Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/17813 E. 2020/5138 K. 15.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/17813
KARAR NO : 2020/5138
KARAR TARİHİ : 15.09.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtayca incelenmesi davacı-birleşen davada davalı vekili ile duruşmasız olarak davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 15.09.2020 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı-birleşen davada davalı … vekili … geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Asıl davada davacı …, dava konusu 79 parsel sayılı taşınmazın taraflara murislerinden miras olarak kaldığını, taşınmaz üzerine hayvan ahırı niteliğinde yapı inşa ettiğini, yaşı gereği işlerini torunu … aracılığı ile takip ettiğini, inşaatın malzemelerini de torunu …’e aldırdığını açıklayarak, taşınmaz üzerindeki hayvan ahırı niteliğindeki yapıların ve eklentilerinin kendisi tarafından yapıldığının tespitine karar verilmesini istemiş, davalılardan … davacının, torunu …’in faturalarına dayandığını, buna muvafakatının olmadığını, kaldı ki faturalar davacıya ait olsa dahi tek başına ispat kuvveti olmayacağını, dava konusu taşınmazın miras olarak kaldığını, kendisinin avukat ve serbest meslek olarak kazandığı gelirinin %80’ni muristen intikal eden ortaklığa harcadığını, inşaatın en az %80’nin ödemesinin bürosunda yapıldığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Birleşen davada davacı …, dava konusu taşınmaz üzerindeki muhdesatın ½’sinin …, ½’sinin ise kendisi tarafından yapıldığını açıklayarak talebi doğrultusunda karar verilmesini istemiş, birleşen davada davalılardan … davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; “……2-asıl dava ile birleşen davanın reddine,……5- asıl dava davalısı … kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davalı lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/1,2 maddeleri gereğince takdir olunan 30.895,92 TL nispi ücreti vekaletin asıl dava davacısı …’ten alınarak davalı …’e verilmesine, 6-birleşen dava davalısı … kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davalı lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/1,2 maddeleri gereğince takdir olunan 30.895,92 TL nispi ücreti vekaletin asıl dava davacısı …’ten alınarak davalı …’e verilmesine” şeklinde verilen hükmün 6.fıkrası daha sonra “Birleşen dava davalısı … kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davalı lehine Avukatlık Asgari Ücret tarifesi 13/1,2 maddeleri gereğince takdir olunan 30.895,92 TL nispi ücreti vekaletin davalı-karşı davacı …’ten alınarak davacı-karşı davalı …’e verilmesine,” şeklinde tashih edilmiştir.
Karar asıl ve birleşen davada davacılar tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Asıl ve birleşen dava muhdesat tespiti isteğine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre asıl davada davacı … vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. a) Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre birleşen davada davacı … vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
b) Davaya konu taşınmaz, taraflar arasında paylı mülkiyet şeklinde kayıtlıdır.
Bilindiği üzere, muhdesatın tespiti davalarında, davanın konusu (müddeabih) davalıların paylarına isabet eden muhdesat değeri (zemin bedeli hariç) olup, yargılama sonucunda hüküm altına alınacak vekalet ücretinin hesabında bu değerin esas alınması gerekir.
Birleşen davada davacı taraf, muhdesatın ½’sinin kendisi tarafından yapıldığını beyanla, ½ muhdesatın tarafından yapıldığının tespitini istediğine, davacı …’in taşınmazdaki payı 3/20 olup bu pay da dava konusu olmadığına göre, muhdesat bedelinden 3/20 pay düşüldükten sonra kalan miktarın ½’si üzerinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, bu hususlar gözardı edilmek suretiyle davacı aleyhine fazla vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.
Ne var ki; bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hükmün 6. fıkrasının HUMK’un 438/7 maddesi gereğince düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Birleşen davada davacı … vekilinin temyiz itirazlarının (2-b.) maddede açıklanan nedenle kabulü ile, hükmün tashih edilen 6.fıkrasındaki “….30.895,92 TL ….” rakamının hüküm fıkrasından çıkarılmasına, yerine “…. 19.753 TL ….” rakamının yazılmasına, 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’un 438/7. fıkrası gereğince hükmün düzeltilmiş bu şekliyle onanmasına, birleşen davada davacı … vekilinin sair temyiz itirazlarının (2-a) maddede açıklanan nedenle reddine, asıl davada davacı … vekilinin temyiz itirazlarının (1.) maddede açıklanan nedenle REDDİNE, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 54,40 TL onama harcının peşin harçtan mahsubu ile artan 457,95 TL’nin temyiz eden davacı birleşen davada davalıya iadesine, peşin harcın istek halinde davalı birleşen dosyada davacıya iadesine, 15.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.