YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/17939
KARAR NO : 2020/3375
KARAR TARİHİ : 11.06.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptal Ve Tescil, Elatmanın Önlenmesi, Kal
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili ile dahili davalı … İşletmeleri San. ve Tic. A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı Hazine vekili, dava dilekçesinde belirtilen taşınmazların bir kısmının kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını açıklayarak, taşınmazların kıyı içinde kalan kısımlarının tapu kaydının iptali ile terkinine, davalının müdahalesinin önlenmesine ve varsa mevcut yapıların kaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Dahili davalı vekili, davanın reddini savunmuştur
Mahkemece, davanın dahili davalı … İşletmeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. yönünden 523 ada 1 parsel sayılı taşınmaz açısından reddine, 295 ada 3 parsel ve 522 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar açısından kabulüyle, 01.08.2014 tarihli bilirkişi raporu ve krokisinde belirtilen dava konusu Beylikdüzü … 295 ada 3 nolu taşınmazın tamamı olan 48,18 m2’sinin, … 522 ada 1 nolu taşınmazın krokide A harfi ile gösterilen 14,72 m2’lik kısmının kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığının tespiti ile bu belirtilen kısımlara davalı şirket tarafından yapılan müdahalenin men-i ile üzerindeki yapıların kal’ine ve bu kısımların kıyı kenar çizgisi içerisinde kalması sebebiyle davacı lehine kamuya terkinine; diğer davalılar hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili ve dahili davalı … İşletmeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, çekişmeli taşınmazın kıyı-kenar çizgisine göre kıyıda kaldığı iddiasına dayalı tapu iptal ve sicilin kütükten terkini, müdahalenin önlenmesi ve kal isteklerine ilişkindir.
1. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekili ve dahili davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Diğer temyiz itirazlarının incelemesine gelince;
Bilindiği üzere, 362l sayılı Kıyı Kanunu’nun “kıyı kenar çizgisini” belirleme yöntemine ilişkin 5 ve 9. maddelerinin uygulanmasına yorum getiren ve görülmekte olan davalarda dikkate alınması zorunlu bulunan 28.11.1997 tarihli ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında “kural olarak, mülkiyet hukuku yönünden kıyı kenar çizgisi belirlenmesi görevinin idari yargıya ait olduğuna; ancak 3621 sayılı Kıyı Kanunu’nun 9. maddesi uyarınca idare tarafından kıyı kenar çizgisi belirlenmiş ve yazılı bildirime rağmen yasal süresinde idari yargıya başvurulmaması nedeniyle yargı yolunun kapanmış olması veya idare tarafından verilip kesinleşmiş karar bulunması durumlarında, bunlara uygun şekilde kıyı kenar çizgisinin adli yargı tarafından saptanması gerektiğine” işaret edilmiştir. 3621 sayılı Kanun’un 5 ve 9. maddelerine göre de kıyı kenar çizgisinin belirlenmesi zorunludur. Uzman bilirkişilerce, Yasanın ve İçtihadı Birleştirme Kararlarının emredici hükümleri dışında, hiçbir bilimsel incelemeye, araştırmaya ve verilere dayanmaksızın belirlenen kıyı kenar çizgisine itibar etmek doğru değildir. Değinilen İçtihadı Birleştirme Kararı kapsamı ve 3621 sayılı Kanun’un 5. ve 9. maddelerinde öngörüldüğü biçimde üç jeolog ya da jeoloji mühendisinden oluşturulacak uzman bilirkişi kurulu ve tapu fen memuru aracılığıyla yerinde keşif yapılması, 28.11.1997 tarihli ve 5/3 sayılı İnançları Birleştirme Kararı doğrultusunda bilimsel verilerden de yararlanılarak kıyı kenar çizgisinin belirlenmesi zorunludur.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu taşınmazların tapuda dahili davalı adına kayıtlı olduğu, Mahkemece yapılan keşif sonrası alınan bilirkişi raporlarında 295 ada 3 nolu taşınmazın tamamı olan 48,18 m2’nin, 522 ada 1 nolu taşınmazın krokide A harfi ile gösterilen 14,72 m2’lik kısmının kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı, 523 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tamamının kıyı kenar çizgisinin dışında kaldığı belirtilerek yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece her ne kadar yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya elverişli değildir. Şöyle ki; Mahkemece, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde idare tarafından onaylanan kıyı kenar çizgisine ilişkin bilgi ve belgeler eksiksiz olarak getirtilmemiş, bilirkişilerce tespit edilen kıyı kenar çizgisi ile idare tarafından onaylanan kıyı kenar çizgisi kroki üzerinde gösterilmemiş ve çakıştırma yapılmamış, taşınmazda gözlem çukuru açılmak suretiyle gerekli inceleme yapılmamış, komşu parsellerin kıyı kenar çizgisine ilişkin durumu araştırılıp değerlendirilmemiştir.
Hal böyle olunca, Mahkemece yapılması gereken iş; oluşturulan bilirkişi kurulu aracılığıyla, dava konusu taşınmazda yeniden keşif yapılması, taşınmazın farklı noktalarında gözlem çukurları açılarak bu çukurlardan alınan verilerin incelenmesi, açılan gözlem çukurlarının harita üzerinde işaretlenerek gösterilmesi ve kıyı kenar çizgisinin tespit edilmesi, keşfen tespit edilen kıyı kenar çizgisi ile Bakanlık tarafından onaylanan kıyı kenar çizgisinin fen bilirkişi tarafından kroki üzerinde gösterilmesi, farklılık olursa sebebinin açıklattırılması, varsa komşu parseller ile ilgili oluşturulan kıyı kenar çizgisi ve komşu parsellerin kıyı kenar çizgisine ilişkin durumunun araştırılması, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesidir. Anılan yönler gözetilmeden eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Davacı vekili ve dahili davalı vekilinin temyiz itirazları yukarıda 2. bentte gösterilen sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacı vekili ve dahili davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda 1. bentte gösterilen sebeplerle reddine, HUMK’un 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 11.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.