YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/16692
KARAR NO : 2020/3164
KARAR TARİHİ : 09.06.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, dava konusu 209 nolu parselin … adına kayıtlı olduğunu, muris Emine’nin 1973 senesinde vefat ettiğini, mirasının varisleri arasında haricen paylaştırıldığını, taşınmazın davalının annesi …’e bırakıldığını, Ayşe’nin de bu yeri 1978 senesinde … isimli şahsa sattığını, … mirasçılarında ilgili yeri vekil edenine satarak zilyetliğin devredildiğini, kayıt maliki Emine’nin uzun yıllar önce vefat etmesine rağmen tapu kaydında herhangi bir intikal yapılmadığını, bu şekilde hukuki değerini kaybettiğini, müvekkilinin önceki zilyedin zilyetlik süresi ile birlikte eklemeli olarak 40-50 yıldır zilyet olduğunu açılayarak tapu kaydının TMK’nin 713/2. maddesi gereğince iptali ile vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir
Davalılardan Seydi …, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, “.. Davacı taraf, …’ın mirasçıları haricen paylaşım üzerine dava konusu yeri …’e bıraktıkları, …’in bu yeri …’e sattıkları, …’in vefatı ile mirasçılarının dava konusu yeri kendisine sattıklarını, keşif mahallinde davacının dava konusu yeri üç yıl önce satın aldığını beyan ettiği, dolayısı ile iptalini istediği yeri üç yıldır kullandığının anlaşıldığı, 20 yıllık zilyetlik şartını taşımadığı, dava konusu yeri daha önce kullananların …’ın mirasçıları olmadığından eklemeli zilyetliğin burada değerlendirilemeyeceğinden TMK’nin 713/2. maddesinde yer alan koşullar sağlanmadığı..” gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetlik ve TMK’nin 713/2. fıkrasında yer alan; “…maliki yirmi yıl önce ölmüş..” bulunan hukuki sebeplerine dayalı olarak TMK’nin 713/1 ve 2. fıkraları ile 996 maddeleri gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ise de, ölüm hukuki sebebi yönünden davanın mevcut delillerle reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK’nin 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. TMK’nin 713. maddesinin 1.fıkrasında; ” Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak 20 yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir ” denilmiştir.
Aynı maddenin 2.fıkrasında ise; ”Aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan veya 20 yıl önce ölmüş ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir ” amir hükmüne yer verilmiştir. TMK’nin 713/2. maddesinde yer alan üç halden biri olan ”… ölmüş…” ibaresi, Anayasa Mahkemesinin 17.03.2011 tarihli ve 2009/58 Esas, 2011/52 Karar sayılı kararıyla iptal edilmiş ise de; Dairenin sapma göstermeyen uygulamalarında, Anayasa Mahkemesince yürürlüğün durdurulmasına ilişkin kararın verildiği 17.03.2011 tarihine kadar hak sahipleri yararına kazanma koşulları oluşmuş, malik 20 yıl önce ölmüş ve 20 yıllık kazanma süresi de dolmuş ise, bu tür hak sahiplerinin de dava açma yönünden kazanılmış haklarının olduğu kabul edilmektedir.
TMK’nin 713/2. fıkrasına dayalı olarak açılan davaların başarıya ulaşması için bu fıkrada belirtilen koşullar yanında aynı zamanda 713/1. fıkrasındaki koşulların da gerçekleşmiş bulunması gerekir. Çünkü 2. fıkrada; “aynı koşullar altında…” denilmek suretiyle aynı maddenin 1. fıkrasına atıfta bulunulduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle 1. fıkradaki koşulların araştırılıp belirlenmesi zorunludur. Başka anlatımla mülkiyetin kazanılabilmesi için diğer kazanma koşullarının yanında dava konusu taşınmazda davacı tarafın aralıksız, çekişmesiz, malik sıfatıyla ve 20 yıl süreyle zilyet ve tasarrufta bulunması gerekir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişme konusu 589 ada 1233 (eski 209) parselin 29.05.1971 tarihinde senetsizden mevcut malik adına tespit gördüğü, tespite itiraz üzerine 08.03.1984 tarihinde komisyon kararı ile (tespit maliki) Mahmut Kızı … adına kayıt edildiği, tapu malikinin 05.01.1973 tarihinde vefat ettiği, tapu kaydının intikal görmediği anlaşılmaktadır.
Ayrıca davacı vekili, dava dilekçesinde, dava konusu taşınmazı (önceki zilyet) …’în mirasçılardan satın aldığını ifade etmiş ise de keşif duruşmasında ki beyanında “.. Ben bu yeri …’in eniştesi olan …’dan yaklaşık 3 yıl öncesinde satın aldım..” demiştir. Yine mahalli bilirkişi … “… muz serasının olduğu kısmı … 1 yıl öncesi de …’in eniştesi olan Zafer adlı kişiden satınalmış bana bunu … söyledi…”, davacı tanığı Sadettin Dikenkuşu “..davacı burayı 1-2 sene öncesinde …’in damadından satınalmıştır…”, davacı tanığı … “..davacı …’in varislerinden 1-2 yıl öncesinde satınalmıştır…”, davacı tanığı … “… … vefat ettikten sonra …’in dava konusu yer dışındaki tarlalarını varislerinin kedi aralarında paylaştıklarını, dava konusu yeri ise …’in damadına bıraktıklarını..”, davalı tanığı … “.. davacı … ise …’in varislerinden seranın bulunduğu kısmı satınaldı…” ve davalı tanığı … “.. … ise 2 yıl öncesinden …’in hissedarlarından satın aldığını duydum…” ifadesini kullanmıştır. Bu şekilde davacının dava konusu taşınmazı (var ise) kim ve/veya kimlerden satın aldığı hususunda tereddüt hasıl olmuştur.
O halde, Mahkemece yapılacak iş, dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılarak taraf tanıklarının ve yerel bilirkişilerin keşif yerinde dinlenmelerinin sağlanması, taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime ne şekilde ve hangi tarihte intikal ettiğinin, intikalin (satışın) hukuka uygun olup olmadığı, davacının zilyetliğinin başlangıcı ve sürdürülüş şekli (ile özellikle ondan evvel kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetliğin bayileri tarafından geçirilip geçirilmediği) tanıklardan ayrıntılı olarak sorularak duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulması, beyanlar arasında çelişki bulunduğu takdirde, HMK’nin 261. maddesi gereğince aykırılığın giderilmesi, keşfe katılacak teknik bilirkişiden taşınmazlardaki fiili kullanımı gösterecek şekilde ayrıntılı ve denetime elverişli rapor temin edilmesi ve tüm delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, TMK’nin 713/1 ve 2. fıkralarında ifade edilen şartların (somut olayda) oluşup oluşmadığı yeterince araştırılmadan yazılı şekilde karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde istek halinde geri verilmesine 09.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.