YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/17532
KARAR NO : 2017/14174
KARAR TARİHİ : 31.10.2017
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, davaya konu 120 parselin uzun zamandır vekil edeninin zilyetliğinde olduğunu, bölgede Kandil Barajı yapıldığını ve dava konusu parselin bu alanda kaldığını, parsel üzerinde vekil edenine ait sulama havuzları, sair yapılar ve 10.000 nin üzerinde selvi ve söğüt ağaçlarının bulunduğunu açıklayarak, davaya konu parsel üzerindeki muhdesatların ve zilyetliğin vekil edenine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davaya konu taşınmazın baraj suları altında kaldığı, bu haliyle davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine ilişkin olarak verilen kararın, taşınmaz her ne kadar sular altında kalmış ise de, davacının daha önce… 2 Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010/1255 Esas sayılı dosyası ile açmış olduğu tapu iptali ve tescil davasında, davacının taşınmazı söğüt ve kavak ağacı yetiştirmek suretiyle kullandığı tespit edildiğine göre, bu hususlar gözönünde bulundurularak olumlu olumsuz bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile ret kararı verilmesi doğru olmamıştır gerekçesi ile Daire’nin 11.6.2015 tarih ve 2014/8835 Esas, 2015/12872 Karar sayılı ilamı ile bozulması üzerine, Mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne dair verilen karar davalı Hazine vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava, muhdesatın aidiyetinin tespitine ilişkindir.
1-Somut olayda; Mahkemece kabul kararı verilmekle birlikte, hüküm fıkrasında, muhdesatların karşılığına bedelleri de yazılmıştır. Oysa; davanın tespit davası olması nedeniyle, taşınmazın ve üzerindeki muhdesatların değerinin belirlenmesi görevinin, kamulaştırma işlemine konu 120 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma davasına bakan mahkemeye ait olması hususu da gözetildiğinde yazılı şekilde hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.
2-Ayrıca, Hazinenin davalı konumunda bulunduğu ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 13/j maddesine göre harçtan muaf olduğu hususları gözetilmeksizin, ….harcın davalıdan alınarak Hazine’ye irat kaydına şeklinde hüküm tesisinde de isabet görülmemiştir.
Ne var ki; bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden temyiz edilen hükmün 1 ve 2. fıkralarının HUMKnun 438/5 maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle hükmün 1.bedinin, A, B, C, D, E fıkralarındaki, “…. (1.200,00 TL değerinde) ….”, “…. (1.680,00 TL değerinde) ….”, “…. (3.600,00 TL değerinde) ….”, “…. (3.000,00 TL değerinde) ….”, “…. (18.000,00 TL değerinde) toplam bedeli 27.480,00 TL değerindeki ağaçların ….” rakamlarının ve ibarelerinin hüküm fıkrasından çıkarılmasına, hükmün 2.bendinin hüküm fıkrasından çıkartılarak, yerine “…. Hazine harçtan muaf olduğundan eksik harcın alınmasına yer olmadığına…” ifadelerinin yazılmasına, Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMKnun geçici 3. maddesi yollaması HUMKnun 438/5. fıkrası gereğince düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, taraflarca HUMKnun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 31.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.