Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/18529 E. 2018/18925 K. 20.11.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/18529
KARAR NO : 2018/18925
KARAR TARİHİ : 20.11.2018

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 20.11.2018 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden … bizzat ve vekili Av. … geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı … vekili, evlilik birliği içinde davacı ve davalı adına 1/2’şer hisseyle tapuda tescil edilen 12 nolu mesken yönünden, davacının daha üstün yararı bulunduğunu açıklayarak, TMK’nin 226/2 maddesi gereği meskenin bölünmeden davacı tarafa verilmesini talep etmiştir.
Davalı …, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, tarafların evlenme öncesinden beri düzenli çalıştıkları, yaklaşık gelirlere sahip olduklarının anlaşıldığı, evlilik birliği içinde 13/05/2010 tarihinde satın alınan dava konusu taşınmazın 1/2’şer oranda tapuya taraflar adına kayıt ve tescil edildiği, taşınmazın ödemelerinin ve tadilatlarının birlikte yapıldığı, mülkiyetin eylemli olarak paylaşıldığı, katkılarının yarı yarıya olduğu konusunda iradelerinin birleştiği, tarafların paylarına razı olduklarının kabulünün gerektiği, bundan ayrı; fedakarlığın denkleştirilmesi ve hakkaniyet ilkesi, taraflar arasında öngörülen bu tür davalarda uygulanan ilkeler olduğundan, bir miktar katkı payı fazlalığının sonuca etkili görülmediği (Yargıtay 8. H.D.nin 28/09/2010 tarih ve … E. 2010/4382 K. İlamı), kaldı ki taşınmazın satın alınmasında davacının bir miktar fazla katkı yaptığı sonucuna varılsa bile, taşınmazın tapuda paylı mülkiyet hükümleri uyarınca kayıtlı olması karşısında, fazlalık oluşturan katkı miktarının TBK’nin 285. ve devamı maddeleri gereğince davalıya gizli bağış niteliğinde olduğunun kabul edilmesi gerektiği,TBK’nin 295. maddesi ve devamı maddeleri gereğince bağıştan rücu ön gören usule uygun açılmış bir dava ve istekte bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6100 sayılı HMK’nin 26/1. maddesi uyarınca hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır, ondan fazlasına veya başka birşeye karar veremez. Davacı taraf gerek dava dilekçesinde gerek yargılamanın devamında TMK’nin 226/2. maddesi gereği, daha üstün bir yararı bulunduğu gerekçesiyle meskenin tamamının davacı adına tescilini talep etmiştir. Dava, TMK’nin 226/2 maddesine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
TMK’nin 226/2 maddesinde “Tasfiye sırasında, paylı mülkiyete konu bir mal varsa, eşlerden biri kanunda öngörülen diğer olanaklardan yararlanabileceği gibi, daha üstün bir yararı olduğunu ispat etmek ve diğerinin payını ödemek suretiyle o malın bölünmeden kendisine verilmesini isteyebilir.” hükmü düzenlenmiştir.
Somut uyuşmazlık incelendiğinde davacı taraf; 50 yaşında olduğu, herhangi bir birikimi kalmadığı, dava konusu ev için alınan borçları ödeyebilmek amacıyla İstanbul’daki kendi evini ipotek ettirmek zorunda kaldığı, çekilen kredi borcunun halen devam ettiği, kredilerin otomatik olarak emekli maaşından kesildiği, evlilik nedeniyle 2009 yılında İzmir’e taşınırken eşyalarını elden çıkartıp İstanbul’daki evini kiraya verdiği, artık İstanbul’a gitme gibi bir durumun söz konusu olmadığı, zira gitse dahi kendi evinde oturamayacağı çünkü bu kez kira gelirinden yoksun kalıp temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale geleceği ve çekilen kredi yüzünden ipotekli bu evinden de olacağı gerekçeleriyle, davaya konu 12 nolu meskende daha üstün yararı bulunduğunu iddia etmiştir.
Mahkemece, davacı tarafça sunulan bu sebeplerin TMK’nin 226/2 maddesinde yazılı “daha üstün bir yararı olduğunu ispat etmek” koşulunu sağlamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Ne var ki bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK’un 438/son maddesi uyarınca davanın reddine ilişkin kararın gerekçesi açıklanan şekilde değiştirilerek ve düzeltilerek, kararın onanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
SONUÇ: Davacı vekili tarafından temyiz edilen ve sonucu itibariyle doğru bulunan hükmün yukarıda açıklanan sebeplerle HUMK’un 438/son maddesi uyarınca gerekçesi değiştirilerek ve düzeltilerek ONANMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.630,00 TL Avukatlık Ücreti’nin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacıya verilmesine, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 20.11.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.