Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/2708 E. 2018/18359 K. 08.11.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/2708
KARAR NO : 2018/18359
KARAR TARİHİ : 08.11.2018

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R

Davacı 3.kişi vekili, borçlular ile alacaklının anlaşarak takip yaptıklarını, borçluların ikametlerinden farklı bir şehirde aleyhlerine açılmış olan icra dosyasından adlarına daha tebligat dahi çıkarılmadan ikamet ettiği şehirden başka bir şehre giderek tebligatı elden aldıklarını, İcra Müdürlüğünde takip dosya borcunu 30/06/2014 tarihinde tek seferde ödeyeceklerine ilişkin taahhüt verdiklerini, borçluların adres olarak gösterdikleri müvekkilinin işyerine herhangi bir tebligat yapılmadığını, dava dışı borçluların haczin yapıldığı tarih olan 07/07/2014 tarihinde müvekkilinin işyerine …’da cenazelerinin olduğunu, yol paralarının olmadığını belirterek, borç istemeye geldiklerini, tam bu esnada her nasılsa icra memuru ve alacaklı vekilinin müvekkiline ait işyerine hacze geldiğini, borçluların dükkana gelirken yanlarında getirdikleri evrakları yere attıklarını, icra memuru ve alacaklı vekilinin borçlulara ait evrakları göstererek haciz yapılan işyerinin borçlulara ait olduğu gerekçesiyle haksız ve hukuka aykırı olarak müvekkiline ait işyerinde faturalı ürünlere haciz işlemi gerçekleştirdiğini açıklayarak, davanın kabulü ile hacizlerin kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, borçluların haciz mahallinde hazır olduğunu, borçluya ait evrak bulunduğunu, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, borçluların haciz sırasında hazır olduğu, haciz mahallinde borçlulara ait çok sayıda evrak bulunduğu, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Davaya konu haciz dayanak senette geçen adreste yapılmış ise de, borçlu …’ın dayanak senedin tanzim tarihinde davacı 3. kişi yanında sigortalı çalışan işçi olması, takibin 25.6.2014 tarihinde başlatılması ve takipten hemen bir gün sonra borçluların İcra Müdürlüğüne başvurarak ödeme emrini dairede tebliğ almak istediklerini söyleyerek ödeme taahhüdünde bulundukları, taahhütte bulunurken borca ve takibe itirazlarının olmadığını, lehlerine işleyecek sürelerden feragat ettiklerini, takibin kesinleştirilmesine muvafakat ettiklerini bildirmiş olmaları, dilekçelerinde ikamet adresi olarak haciz adresini göstermeleri ve bu adres belirtilerek hazırlanan ödeme emrini İcra Dairesinde bizzat elden tebliğ almaları, borçlular ile haciz sırasında hazır bulunan 3. kişinin eşi arasında sözlü ve fiziksel münakaşa yaşandığının haciz tutanağında belirtilmesinin, borçlunun normal şartlarda haciz mahallinde bulunmadığının göstergesi olduğu, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davalı borçlular tarafından yapılan işlemlerin danışıklı olduğunun kabulü gerekmiştir.
O halde, Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak, davanın kabulü yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile reddine yönelik hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı 3. kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nin 366 ve 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın iskek halinde temyiz edene iadesine, 8.11.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.