YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/250
KARAR NO : 2016/3629
KARAR TARİHİ : 01.03.2016
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Yıkım
… ile … ve müşterekleri aralarındaki dava hakkında … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen … tarih ve … sayılı hükmün Daire’nin … gün ve … sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Davacı … vekili ve davalılar vekili taraflarından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile tutanaklar münderecatına ve Yargıtay ilâmında açıklanan gerektirici sebeplere göre yerinde olmayan ve HUMK’nun 440. maddesinde yazılı hallerden hiçbirisine uymayan karar düzeltme isteminin REDDİNE, anılan Kanunun 442. maddesi uyarınca (6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi gereğince 1086 sayılı HUMK’nun 427 ila 454. maddeleri yürürlükte bulunduğundan) takdiren 261,00 TL para cezasının karar düzeltme isteyenlerden ayrı ayrı alınarak …’ye irad kaydına, 3402 sayılı Kanunun 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına, 01.03.2016 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)
KARŞI OY
… tarafından açılan, 3621 sayılı Kıyı Kanunu uygulamasına dayalı tapu iptal/terkin davası mahkemece 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12.maddesindeki on yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Hükmü davacı temyiz etmiş, temyizi inceleyen Y.1.HD. “davanın esasına ilişkin olarak verilen, hak düşürücü süre yönünden davanın reddi kararına ilişkin temyiz talebini reddetmiş; hükmü sadece hüküm ferilerine ilişkin yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden bozmuştur. Böylece hükmün davanın reddine ilişkin bölümü kesinleşmiştir.
Hak düşürücü süre nedeniyle verilen davanın reddi kararı; usule ilişkin bir karar olmayıp; maddi hukuka ilişkin bir karardır. Bozma sonrası devam eden yargılama, yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkindir. Davanın esasıyla ilgili olarak usulünce devam eden bir dava bulunmadığı sürece; hükmün kesinleşen bölümü kamu düzeni ilkesine aykırı olsa bile; hükmün esası yeniden ele alınarak yargılama ve inceleme konusu yapılamaz. Hükmün kesinleşen bölümlerinin yeniden yargılama konusu yapılması; “usuli kazanılmış hak ilkesi” ile ” hukuki istikrar ve güvenlik ilkesi”ne aykırı olur. Durum böyleyken, mahkemece davanın kesinleşmiş olan bölümleri yönünden yeniden hüküm verilmesi ve bu hükmün temyizi üzerine de Yargıtay ilgili Dairesi’nin hükmün kesinleşmiş bölümü (somut davada davanın esası hakkında) hakkında önceki kararına aykırı nitelikte yeni bir karar vermiş olması; ilk bozma/onama kararıyla diğer taraf yararına oluşmuş olan usuli kazanılmış hak durumunu ortadan kaldırmayacağı gibi, yeni hükme ilişkin olan bozma kararına mahkemece uyulmuş olması da, bu sefer diğer taraf yararına yeni bir usulü kazanılmış hak durumu doğurmaz.
Belirtilen hususlar, temyiz incelemesi aşamasında karşı oyumuzda da açıklanmıştır.
Bu durumda, karar düzeltme talebinin kabulü ile, davanın esasına ilişkin yerel mahkeme hükümünün davanın reddine karar verilmek üzere bozulması gerektiğini düşünüyorum. Değerli çoğunluğun karar düzeltme talebinin reddi kararına bu sebeplerle katılmıyorum.01.03.2016