Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/17498 E. 2019/10363 K. 14.11.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/17498
KARAR NO : 2019/10363
KARAR TARİHİ : 14.11.2019

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı vekili, borçlunun işyeri adresinde yapılan haciz sırasında üçüncü kişi tarafından istihkak iddiasında bulunulduğunu, istihkak iddiasında bulunan …’nun borçlunun babası olduğunu, istihkak iddiasının muvazaalı olduğunu belirterek istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı üçüncü kişi; haciz yapılan iş yerini 2010 veya 2011 yılında oğlu için açtığını, kendi iş yerinin farklı bir adreste olduğunu, oğlu olan borçlunun piyasaya borçlandığını, oğlu adına bir kısım borçları ödediğini, bir kısım borçları da ödemeye devam ettiğini, iş yerini yaptığı ve yapacağı ödemeler karşılığında oğlundan devraldığını ve 05/01/2015 tarihinden itibaren kendi adına işletmeye başladığını söyleyerek davanın reddini istemiştir.
Davalı üçüncü kişi vekili, vergi levhasından anlaşılacağı üzere haciz mahallinin vekil edenine ait şube olduğu ve aksini kanıtlayacak delil bulunmadığını belirterek, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, dosyaya celp edilen Vergi Dairesi Müdürlüğünün cevabi yazısı, vergi levhası ve fatura suretinden haciz yapılan yerin 05/01/2015 tarihinden beri davacı üçüncü kişiye ait iş yerinin şubesi durumunda olduğu, haczin ödeme emri tebliğ adresinde yapılmadığı, istihkak iddiasını ortadan kaldıracak şekilde davacı tarafından delil ibraz edilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; alacaklının İİK 99. maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
Haciz adresinin takibe dayanak çekte yazan adres olması, borçlunun borç doğumundan kısa bir süre sonra haciz adresini babası olan üçüncü kişiye devretmesi, taraflar arasındaki sıkı akrabalık ilişkisi ve üçüncü kişi ile borçlunun faaliyet alanlarının aynı olması birlikte nazara alındığında mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü gerekir. Bu yasal karinenin aksinin davalı üçüncü kişi tarafından güçlü ve inandırıcı delillerle ispat edilmesi gerekir.
Davalı üçüncü tarafından sunulan, isteyen her kişi adına düzenlenmesi olanaklı, borcun doğumundan sonra düzenlenmiş bulunan ve misli eşyaya ilişkin fatura, yasal karinenin aksini ispata yeterli bulunmadığı gibi, faturada yazan üçüncü kişi adresi de haciz adresinden farklı bir adrestir. Ve ayrıca, vergi levhası da mülkiyet karinesinin aksinin ispata yeterli olmamıştır.
Tüm bu olgular karşısında, alacaklı tarafından açılan davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile yazılı biçimde davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK’nin 366 ve 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 14.11.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.