YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/2225
KARAR NO : 2018/18360
KARAR TARİHİ : 08.11.2018
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı … Sağlık Hizm. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı vekili; 30.10.2014 tarihli hacizde borçlu şirkete ait malların haczedildiğini, 3. kişi tarafından öne sürülen istihkak iddiasının alacaklılardan mal kaçırmaya yönelik olduğunu ileri sürerek davanın kabulü ile istihkak iddiasının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı 3. kişi vekili, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, borçlu şirketin haciz yapılan işyerini alacaklılarını bertaraf etmek maksadıyla muvazaalı bir biçimde davalı üçüncü şahsa devir ettiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nin 99. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
1.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı 3. kişi vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2.Davalı 3. kişi vekilinin hacizli menkullerden Meksa marka hasta yataklarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Davalı 3. kişi cevap dilekçesinde bu mahcuzları dava dışı Vakıf Leasing Finansal Kiralama Şirketinden kiraladığını beyan ederek kiracılık sıfatına dayalı olarak istihkak iddiasında bulunmuştur.
İİK’nin 96/1. maddesinde, 3. kişinin haczedilen mal ve hak üzerinde mülkiyet veya rehin hakkına dayanarak istihkak iddiasında bulunabileceği öngörülmüştür. Gerek doktrinde ve gerekse Yargıtay uygulamasında “mülkiyet ve rehin hakları” sözcüklerinin sınırlandırıcı anlam taşımadığı, ayrıca sınırlı ayni haklara, tapuya şerh verilmiş kişisel haklara, hapis hakkına, mülkiyeti muhafaza sözleşmesine, intifa hakkına dayanarak da istihkak iddiasında bulunulabileceği kabul edilmektedir.
Ancak somut olayda, davalı yukarıda yazılı haklara değil, yalnızca kiracılık sıfatına dayanmıştır. Kural olarak kiracının istihkak iddiasında bulunma hakkı yoktur. Leasing sözleşmesi sadece taraflar yönünden sonuç doğurur. Diğer bir deyişle leasing ilişkisinden kaynaklanan şahsi haklar sözleşmenin tarafı olmayan kişilere karşı ileri sürülemez.
O halde davacı alacaklının ilgili mahcuzlar yönünden İİK’nin 99. maddesi hükümlerine göre istihkak davası açmakta hukuki yararı bulunmadığından, 6100 sayılı HMK’nin 114/ h ve 115/2 maddeleri uyarınca, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı 3. kişi vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı 3. kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nin 366. ve 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. Maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 08.11.2018 tarihinde oy birliği ile karar verildi.