YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/21539
KARAR NO : 2019/659
KARAR TARİHİ : 22.01.2019
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Mal Rejiminin Tasfiyesinden Kaynaklanan Alacak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı … vekili, dava dilekçesinde belirtilen 27024 ada 1 parseldeki 26/1983 hisse ve 28279 ada 85 parsel sayılı taşınmaz nedeniyle mal rejiminin tasfiyesi ile alacak isteğinde bulunmuş, dava değerini fazlaya ilişkin haklar saklı olmak üzere 10.000 TL göstererek bu değer üzerinden peşin harç yatırmış, 21.12.2015 tarihli dilekçesi ile talebini toplamda 25.000 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı …, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının davasının kabulüne, 25.000 TL katılma alacağının hüküm tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
HMK’nin 297/2. maddesi “Hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir” hükmünü içermektedir. Somut olayda, davacı vekili dava dilekçesinde belirtilen 27024 ada 1 parseldeki 26/1983 hisse ve 28279 ada 85 parsel sayılı taşınmaz nedeniyle mal rejiminin tasfiyesi ile alacak isteğinde bulunmuş, dava değerini fazlaya ilişkin haklar saklı olmak üzere 10.000 TL göstermiş ve bu değer üzerinden peşin harç yatırmıştır. Harcını da yatırdığı 21.12.2015 havale tarihli dilekçede ise, talep miktarını 25.000 TL’ye yükseltmiştir. Davacı tarafın mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak isteği dava konusu iki adet taşınmaza ilişkin olup, hangi taşınmaz için ne kadar talep edildiği hususu davacı tarafça açıklanmadığı gibi HMK’nin 31. maddesindeki “hakimin davayı aydınlatma ödevi” çerçevesinde mahkemece de açıklatılmamıştır. Mahkemece her bir taşınmaz yönünden talep miktarı davacı tarafa açıklattırılarak, bundan sonra talep miktarı da göz önünde bulundurularak isteklerin her biri hakkında ayrı ayrı olumlu olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Kabule göre de, 11.03.2015 tarihli teknik bilirkişi raporunda dava konusu 28279 ada 85 parsel sayılı taşınmaz ile üzerindeki yapı ve ağaçların keşif tarihi itibariyle rayiç değerinin toplam 50.000 TL olduğu bildirilmiştir. Dava konusu 85 parsel sayılı taşınmazın mülkiyeti Hazineye ait olup, mahkemece sadece üzerindeki yapı ve ağaçların değerleri üzerinden hesaplama yapılması gerekirken, zemin değerinin de hesaplamaya dahil edilmiş olması doğru değildir.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 22.01.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.