YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/21381
KARAR NO : 2018/19007
KARAR TARİHİ : 21.11.2018
MAHKEMESİ : Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtayca incelenmesi davacı-karşı davalı vekili, duruşmasız olarak davalı-karşı davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 20/11/2018 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı-karşı davalı vekili Av. … ile davalı-karşı davacı vekili Av…. geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı-karşı davalı … vekili, dava dilekçesinde belirtilen 93 ada 131 parseldeki 3 nolu bağımsız bölüm nedeniyle mal rejiminin tasfiyesine, 1/2 oranında tapu iptal-tescil olmadığı takdirde değer artış payları da hesaplanmak suretiyle edinilmiş mallara katılma rejimi uyarınca eşit olarak tasfiyesi ile fazlaya ilişkin haklar saklı olmak üzere 30.000-TL katılma alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, karşı davanın reddini savunmuştur.
Davalı-karşı davacı … vekili, davanın reddini savunmuş, karşı dava dilekçesinde belirtilen 58 ada 1 parseldeki 9 nolu bağımsız bölümün edinilmesi sırasında, karşı davacının dava dilekçesinde bahsedilen ziynet eşyalarını vermek suretiyle katkıda bulunduğunu açıklayarak mal rejiminin tasfiyesi ile fazlaya ilişkin haklar saklı olmak üzere 50.000-TL katkı payı alacağının tahsiline, bunun mümkün olmaması halinde anılan ziynet eşyalarının aynen veya mislen iadesine karar verilmesini istemiş, ıslahla talebini 128.430-TL’ye yükseltmiştir.
Mahkemece davacı-karşı davalının davasının reddine, davalı-karşı davacının davasının kabulü ile, davalı-karşı davacının 128.430-TL katkı payı alacağının hüküm tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davacı-karşı davalıdan tahsiline karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı-karşı davalı vekili ile davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı-karşı davacı vekilinin tüm, davacı-karşı davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı-karşı davalı vekilinin asıl dava konusu 93 ada 131 parseldeki 3 nolu bağımsız bölüme yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 Sayılı HMK mad. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacağı hakkı vardır. Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden (TMK mad.229) ve denkleştirmeden (TMK mad.230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK mad.219) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK mad.231) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK mad.236/1). Katılma alacağı, Yasa’dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.
Artık değere katılma alacağı miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değerleri esas alınır (TMK mad.227/1, 228/1, 232 ve 235/1). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir.
Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK mad.222).
Yukarıdaki değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır.
Somut olaya gelince; eşler, 02.07.1978 tarihinde evlenmiş, 01.06.2011 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK mad.225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 Sayılı TMK’nin yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 Sayılı TKM mad.170), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 Sayılı Yasa mad.10, TMK mad.202/1). Tasfiyeye konu 93 ada 131 parseldeki 3 nolu bağımsız bölüm, eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 22.03.2006 tarihinde ferdileşme yoluyla davalı eş adına tescil edilmiş, boşanma dava tarihinden sonra 18.04.2013 tarihinde 3.kişiye satılarak devredilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK mad.179).
Mahkemece, davacı-karşı davalının davasını ispat etmesi gerektiği, davasını ispat edecek iddia ve savunmaları mahkemeye sunması gerektiği, ispat yükünün davacı-karşı davalıda olduğu ancak yapılan yargılamada dinlenen tanık beyanları ve alınan bilirkişi raporları göz önünde bulundurulduğunda davacı-karşı davalının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, gerekçe dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki, taraf beyanları, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı itibariyle dava konusu taşınmazın taraflar arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 01.01.2002 tarihinden sonra kooperatife üye olunmak suretiyle edinildiği, 22.03.2006 tarihinde ferdileşme yoluyla davalı eş adına tescil edildiği anlaşılmaktadır. Edinilmiş mallara katılma rejiminde evlilik birliği içinde edinilen bir mal aksi kanıtlanmadıkça edinilmiş mal sayılır. Açıklanan bu durum karşısında; dava konusu taşınmazın kişisel mal olduğuna ilişkin ispat yükü bunu iddia eden tarafta olup, kişisel mal olduğu ispatlanamadığı takdirde yasa gereği edinilmiş mal olduğu kabul edilir. Mahkemece iddia ve savunma çerçevesinde taraf delilleri toplanıp, tartışılıp, değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, ispat yükünün davacıda olduğu ve ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davacı-karşı davalı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (2) nolu bentte yazılı nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalı-karşı davacı vekilinin tüm, davacı-karşı davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle reddine, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.630,00 TL Avukatlık Ücreti’nin davalı-karşı davacı …’dan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacı-karşı davalı …’a verilmesine, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 2.079,20 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 6.693,80 TL’nin davalı-karşı davacıdan alınmasına, peşin harcın istek halinde davacı-karşı davalıya iadesine, 21/11/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.