Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/15647 E. 2016/13688 K. 13.10.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/15647
KARAR NO : 2016/13688
KARAR TARİHİ : 13.10.2016

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR

Borçlu vekili icra emrinde fazla faiz talep edildiğini açıklayarak takibin iptalini talep etmiştir.
Alacaklı vekili, şikayet dilekçesinin HMK’nun 322/1. maddesine atfen 119/1-ç-f-g-ğ bentlerine aykırı hazırlandığını bu nedenle şikayetin esasa girilmeden usulden reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, şikayet dilekçesinde davalının tebligata yarar açık adresinin yazılı olmaması ve takip dosyasında davalının vekil ile temsil edilmiş olmasına rağmen davanın doğrudan davalıya yöneltilerek vekilinin adının yazılmaması nedeniyle şikayetin kabulüne karar verilmiştir.
Nihai karar, hüküm ve gerekçenin çelişkili olduğu gerekçesi ile alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkeme hükmünün neleri kapsayacağı; yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388. maddesi ile bunun karşılığı olarak düzenlenen ve 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/2. maddesinde belirtilmiştir. Buna göre hüküm, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kapsar. Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Hüküm gerekçesi dosya içeriğine uygun olmak zorundadır. Ayrıca, hükmün gerekçesi ile sonuç kısmı birbiri ile çelişmemelidir.
Somut olayda; Mahkeme’ce, hükmün gerekçesinde, davalının takip dosyasında vekil ile temsil edilmesine rağmen, dava dilekçesinin asile tebliğ edilmesinin usulsüz olduğu ve şikayet dilekçesinin HMK’nun 322/1. maddesine atfen 119/1-b-ç-f-g-ğ bentlerine aykırı hazırlandığı yönündeki alacaklının savunmasının tartışıldığı ve kısmen haklı bulunduğu halde hüküm fıkrasında şikayetin kabulüne karar verildiği görülmektedir. Anılan durum HMK’nun 298. maddesi hükmüne aykırı olup Mahkeme’ce, Yasa hükmüne uygun karar verilmesi için hükmün bozulması yoluna gidilmiştir.
SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle, İİK’nun 366 ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 29,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 13.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.