Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/19959 E. 2018/14817 K. 03.07.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/19959
KARAR NO : 2018/14817
KARAR TARİHİ : 03.07.2018

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi ve Yıkım

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili ile duruşma talepsiz olarak davacı … vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 03.07.2018 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı vekili Av….. ve karşı taraftan davacı … vekili Av….. geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı … vekili asıl ve birleşen dosyada, davalının … ilçesi…. Mevkiinde sahil şeridinde bulunan devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlere işletme tesisleri ve çeşitli muhdesatlar yapmak sureti ile işgal ve müdahalede bulunduğunu belirterek müdahalenin meni ile muhtesatların kalini talep etmiştir.
Davalı vekili asıl ve birleşen dosyada, müdahalelerinin olmadığını, dava konusu bölgeyi kullanmak için izin talebinde bulunduklarını ancak, halen sonucunun beklendiğini bu nedenle izin taleplerinin akibetinin beklenmesini ve davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, bozmadan önce davanın kabulüne, fen bilirkişisi raporuna göre ayrı ayrı harflerle gösterilen toplam 6.626,00 m2’lik alana davalının yaptığı müdahalenin men’ine ve üzerlerindeki muhdesatların kal’ine karar verilmesi üzerine hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Daire’nin 01/04/2014 tarihli ve 2014/53 Esas 2014/5841 Karar sayılı ilamı ile ‘ …Mahallinde 16.01.2007 ve 23.10.2009 tarihlerinde yapılan keşif sırasında düzenlenen teknik bilirkişi raporlarında, dava konusu yerde kıyı kenar çizgisinin 24.10.1984 tarihinde onaylandığı belirlenmiş, krokili raporda ise A, B, C, D, E, F, İ, G, P, R harfleriyle gösterilen bölümlerin toplam 1407 m2 olup bu bölümlerin Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, …, , harfleriyle gösterilen toplam 4664 m2 yerin parsel (1 parsel) kapsamında kaldığını, Kuluçkahanenin 141.14 m2 bölümünün kıyı kenar çizgisi kapsamında kaldığını bildirmiştir. Davalı vekili kuluçkahanenin bulunduğu 1 ve 2 parselin … Ürünleri A.Ş.’ne ait olduğunu, müvekkili şirketin ticari isminin … Ürünleri A.Ş. olduğunu, yapıların bir bölümünün müvekkil şirkete ait tapu kaydı kapsamında kaldığını açıklamıştır. Mahkemece, teknik bilirkişi raporunda …, L, O, H, M, harfleriyle gösterilen 1 parsel kapsamında kaldığı anlaşılan yer ile kuluçkahanenin bir bölümünün kıyı kenar çizgisi kapsamında kaldığı belirtilmiş olmasına rağmen, davalı şirkete ait 490 ve 1 ve 2 parsellere ait tapu kayıtları ilk tesis tarihinden itibaren getirtilerek bir kısım yapıların tapu kayıtları kapsamında kalıp kalmadığı araştırılmamış, davalı …A.Ş ile tapu kayıt maliki … Ürünleri A.Ş.’nin ilintisi şirket kayıtları bulunduğu yerlerden getirtilerek göz önünde tutulmamıştır. Yine aynı mahkemeden temyiz incelemesine gönderilen tarafları aynı olan … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 06.06.2013 tarih ve 2009/338 Esas, 2013/358 Karar sayılı dosyasında aynı kuluçkahanenin belli bölümlerinin … A.Ş. adına kayıtlı 1 ve 490 sayılı parsel kapsamında kaldığı, C ile gösterilen bölümünün kıyı kenar çizgisi kapsamında kaldığı belirlendiğinden her iki dosya arasındaki irtibat nedeniyle dava dosyaları birleştirilerek karar verilmesinin yargılama ekonomisi bakımından yararlı olacağı gözönünde tutulmamıştır. Mahkemece, yukarıda açıklanan araştırma ve incelemeler yapılmadan eksik incelemeyle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir….’ gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemesince bozmaya uyma kararı verilerek yeniden yapılan yargılama neticesinde, davanın ve birleşen davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, davaya konu … İli, … İlçesi, ….Köyü,….. Mevkiinde, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kıyı kenar çizgisi içerisinde kalan, fen bilirkişileri …. tarafından düzenlenen 11/08/2015 havale tarihli bilirkişi raporu ve ekli krokisinde; (B) harfi ile gösterilen kuluçkahanenin 198,00 m2’lik kısmının, (D) harfi ile gösterilen 14,45 m2’lik kısmın, (E) harfi ile gösterilen 20,00 m2’lik bekçi kulübesinin, (F) harfi ile gösterilen 198,00 m2’lik yemekhane binasının, (G) harfi ile gösterilen 133,27 m2’lik istinat duvarının, (H) harfi ile gösterilen 184,00 m2’lik su deposunun, (I) harfi ile gösterilen 98,00 m2’lik otoparkın, (İ) harfi ile gösterilen 12,00 m2’lik trafonun, (J) harfi ile gösterilen 332,00 m2’lik spor sahasının, (…) harfi ile gösterilen atölyenin 306,77 m2’lik kısmının, (L) harfi ile gösterilen 12,14 m2’lik kısmın, (M) harfi ile gösterilen tel çit ile çevrili 1.069,95 m2’lik kısmın üzerindeki muhtesatların kal masraflarının davalı tarafa ait olmak üzere kal’ine, ve davalı tarafın bu kısımlara ilişkin müdahalesinin men’ine, aynı bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 248,00 m2’lik iskelenin kal ve müdahelenin meni talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, her iki taraf vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlere yönelik haksız müdahalenin önlenmesi ve üzerindeki yapıların kal’ine ilişkindir.
1) Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere göre temyiz eden taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2) Davacı … vekilinin fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen iskeleye ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, fen bilirkişileri …. tarafından düzenlenen 11/08/2015 havale tarihli bilirkişi raporu ve ekli krokisinde; (A) Harfi ile gösterilen iskelenin kıyı kenar çizgisi içinde ve 153 ada 1 parselin sınırları dışında kaldığının belirlendiği,mahkemece A harfi ile gösterilen 248 m2’lik iskeleye dair … İl Özel İdaresi tarafından yapı kullanma izin belgesi onaylandığı nazara alınarak, ruhsatlandırılan iskele yönünden davacı tarafın müdahale ve kal talebinin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; 3621 sayılı Yasa’nın 6. maddesinin ilk fıkrasında; kıyılarda ne gibi yapılanmanın mümkün olmayacağı belirtilmiş, 2. fıkrasında ise bu yerlerde uygulama imar planı gereğince iskele, liman, barınak, yanaşma yeri, rıhtım… gibi sayılan yapı ve tesislerin yapılabileceği kabul edilmiştir. Anılan madde hükmünden de anlaşılacağı üzere sözkonusu yapılaşmanın hukuken korunabilmesi, kıyıda uygulama imar planının karar altına alınması ve uygulamaya geçilmesi ile olanaklıdır.
Diğer taraftan “doldurma ve kurutma yoluyla, arazi ve bu araziler üzerinde yapılabilecek yapılar” başlıklı 7. maddesinde, denizden doldurma ve kurutma yapmak bir takım usulü işlemlere ve izinlere bağlanmıştır.
Somut olayda, dava konusu iskeleye ilişkin olarak, … İl Özel İdaresi Yapı İşleri Daire Başkanlığının beton iskele inşaatının tamamlandığından bahisle yapı kullanma izin belgesinin düzenlendiği gerekçesi ile ret kararı verildiği ancak beton iskele için yukarıda belirtilen kanun maddeleri ışığında herhangi bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; davaya konu yapılanma bakımından Kıyı Yasası’nın yukarıda değinilen hükümleri çerçevesinde tüm koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin açıklığa kavuşturulması, ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken, noksan inceleme ile hüküm kurulması doğru değildir.
3) Davalı vekilinin fen bilirkişi raporunda (D) harfi ile gösterilen yere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu yerlerden olan ve fen bilirkişileri…. tarafından düzenlenen 27/10/2015 havale tarihli ek bilirkişi raporunda ve ana rapora ekli krokide 14,45 m2’lik (D) harfi ile gösterilen yerin, 153 ada 1 parsel sayılı taşınmazın sınırları içinde kaldığının ve aynı zamanda kıyı kenar çizgisi sınırları içinde kaldığının tespit edildiği, 153 ada 1 parsel sayılı taşınmazın malikinin ise davalı şirket olduğu anlaşılmaktadır.
T.M….’nın. 683. maddesine göre bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içerisinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Davacıya ait tapu kaydı ayakta olduğu sürece bu kayıt iptal edilinceye kadar davalının bu taşınmazda yasadan doğan kullanım hakkı kısıtlanamaz.
Somut olayda, (D) harfi ile gösterilen 14,45 m2’lik kısım davalının tapulu yerinin içinde kalmakta iken, mahkemece bu yer hakkında da el atmanın önlenmesi ve üzerindeki muhdesatın kal’ine karar verilmesi doğru olmayıp, dava konusu yerin kıyı kenar çizgisi içerisinde kalmasının davacı Hazineye sadece tapunun iptali için dava açma hakkı verdiğinin, tapu kaydı iptal edilmeden davalının tasarruf hakkını kısıtlayıcı biçimde karar verilemeyeceğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirmiştir.
4) Yine, fen bilirkişileri … tarafından düzenlenen 11/08/2015 havale tarihli bilirkişi raporu ve ekli krokisinde; (C) Harfi ile gösterilen kuluçkahane binasının 149,50 m2’si davalıya ait 153 ada 1 parselin sınırları dışında ve kıyı kenar çizgisinin içinde kaldığının belirlenmiştir. Ancak mahkemece bahsi geçen (C) harfli yere ilişkin olumlu-olumsuz bir karar verilmediği anlaşılmaktadır. Bu sebeple, mahkemece, fen bilirkişisi raporunda (C) harfli yere ilişkin de olumlu-olumsuz bir karar verilmesi için kararın bu sebepten de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın (2), (3), (4) nolu sayılı bentlerde açıklanan nedenle 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddine, bozma sebebine göre yargılama giderleri ile vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.630,00 TL Avukatlık Ücreti’nin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalıya verilmesine, 1.630,00 TL Avukatlık Ücreti’nin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacıya verilmesine, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 03/07/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.