Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/18349 E. 2020/2967 K. 04.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/18349
KARAR NO : 2020/2967
KARAR TARİHİ : 04.06.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı, paydaşı olduğu 292 parsel sayılı taşınmazdaki ev ve ağaçların kendisine ait olduğunu ileri sürerek muhdesatın aidiyetine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, muhdesatların davacı tarafından yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen karar, bir kısım davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, muhdesatın tespiti isteğine ilişkindir.
1. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişmeli, tarla nitelikli 292 parsel sayılı taşınmazın … adına kayıtlı olduğu, murisin 04.12.2010 tarihinde ölümü ile geriye mirasçı olarak davacı … ile davalılar ….’ın kaldığı, taraflar arasında Kayseri 2.Sulh Hukuk Mahkemesinde 2015/809 Esas ile görülmekte olan ortaklığın giderilmesi davasının bulunduğu anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmedir ki; taraflar arasında görülen ortaklığın giderilmesi davasında muhdesatın davacıya ait olduğunu kabul eden davalılara husumet yöneltilemeyeceği açıktır.
Hal böyle olunca; Kayseri 2.Sulh Hukuk Mahkemesinde 2015/809 Esas ile görülmekte olan ortaklığın giderilmesi dava dosyasının getirtilmesi, eldeki dosya davalılarının ortaklığın giderilmesi davasında muhdesatın davacıya ait olduğunun kabul edip etmediklerinin ya da hangilerinin kabul ettiğinin saptanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir.
2. Bilindiği üzere, HMK’nin 297/2. maddesinde “hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” düzenlemesi yer almaktadır.
Somut olayda; davacı, 20.07.2015 havale tarihli dava dilekçesi ile sadece 292 parsel sayılı taşınmazda bulunan ev ve ağaçların kendisi tarafından yapıldığına karar verilmesini talep etmiş, Mahkeme kararında atıf yapılan 02.05.2016 tarihli raporda ise “B” ile işaretli garaj ve tuvalet bölümünün 292 parsel sayılı taşınmazın dışında tapulama harici alanda kaldığı belirlenmiş, nihai kararda anılan rapora atıf yapılarak ev ve muhtelif cins ve sayıdaki meyve ağaçlarının davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Nihai kararda bilirkişi raporunda bulunan garaj ve tuvalet kısımlarının olup olmadığı anlaşılamadığı gibi, kararda geçen ağaçların çekişmeli parselin içinde mi kaldığı yoksa tespit harici taşınmazda mı kaldığı anlaşılamamaktadır.
Hal böyle olunca; HMK’nin 297/2. maddesi uyarınca kararda, hangi yapı ile ilgili olarak karar verildiği krokide belirtilen harfi ile gösterilmek ve davaya konu ağaçların hangi taşınmaz içerisinde kaldığı belirlenmek suretiyle sonuca gidilmesi gererkirken infazda tereddüt yaratacak şekilde karar verilmesi de doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 04.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.