Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/3975 E. 2017/13047 K. 17.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3975
KARAR NO : 2017/13047
KARAR TARİHİ : 17.10.2017

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma ve Değer Artış Payı Alacağı

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 17.10.2017 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı vekili Av. Şahin Fidan ve karşı taraftan davacı vekili Av. … geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR

Davacı … vekili, boşanma dava dilekçesi ile birlikte evlilik birliği içerisinde 35.000 Euro karşılığında 23 nolu meskenin satın alınarak davalı adına tapuda tescil edildiğini,…daki bir bankadan davacı adına çekilen 10.000 Euro kredi ve düğünde davacıya takılan ziynetlerin bozdurulmasından ele geçen para olmak üzere taşınmazın alım bedelinin 13.500 Euro’sunun davacı tarafından karşılandığını açıklayarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 23.395,50 TL’nin faiziyle birlikte tahsilini talep etmiş, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin bu talep tefrik edilerek ayrı esasa kaydedilmiştir. Harcını yatırdıkları 07.07.2015 tarihli dilekçe ile talep miktarını bilirkişi raporu doğrultusunda 18.786,17 TL fazla olarak arttırmıştır.
Davalı asıl … altınların davacının uhdesinde olduğunu, yurtdışından çekilen kredinin taşınmaz alımında kullanılmadığını, taşınmazın 29.000 euroya alındığını, tarafların sadece 2.000 Eurosunu karşıladıklarını geri kalanın ise davalının ailesi ve …’de davalı adına çekilen banka kredisi ile ödendiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile 9.533,34 TL değer artış payı alacağı ile 32.648,33 TL artık değere katılma alacağının karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2-Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Tasfiyeye konu taşınmazın, bedelinin tamamının ya da bir kısmının kredi ile karşılanması durumunda, kredi veren kuruluşa yapılan geri ödemelerin isabet ettiği dönemden, miktarından ve taksit sayısından hareketle mal rejiminin tasfiyesi sonucunda eşlerin alacak miktarları belirlenir. 4721 sayılı TMK’nun 202/1.maddesi gereğince edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde yapılan ödemelerde, eşler lehine değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacak hakları doğabilecektir. Kredi borcu ödemelerinin bir kısmının mal rejiminin devamı süresince, bir kısmının da daha sonraki tarihlerde yapılmasında, mal rejiminin geçerli olduğu dönemin sonrasına sarkan ödemeler, dava konusu taşınmazın borcu kabul edilerek tasfiye gerçekleştirilir.
Yukarıda açıklandığı gibi iki döneme yayılan kredi borcu ödeme tablosu mevcut olduğunda; öncelikle, mal rejiminin sona erdiği tarihte henüz vadesi gelmediği için ödenmemiş kredi borç miktarının, toplam kredi borcuna oranı bulunur. Sonra bulunan bu kredi borç oranının, taşınmazın toplam satın alım bedeli karşısındaki oranına dönüşümü gerçekleştirilir. Tespit edilen bu oranın, taşınmazın tasfiye tarihindeki (karara en yakın) sürüm (rayiç) değeri ile çarpılmasıyla borç miktarı belirlenir. Bu ilke ve esaslara göre saptanan taşınmazın borç miktarı, tasfiye tarihindeki sürüm değerinden düşüldükten sonra kalan miktar, değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacağı hesaplamasında göz önünde bulundurulur.
Buna göre; öncelikle, tasfiyeye konu taşınmazın satın alma bedeli, bunun kredi ile ve varsa kredi dışında eşlerin kendi imkanları ile karşıladıkları miktarlar ve oranları ile tasfiye (karara en yakın) tarihindeki sürüm (rayiç) değeri ayrı ayrı belirlenmelidir.
Açıklamalar doğrultusunda hesaplama yapılabilmesi için, iddia ve savunma çerçevesinde, taşınmazın satın alınmasına ilişkin akit tablosuyla birlikte tapu kaydı, kredi sözleşmesi ve kredi borcu ödeme tablosu dahil finans kuruluşu kayıtları, ihtiyaç duyulması halinde eşlerin malın alınmasında katkı olarak kullandıklarını ileri sürdükleri malvarlıklarına ilişkin sair belgeler bulundukları yerlerden getirtilerek uyuşmazlığın çözümünde göz önünde bulundurulmalıdır. Uyuşmazlığın çözümünde kullanılabilecek belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden oluşan kuruldan da yardım alınmalıdır.
Yukarıda izah edilen ilke ve esaslar çerçevesinde somut uyuşmazlık incelendiğinde;
Taraflar 05.07.2004 tarihinde evlenmiş, 25.01.2008 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 13.01.2010 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmıştır. Tasfiyeye konu edilen 23 nolu mesken eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 27.09.2007 tarihinde satış yolu ile davalı adına tapuda tescil edilmiştir. Taşınmaz satın alınırken davalı adına İş Bankasından 25.000,00 TL tüketici kredisi kullanıldığı, buna ilişkin tapu kaydına 50.000,00 TL borçlusu davalı olan ipotek şerhi konulduğu, taşınmazın mal rejimi sona erdikten sonra 07.02.2008 tarihinde üzerindeki borcuyla birlikte dava dışı üçüncü şahsa satıldığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, yazılı şekilde davacı lehine katılma alacağına hükmedilmiş ise de; hükme esas alınan bilirkişi raporu incelendiğinde evlilik birliği içerisinde davalı erkek tarafından yapılan taksit ödemesi bulunmadığı gerekçesiyle hatalı şekilde davalı adına çekilen kredinin hesaplamaya dahil edilmediği anlaşılmaktadır. Tasfiyeye konu edilen taşınmaz alımında kullanıldığı dosya kapsamından sabit olan ve mal rejiminin sona erdiği tarih itibariyle mevcut borç olan İş Bankası kredisi yönünden yukarıda izah edilen ilke ve esaslar çerçevesinde hesaplama yapılarak davacı lehine katılma alacağının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup bozma nedeni yapılmıştır.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1). bentte gösterilen nedenle reddine,taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.480,00 TL Avukatlık Ücreti’nin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalıya verilmesine,
peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 17.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.