YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/4101
KARAR NO : 2016/13590
KARAR TARİHİ : 11.10.2016
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
… ile … ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair …. 15. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 25.11.2014 gün ve 408/710 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar vekili, vekil edenlerinin yakın mirasbırakanı … tarafından, dava dilekçesinde ada ve parsel numaraları belirtilen taşınmazlardaki davalıların yakın mirasbırakanı ….’nın hisselerinin 09.02.1955 tarihli senet ile satın alındığını açıklayarak, … adına kayıtlı hisselerin iptaliyle davacılar adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davaya karşı herhangi bir beyanda bulunmamıştır.
Mahkemece, satış işleminin kadastro tespitinin kesinleşmesinden sonra yapıldığı, satış yapıldığı tarih itibari ile mirasçılar adına tescilin oluştuğu, bu sebeple terekenin açılmamış olduğu iddiasının yerinde kabul edilemeyeceği; gayrimenkul satış vaadi senedinin resmi şekilde yapılması gerektiği, adi şekilde yapılan satış sebebi ile sözleşmenin infaz edildiğinin ispat görmediği, resmi şekilde yapılmayan gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi sebebi ile tespit ve tapu iptal ve tescil talebinde bulunulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
TMK’nun 677. maddesi uyarınca elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi tapulu taşınmazların mirasçılar arasında yapılan haricen satışı yazılı şekle bağlıdır ve geçerlidir. Ne var ki, dava konusu parsellerden sonradan ifraz gören 249 numaralı parsel dışındaki parseller 1951 yılında kesinleşen tapulama tutanağı ile paylı mülkiyet şeklinde davacıların yakın murisi … ile davalıların yakın murisi … ve bir kısım parsellerde dava dışı gerçek kişilerle birlikte yine yakın murisler …. adlarına tescil edilmiş olup, tereke malı olmaktan çıkmıştır. Söz konusu parseller yönünden elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi taşınmazlar olmadığından Mahkemece davanın reddine karar verilmesi yerindedir.
Dava konusu 249 parsel sayılı taşınmaz hakkında ise; parselin 1951 yılında yapılan tapulama çalışmaları sonucunda verasette iştirak şeklinde davacıların yakın mirasbırakanı ….., davalıların yakın mirasbırakanı … ve dava dışı diğer paydaşlar adına tescil edildiği görülmektedir. Buna göre, davalıların yakın mirasbırakanı …. ile davacıların yakın mirasbırakanı …. arasında miras payının devrine ilişkin olarak adi nitelikli harici satış
işlemi yapılması mümkün ise de; dosya arasında bulunan 09.02.1955 tarihli “gayrimenkul satış senedi” başlıklı senette satıcı …. Kırat imza yerine senede parmak basmış olup, HUMK’nun 297.maddesi uyarınca parmak basılmak suretiyle düzenlenen adi nitelikteki sözleşmenin geçerli olması için iki tanık, muhtar ve en az iki azanın tasdiki gerekmektedir. Dayanak satış sözleşmesinde tanıklar ve muhtarın tasdiki var ise de ihtiyar heyetinin tasdiki bulunmamaktadır. O halde; sözleşmenin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK’nun anılan maddesindeki koşulları taşıdığından söz edilemez. Ancak, dava konusu 249 nolu parsel hakkında mahkemenin yazılı gerekçesi yerinde değil ise de; redde ilişkin hüküm sonucu itibarıyla doğru olduğundan, hükmün yukarıda yazılı bulunan değişik gerekçe ile onanması gerektiği (HUMK.m.438/son) sonucuna varılmıştır
SONUÇ: Davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, taraflarca HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve aşağıda dökümü yazılı 27,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 1,50 TL’nin temyiz eden davacılardan alınmasına, 11.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.