Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/19258 E. 2020/3555 K. 16.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/19258
KARAR NO : 2020/3555
KARAR TARİHİ : 16.06.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacılar vekili, ortaklığın giderilmesi davasına konu olan 195 parsel sayılı taşınmazda yer alan muhdesatların vekil edenleri tarafından yapıldığını belirterek, taşınmaz üzerindeki betonarme 16 m2 1 oda, 2 m2 1 mutfak, 1 alaturka, 1 alafranga tuvalet, 1 adet samanlık, 1 adet garaj, 1 adet buğday ambarı, 1 adet betonarme ahır, dışarıya 1 adet köy tuvaleti, taşınmazın girişine 1 adet demir dış kapı, taşınmazda bulunan eski ve yeni evin komple çatıları, 1 adet duvarları seramik banyo, odaların tavanları tahta iken pimapen plastik malzeme ile kaplanması, evdeki odaların taban döşemelerinin laminant parke ile değiştirilmesi ve pimapen tuvalet kapısının mülkiyetinin tespiti ile tapuya şerh verilmesine olmazsa muhdesatların bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, dava dilekçesinde yapıldığı iddia edilen tüm muhdesatların murisin sağlığında yapıldığını, davacıların hiçbir yerden gelirleri olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, davacıların mülkiyetin tespitine yönelik talebin reddine, dava konusu 195 Parsel nolu taşınmaz üzerinde bulunan ve teknik bilirkişi İbrahim Kantar tarafından hazırlanan 29.09.2015 tarihli krokide A,B,C,D, harfleri ile nitelendirilen taşınmazlardaki muhdesatların (Betonerme 16 m2 1 oda , 2 m2 1 mutfak, 1 alaturka 1 alafranga tuvalet, 1 adet samanlık, 1 adet garaj, 1 adet buğday ambarı, 1 adet betonerme ahır, dışarıya bir adet köy tuvaleti, taşınmazın girişine 1 adet demir dış kapı , eski ve yeni evin komple çatıları, 1 adet duvarları seramik banyo, odaların tavanları tahta iken plastik malzeme ile kaplanması, evdeki oldaların taban malzemelerinin laminat parke ile kaplanması, 1 adet pimapen tuvalet kapısı) davacılar tarafından yapıldığının tespitine karar verilmiş, hüküm davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, muhdesatın tespiti ile tapu kaydına şerh ve tescil istemine,olmazsa muhdesat bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Öncelikle, dava 195 parselle ilgili muhdesat aidiyetinin tespiti ile tapu kütüğünün beyanlar hanesine tesciline olmazsa muhdesat bedellerinin tahsili istemine ilişkindir. Bilindiği gibi muhdesatın tespitine yönelik davalarda, davanın kayıt malikine, kayıt maliki ölmüş ise mirasçılarına karşı açılması gerekir. Gerek davanın açıldığı tarihte gerekse dava tarihinden önce davacılardan Selahhatin Sev tapuda malik değildir. O halde, Mahkemece, muhdesatın tespitine karar verilirken bahsi geçen davacı adına tespit hükmü kurulması doğru olmamıştır. Mahkemece, yapılması gereken iş, davacılardan Selahatinin tapu kaydında malik olmadığı hususu gözönüne alınarak, davacının asıl talebi ve terditli talebi hakkında bir karar vermek olmalıdır.
Yine, 22.12.1995 tarihli ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda muhdesattan, bir arazi üzerinde yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir.
Duraksamadan belirtmek gerekir ki; mevcut bir muhdesata sonradan yapılan iyileştirici imalatlar yeni bir muhdesat meydana getirme sayılamayacağı gibi, bu amaçla yapılan giderler de mevcut muhdesata değer kazandıran faydalı ve zorunlu giderlerdendir. Aynı şekilde bütünleyici parça niteliğinde olmayıp her zaman için ana taşınmazdan sökülüp götürülebilen ve taşınmazdan ayrılması mümkün olan eşyalar da teferruat niteliğindedir. Bu nitelikteki eşyalar yönünden muhdesat aidiyeti davası açılamayacağı, iyileştirici nitelikteki giderlerden payına düşenden fazlası yapılmış ise fazlasını ancak koşullarının varlığı halinde Borçlar Kanunu hükümlerine göre sebepsiz zenginleşme kurallarına göre açılacak eda nitelikli bir alacak davası ile istenebileceği kuşkusuzdur.
Somut olayda; davacılar vekili, 16 m2 1 oda, 2 m2 1 mutfak, 1 alaturka, 1 alafranga tuvalet, 1 adet samanlık, 1 adet garaj, 1 adet buğday ambarı, 1 adet betonarme ahır, dışarıya 1 adet köy tuvaleti, taşınmazın girişine 1 adet demir dış kapı, taşınmazda bulunan eski ve yeni evin komple çatıları, 1 adet duvarları seramik banyo, odaların tavanları tahta iken pimapen plastik malzeme ile kaplanması, evdeki odaların taban döşemelerinin laminant parke ile değiştirilmesi ve pimapen tuvalet kapısının aidiyetinin tespitini talep etmiş, Mahkemece talep doğrultusunda karar verilmiş ise de, bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki, Mahkemece yapılan keşif sonrası alınan bilirkişi raporunda, A ile gösterilen evin tek katlı olduğu ve yanına 16 m2 lik oda ilave edildiği, diğer kısımlarda tadilat yapıldığı ( çatı onarımı,kiremit değişimi vs), B ile gösterilen kısımlar da masraf yapıldığı, C ile gösterilen ahır-garaj olarak kullanılan binada onarım ve tadilat yapıldığı, D ile gösterilen yerde herhangi bir işlem yapılmadığı belirlenmiştir. Ancak, Mahkemece, yapılan ilave oda inşaatı, mutfak, 1 alaturka, 1 alafranga tuvalet, 1 adet samanlık, 1 adet garaj, 1 adet buğday ambarı, 1 adet betonarme ahır, dışarıya 1 adet köy tuvaletinin iyileştirme gideri niteliğinde mi, yoksa müstakilen yapılan bağımsız bölüm şeklinde yeni bir muhdesat oluşturma niteliğinde mi olduğu hususları açıklığa kavuşturulmamıştır. Yine az yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca iyileştirme olarak kabul edilmesi gereken 1 adet demir dış kapı, taşınmazda bulunan eski ve yeni evin komple çatıları, 1 adet duvarları seramik banyo, odaların tavanları tahta iken pimapen plastik malzeme ile kaplanması, evdeki odaların taban döşemelerinin laminant parke ile değiştirilmesi ve pimapen tuvalet kapısının da tespitine karar verilmiş olması da yukarıdaki açıklamalar nazara alındığında doğru olmamıştır. O halde, Mahkemece yapılacak iş, yukarıda bahsedilen ilkeler ve somut olay ışığında, bilirkişilerden ek rapor alınarak, gerekir ise, dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılarak, dava konusu yapılanların eklenti (veya iyileştirme) niteliğinde mi yoksa bağımsız bölüm niteliğinde muhdesat mı olup-olmadıklarının tereddüte yol açmayacak şekilde belirlenerek, toplanmış ve toplanacak deliller çerçevesinde, davacının asıl ve terditli talebi hakkında hüküm kurmak olmalıdır. Tüm bu hususlar düşünülmeden eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalılar vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.