeyen, 103 davet kağıdı da tebliğ edilmeyen borçlunun, istihkak iddiasına karşı tutumu belirlenememiştir. Bu nedenle borçlunun davalı sıfatı ile davaya katılmasının sağlanması için, davacı 3. kişiye süre ve imkan verilerek taraf teşkilinin sağlanması, tarafların tüm delillerinin toplanmasının ardından, işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekir.
Mahkemece taraf teşkili sağlanmadan, işin esasına yönelik karar verilmesi isabetli olmamıştır.
2- Öte yandan, dava konusu kule vinçle ilgili davacı banka ile takip borçlusu arasında yapılan finansal kiralama sözleşmesinin gereklerinin yerine getirilip getirilmediği ve bu doğrultuda mülkiyetin halen hangi tarafta bulunduğunun belirlenmesi amacıyla, tensip tutanağının 3 nolu ara kararı uyarınca, davacı Bankaya müzekkere yazılmışsa da buna dair müzekkere cevabı beklenmeden dosya karara bağlanmış olup, bu konuda yazılan müzekkerenin cevabının beklenmesi, gerekirse tekit edilmesi ve mülkiyetin halen hangi tarafta bulunduğunun ayrıca değerlendirilmesi de gereklidir.
3-Bozma neden ve şekline göre davalının sair temyiz itirazları ile davacının temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesi gerekli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle hükmün İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazları ile davacının temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 21.03.2017 tarihinde karar verildi.