Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/15658 E. 2016/14157 K. 20.10.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/15658
KARAR NO : 2016/14157
KARAR TARİHİ : 20.10.2016

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR

Davacı üçüncü kişi vekili, 09.01.2013 tarihinde yapılan hacze konu menkul malların müvekkiline ait olduğunu, borçlu ile müvekkilinin ilgisi olmadığını açıklayarak mahcuzlar üzerindeki haczin kaldırılmasını ve tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, üçüncü kişi ile borçlu arasında organik bağ bulunduğunu, mal kaçırmak ve takibi neticesiz bırakmak amacıyla haksız ve yersiz açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, hacze konu adresin borçlunun eski işyeri olduğu, işyerinin aboneliklerinin halen borçlu adına olduğu, delil olarak sunulan kira sözleşmesi ve vergi levhasının takip tarihinden önce ve borcun doğumundan sonraki tarihli olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir
Hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. maddesi uyarınca açtığı istihkak davası niteliğindedir.
Yargıtay’ın ve Dairemiz’in istikrar kazanan uygulamasına göre; borçlunun, istihkak iddiasına karşı tutumu belirli ise veya duruşmalara dahil edilmesi, işin esasına etki etmeyecekse, davada taraf olarak gösterilmesi gerekli değildir. Ne var ki, somut olayda yokluğunda alınan haciz kararlarından haberdar edilmeyen, 103 davet kağıdı da tebliğ edilmeyen borçlu Kaan Kişioğlu’nun istihkak iddiasına karşı tutumu belirlenememiştir. Bu nedenle borçlu Kaan Kişioğlu’nun davalı sıfatı ile davaya katılmasının sağlanması amacıyla 103 davet kağıdı ve dava dilekçesinin borçluya tebliğ edilmesi için davacı 3. kişiye süre ve imkan verilerek taraf teşkilinin sağlanması, tarafların tüm delillerinin toplanmasının ardından, işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekir.
Mahkemece taraf teşkili sağlanmadan, işin esasına yönelik karar verilmesi isabetli olmamıştır.
-//-

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 20.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.