Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/16727 E. 2020/3155 K. 09.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/16727
KARAR NO : 2020/3155
KARAR TARİHİ : 09.06.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Yargılanmanın Yenilenmesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı … vekili, davalı tarafından davacıya ait 18 parsel nolu taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı gerekçesi ile dava açıldığını, Ortaca Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/121 Esas ve 2002/184 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda, taşınmazın 8.171,57 m2’lik kısmının kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı gerekçesiyle bu kısım için davanın kabulüne, davacı adına olan tapunun bu kısmın iptali ile kamuya terkinine karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, ancak davacıya ait taşınmazla aynı bölgede yer alan başka bir taşınmaz yönünden İdare Mahkemesine maliki tarafından dava açıldığını, kendileri taraf olmadıkları için sonradan haberdar oldukları ilgili dava dosyasında Mahkemenin İdare’nin belirlediği kıyı kenar çizgisini kaldırdığını ve böylelikle ortaya iki farklı kararın çıktığını açıklayarak, yargılamanın yenilenmesi taleplerinin kabulüyle Ortaca Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/121 Esas ve 2002/184 Karar sayılı dosyasında verilen kararın tamamen kaldırılarak haksız davanın reddine, 18 parsel nolu taşınmazın kamuya terkinine karar verilen 8.171,57 m2 lik kısmının tapusunun iptaliyle davacı adına tapuya tescilini talep etmiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde Ortaca Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/121 Esas, 2002/184 Karar sayılı dosyasında davacının Dalyan kanalı kenarındaki taşınmazının 8.171,57 m2’lik kısmı kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı tespit edilmekle iptaline karar verildiği, kıyı kenar çizgisine ilişkin Muğla Valiliğince herhangi bir tespit yapılmadığının anlaşıldığı, Muğla 1. İdare Mahkemesinin 2009/953 Esas sayılı dosyasında malik Naci Alkan’ın kıyı kenar çizgisinin iptali için dava açtığı, kıyı kenar çizgisinin iptal edilerek kesinleştiği, İdare mahkemesinin kararına dayanak yaptığı bilirkişi raporunda hem Köyceğiz gölünün hem büyük kanalın hem de Dalyan kanalı olarak isimlendirilmiş olan küçük su yolunun su, dalga ve kıyı hareketlerinin etkisi altında olan yerlerden olmadığı sonuçlarına ulaşıldığının ve kıyı kenar çizgisinin 3621/3830 sayılı Yasa ve Yönetmeliğinin 4.maddesi usul ve esaslarına uygun olarak belirlenmediği yönünde görüşün bildirildiği, davacının tapusu iptal edilen taşınmazınında Dalyan kanalında olduğu gerekçesiyle HMK 375/1-ç maddesi gereğince yargılamanın iadesi davasının kabulüne; Ortaca Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/121 Esas, 2002/184 Karar sayılı ilamın hüküm kısmı ortadan kaldırılarak Dalyan’da bulunan ve davalı adına tapuda kayıtlı 18 parsel sayılı taşınmazın bilirkişinin 08.05.2002 tarihli raporlu krokide A harfi ile sarı boyalı olarak gösterdiği 8.171,57 m2 kısmının kamuya terkinin iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 6100 sayılı HMK’nin 374. maddesi kapsamında yargılamanın iadesi istemine ilişkindir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 374. maddesi uyarınca yargılamanın iadesi, kesin olarak verilen veya kesinleşmiş olan hükümlere karşı istenebilir. Önemle vurgulanmalıdır ki, ilke olarak, kesin hükme bağlanmış bir davaya yeniden bakılamaz. Bunun en önemli istisnası yargılamanın iadesi yoludur. Yargılamanın iadesi, bazı ağır yargılama hatalarında ve yanlışlıklarından dolayı, maddi anlamda kesinleşen hükmün ortadan kaldırılmasını ve daha önce kesin hükme bağlanan bir dava hakkında yeniden yargılama ve inceleme yapılmasını sağlayan olağanüstü bir kanun yoludur. Yargılamanın iadesi, sadece kesinleşmiş olan esasa ilişkin son kararlara karşı başvurulabilecek bir kanun yoludur. Maddi anlamda kesin hüküm gücü bulunmayan kararlara karşı (örneğin çekişmesiz yargıda verilen son kararlar) yargılamanın iadesi yoluna başvurulamaz. Yargılamanın iadesi davasının konusunu ise, yargılamasının iadesi istenen dava teşkil eder.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 379. maddesinin 1. fıkrası gereği “Yargılamanın iadesi talebi üzerine mahkemenin tarafları davet edip dinledikten sonra; Talebin kanuni süre içinde yapılmış olup olmadığını, Yargılamanın iadesi yoluyla kaldırılması istenen hükmün kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş olup olmadığını, ileri sürülen yargılamanın iadesi sebebinin kanunda yazılı sebeplerden olup olmadığını kendiliğinden inceler” ve 2. fıkrası gereği “bu koşullardan birinin eksik olması halinde hakimin davayı esasa girmeden reddeder.”. Kanunda açıklanan şekilde ön inceleme yapıldıktan sonra işin esası incelenerek karar verilir. Yargılamanın iadesi nedenleri HMK’nın 375. maddesinde sınırlı olarak sayılmıştır.
İzah edilen ilke ve esaslar ışığında somut olay incelendiğinde;
Yargılamanın iadesi talep edilen ilgili Ortaca Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/121 Esas, 2002/184 Karar sayılı dava dosyasında, dava konusu 18 parsel sayılı taşınmaz mahallinde keşif yapıldığı, bilirkişilerce nizalı yerin sazlık, kumluk, bataklık niteliği taşıdığının ve yine bilirkşilerce belirlenen kıyı kenar çizgisine göre bu yerin kıyı kenar çizgisi içinde kaldığının tespit edildiği, dayanak bu raporlara istinaden davacının tapu kaydının kısmen iptali ile bu kısmın terkinine karar verildiği anlaşılmaktadır. Diğer bir ifadeyle yargılamanın iadesine konu dosyada davacıya ait tapu kaydının İdare’ce belirlenen (İdare Makemesinin iptaline karar verdiği) kıyı kenar çizgisine göre değil, dosyada bilirkişilerce tespit edilen kıyı kenar çizgisine göre iptaline karar verilmiştir.
Davacı tarafın yargılamanın iadesi istemine gerekçe olarak Muğla İdare Mahkemesinin 2009/953 Esas ve 2010/1817 Karar sayılı, 15.09.2015 kesinleşme tarihli ilam içeriği ve ilamda esas alınan bilirkişi raporu gösterilmiştir. İlgili İdare Mahkemesi ilamının içeriği incelendiğinde dava dışı üçüncü kişi adına ait davacının taşınmazından farklı bir taşınmazla ilgili olarak davanın açıldığı, iptal edilen kıyı kenar çizgisinin ise davacı tarafın kabulünde olduğu üzere İdare’nin belirlemiş olduğu kıyı kenar çizgisi olduğu açıktır. Mahkemece, somut olayda HMK’nin 375/1-ç bendinde geçen “Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması.” sebebinin somut olayda gerçekleşmediği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup bozma nedeni yapılmıştır.
SONUÇ: Yukarıda gösterilen nedenlerle davalı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 09.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.