Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/3648 E. 2016/4594 K. 14.03.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3648
KARAR NO : 2016/4594
KARAR TARİHİ : 14.03.2016

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti

… ile … ve … aralarındaki muhdesatın tespiti davasının açılmamış sayılmasına dair …. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 23.01.2015 gün ve 77/18 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı, tarafların paydaş olduğu 166 ada 5 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan iki katlı bina, 60 adet meyve ağacı, artezyen kuyusu ve güneş enerjisi siteminin kendisine ait olduğunu açıklayarak bu hususların tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazdaki tüm paydaşların davaya dahil edilmesi ve açık adreslerinin bildirilmesi için HMK’nun 119/2 maddesi gereğince davacıya kesin süre verildiği, ancak kesin süre içerisinde davacı tarafından hiçbir işlem yapılmadığı gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Yerel mahkemece tespit edilen eksikliklerin tamamlanması için davacıya kesin süre verilmesi konusunda verilmiş tensip ara kararı bulunmadığı gibi davacının dava dilekçesinde belirtilen adresi yerine mernis adresine çıkarılan kesin süreye ilişkin uyarılı tebligatın Tebligat Yasası’nın 21. maddesi uyarınca mahalle muhtarına tebliğ edildiği görülmüştür. Bu itibarla usulüne uygun şekilde verilecek ara kararı ile davacının dava dilekçesinde gösterdiği adresine uyarılı tebligat yapıldıktan sonra takip eden usuli işlemlerin yapılması gerekirken, yazılı şekilde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Davacının temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 440/III maddesi gereğince karar düzeltme yolunun kapalı olduğuna ve 27,70 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 14.03.2016 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Muhdesat tespiti davası da bir tespit davası olarak dinlenebilmesi için; dava açanın hukuki yararının bulunması gerekir. (HMK. m. 106/2)
Tespite konu muhdesatın üzerinde bulunduğu taşınmaz; paylı mülkiyet hükümlerine tabi ve taraflar bu taşınmazda paydaştır. Paydaşlar arasında ayrıca satış suretiyle ortaklığın giderilmesi davasının mevcut olduğu da sabittir. İşte, maddi hukuk yönünden hukuki yarar, ortaklığın giderilmesi davası sonucunda yapılacak olası satışta muhdesat nedeniyle satış parasından paylı mülkiyet payı dışında daha fazla miktar elde edebilme imkanıdır. Usul hukuku bakımından hukuki yarar ise, mevcut bir ortaklığın giderilmesi davasının mevcut olmasıdır.
Hukuki yarar yönünden açıklanan koşullar, somut davada mevcuttur.
Diğer yandan; muhdesat tespiti davasının muhdesatla ilgili olarak, ortaklığın giderilmesi davasında uyuşmazlık çıkaran taraf veya taraflara karşı açılması gerekir. İster paylı mülkiyete, isterse elbirliği mülkiyetine konu olsun; uyuşmazlık çıkarmayan paydaş veya elbirliği malikine dava açılması gerekmez. Diğer bir anlatımla; muhdesat tespiti davasında diğer paydaş veya elbirliği malikleri arasında, zorunlu dava arkadaşlığı yoktur. Muhdesat tespiti davası kime karşı açılmış ise; verilen hüküm ona karşı sonuç doğurur. O halde, davacı diğer iki paydaşı hasım göstererek dava açtığına göre; diğer paydaşların davaya katılması gerekliliği yoktur. Bu nedenle, mahkemece HMK. 122 vd. maddelerinde gösterilen usuli işlemlerin yürütülmesi, gerekmesi halinde tahkikat yapılarak gerçekleşecek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu gereklilikler gözetilmeden karar verilmiş olduğundan; hüküm bozulmalıdır. Bu nedenlerle, Değerli çoğunluğun bozma kararına katılmakla birlikte, bozma gerekçesinin açıkladığım gibi olması gerektiğini düşünüyorum.