Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/15265 E. 2018/18684 K. 14.11.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/15265
KARAR NO : 2018/18684
KARAR TARİHİ : 14.11.2018

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR

Davacı … vekili, evlilik birliği içinde davalı adına edinilen taşınmaz ve araç nedeni ile 25.000,00 TL alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiş, 09.02.2016 tarihli dilekçesi ile talep miktarını 27.456,80 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı …, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne, taşınmaz nedeni ile 20.956,80 TL, araç nedeni ile 6.500,00 TL olmak üzere toplam 27.456,80 TL katılma alacağının davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Hüküm, davalı tarafından sadece taşınmaza ilişkin katılma alacağına yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 Sayılı HMK mad. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Tasfiyeye konu taşınmazın, bedelinin tamamının ya da bir kısmının kredi ile karşılanması durumunda, kredi veren kuruluşa yapılan geri ödemelerin isabet ettiği dönemden, miktarından ve taksit sayısından hareketle mal rejiminin tasfiyesi sonucunda eşlerin alacak miktarları belirlenir. 4721 Sayılı TMK’nin 202/1. maddesi gereğince edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde yapılan ödemelerde, eşler lehine değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacağı hakları doğabilecektir. Kredi borcu ödemelerinin bir kısmının mal rejiminin devamı süresince, bir kısmının da daha sonraki tarihlerde yapılmasında, mal rejiminin geçerli olduğu dönemin sonrasına sarkan ödemeler, dava konusu taşınmazın borcu kabul edilerek tasfiye gerçekleştirilir.
Yukarıda açıklandığı gibi iki döneme yayılan kredi borcu ödeme tablosu mevcut olduğunda; öncelikle, mal rejiminin sona erdiği tarihte henüz vadesi gelmediği için ödenmemiş kredi borç miktarının, toplam kredi borcuna oranı bulunur. Sonra bulunan bu kredi borç oranının, taşınmazın toplam satın alım bedeli karşısındaki oranına dönüşümü gerçekleştirilir. Tespit edilen bu oranın, taşınmazın tasfiye tarihindeki (karara en yakın) sürüm (rayiç) değeri ile çarpılmasıyla borç miktarı belirlenir. Bu ilke ve esaslara göre saptanan taşınmazın borç miktarı, tasfiye tarihindeki sürüm değerinden düşüldükten sonra kalan miktar, değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacağı hesaplamasında göz önünde bulundurulur.
Buna göre; öncelikle, tasfiyeye konu taşınmazın satın alma bedeli, bunun krediyle ve varsa kredi dışında eşlerin kendi imkanları ile karşıladıkları miktarlar ve oranları ile tasfiye (karara en yakın) tarihindeki sürüm (rayiç) değeri ayrı ayrı belirlenmelidir.
Açıklamalar doğrultusunda hesaplama yapılabilmesi için, iddia ve savunma çerçevesinde, taşınmazın satın alınmasına ilişkin akit tablosuyla birlikte tapu kaydı, kredi sözleşmesi ve kredi borcu ödeme tablosu dahil finans kuruluşu kayıtları, ihtiyaç duyulması halinde eşlerin malın alınmasında katkı olarak kullandıklarını ileri sürdükleri mal varlıklarına ilişkin sair belgeler bulundukları yerlerden getirtilerek uyuşmazlığın çözümünde göz önünde bulundurulmalıdır. Uyuşmazlığın çözümünde kullanılabilecek belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden oluşan kuruldan da yardım alınmalıdır.
Somut olaya gelince; eşler, 27.02.2009 tarihinde evlenmiş, 16.09.2013 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, 30.06.2014 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK mad.225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 Sayılı Yasa mad.10, TMK mad.202). Tasfiyeye konu 2381 parsel 47 nolu mesken, eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 20.03.2009 tarihinde satın alınarak, davalı eş adına tescil edilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK mad.179).
Yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler uyarınca yapılan incelemede;
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, dosya içeriğine, toplanan delillere, taraf beyanlarına göre; tasfiyeye konu 2381 parsel 47 nolu meskenin evlilik birliği içinde davalı eş adına Garanti Bankasından çekilen 120 ay vadeli 22.000,00 TL bedelli konut kredisinin kullanılarak alındığı, evlilik birliği içinde (boşanma dava tarihine kadar (16.09.2013)) 53 adet aylık kredi taksidinin ödendiği, boşanma dava tarihinden sonraya da 67 adet aylık kredi taksidinin borç olarak kaldığı, peşinatın da Mahkemenin kabulünde olduğu gibi davalının kişisel malı olduğu, hükme esas alınan hesap bilirkişi raporunda taşınmazın edinilmesinde kullanılan kredinin evlilik birliği içinde ödenen taksitlerinin ve peşinatın oranlaması yapılmış ise de; taşınmazın edinme ve güncel sürüm değerinin belirlenmesinin yeterli, anlaşılır ve denetime elverişli olmadığı anlaşılmaktadır. O halde, Mahkemece yapılacak iş, yukarıda açıklanan Dairemizin ilke ve uygulamalarına göre, tasfiyeye konu taşınmazın satın alma bedeli ve konusunda uzman bilirkişi tarafından yeniden belirlenecek tasfiye (karara en yakın) tarihindeki sürüm (rayiç) değeri, evlilik birliği içinde ödenen kredi borcu ile boşanma dava tarihinden sonraya kalan kredi borcu oranı ve peşinat oranı dikkate alınarak, oranlama yöntemiyle hesaplama yapılmasını sağlamak, talep hakkında tarafların kazanılmış hakları da gözetilerek sonucuna göre karar vermek olmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeplerle 6100 Sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 14.11.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.