YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/20731
KARAR NO : 2017/16228
KARAR TARİHİ : 05.12.2017
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, vekil edeninin babası …’ın, davaya konu 514 parsel sayılı taşınmazın tamamını, 853 parsel sayılı taşınmazın ise 15 dönümlük kısmını, davalıların babası …’dan, 1968-1970 yıllarında satın aldığını, muris …’ın 1972 yılında öldüğünü, T.M….’nun 713.maddesindeki koşulların oluştuğunu açıklayarak, 514 parsel sayılı taşınmazın tamamının, 853 parsel sayılı taşınmazın ise 15 dönümlük kısmının tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan … davanın reddini savunmuş, diğer davalılar ise davayı kabul etmişlerdir.
Mahkemece, davacının 514 parsel sayılı taşınmaza yönelik davasının kabulüne, 853 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak ise; davacı tarafından talep edilen 15 dönümün ifrazı mümkün olmadığından talebin reddine karar verilmiş, hükmün; 514 parsel sayılı taşınmaza ilişkin kabul kısmının, Daire’nin 7.12.2012 tarih ve 2012/1420 E., 2012/12015 …., sayılı kararı ile ONANMASINA karar verilmiş, 853 parsel sayılı taşınmaza ilişkin ret bülümünün ise; tapu kayıt maliklerinden … Gürler, …, …, …, …’ın kabul beyanları da dikkate alınarak paylı mülkiyet şeklinde hesap yapılarak kabul edilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle bu parsel yönünden ret kararı verilmesi isabetli olmamıştır gerekçesi ile BOZULMASINA karar verilmiş, Mahkeme tarafından eski kararda ısrar edilmiş, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 30.9.2015 tarih, 2013/8-2377 E., 2015/2010 …., sayılı kararı ile direnme kararının BOZULMASINA karar verilmiş, Mahmece yeniden yapılan yargılama neticesinde; “Dava konusu 514 parsel sayılı taşınmaz ile ilgili verilen karar kesinleşmiş olduğundan bu taşınmaz ile ilgili yeniden karar verilmesine yer olmadığına, Dava konusu 853 parsel sayılı taşınmaz ile ilgili davanın KISMEN KABULÜ ile dava konusu taşınmazda davalılar Hanım Gürler, …, …, … ve … adlarına kayıtlı toplam 8/12 hisseye ilişkin tapu kaydının iptali ile davacı … adına tapuya kayıt ve tesciline bakiye kalan 4/12 hissenin davalı … üzerinde bırakılmasına” karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava, TMK’nun 713/1. fıkrasındaki kazanmayı sağlayan zilyetlik ve 2. fıkrasında yer alan, “…maliki 20 yıl önce ölmüş…” hukuki sebeplerine dayalı olarak açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Kural olarak, tapulu bir taşınmazın olağanüstü zamanaşımı yoluyla iktisabı mümkün değildir. Ancak kanunun açıkça izin verdiği ayrık durumlarda tapulu bir taşınmazın tamamının veya belli bir payının koşulları oluştuğu takdirde olağanüstü zamanaşımı yoluyla kazanılması mümkün olabilir. Kanunda düzenlenen ayrık hallerden biri de TMK’nun 713/2. maddesidir. Anılan fıkranın önceki düzenlemesinde “aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya 20 yıl önce ölmüş ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir” denilmiştir.
İş bu yasal düzenlemelere paralel olarak, Daire’nin bozma ilamında da; tapu kayıt maliklerinden .., …, …’ın kabul beyanları da dikkate alınarak, paylı mülkiyet şeklinde hesap yapılarak kabul edilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle bu parsel yönünden ret kararı verilmesinde isabet bulunmadığına değinilmiştir.
Hal böyle olunca; Mahkemece yapılması gereken iş, … yönünden de davanın kabulü ile davacı tarafın talebi olan 15 dönüme karşılık gelen miktar esas alınıp, paylı mülkiyet şeklinde hesap yapılarak iptal ve tescil hükmü kurulması gerekirken, yanlış değerlendirme ve yanılgılı gerekçeler ile, yazılı şekilde hüküm tesisinde isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 05.12.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.