YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/19854
KARAR NO : 2020/3510
KARAR TARİHİ : 16.06.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılardan … tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, vekil edeninin,davalılardan …’ndan dava konusu taşınmazın arsasını satın aldığını, satış senedinde bahsi geçen 819 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 333 ada 20 parsel sayılı taşınmazın geldisi olup imar uygulaması sonucu önce 236 ada 20 parsel sayısını daha sonra 333 ada 20 parsel sayısını aldığını, arsayı satın alan vekil edeninin arsa üzerine iki katlı ev yaptırdığını, davalılardan Selahittin’in miras yolu ile taşınmazda hissedar olduğunu, ancak Selehittin ile birlikte paydaş olan diğer mirasçıların hisselerini davalı …’a sattıklarını, davalı …’in sadece arsa satın aldığını, üzerinde yapı olan bir taşınmaz satın almadığını, davalı … aleyhine icra takibi başlatıldığını ve taşınmazın satışa çıkarıldığını açıklayarak, 333 ada 20 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki yapının vekil edenine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan …, 17.03.2016 tarihli ön inceleme duruşmasında, açılan davayı kabul ettiğini, hissesini davacıya vermeye hazır olduğunu beyan etmiş, davalılardan … ise aynı duruşmada, dava konusu yerdeki hisseyi bir alacak karşılığı aldığını, üzerindeki evin kime ait olduğunu bilmediğini, hisseyi arsa olarak satın aldığını, davayı kabul etmediğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; Kahramanmaraş 4. İcra Müdürlüğünün 2015/317 sayılı dosyasında dava konusu taşınmazın satışı ile davacının mağduriyete uğrayacağı ve bu nedenle söz konusu davayı açmakta hukuki yararı bulunduğu gerekçesi ile davacının davasının kabulü ile, 333 ada 20 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan, 2 katlı bina ile ağaçların mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılardan … vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava muhdesatın tespiti isteğine ilişkindir.
Bilindiği üzere; bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK mad. 684/1). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK mad.718). 22.12.1995 tarihli ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK mad. 722, 724 ve 729) sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK mad. 106/2) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararının bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re’sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK mad.114/1-h, 115).
Öğretide ve Yargıtay’ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
Somut olaya gelince; her ne kadar mahkemece, Kahramanmaraş 4. İcra Müdürlüğünün 2015/317 sayılı dosyasında dava konusu taşınmazın satışı ile davacının mağduriyete uğrayacağı ve bu nedenle söz konusu davayı açmakta hukuki yararı bulunduğu gerekçesi ile kabul kararı verilmiş ise de, az yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olayda muhdesat tespiti davasının açılabilmesi için gerekli hukuki yararın varlığından bahsedilemez.
Hal böyle olunca; Mahkemece hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine (HMK mad. 115) karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde işin esası incelenerek kabul kararı verilmesi isabetsiz olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalılardan … vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalılardan … vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 16.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.