Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/42 E. 2017/14222 K. 31.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/42
KARAR NO : 2017/14222
KARAR TARİHİ : 31.10.2017

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma Alacağı

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı … vekili,evlilik öncesinde davalı tarafından alınan taşınmaza ilişkin bir kısım kredi ödemelerinin evlilik birliği içinde ifa edildiğini, bunun yanısıra bedeli satıcıya ödenen ve fiilen teslim alınmayan mobilyalara ilişkin 3.500 TL ödemenin de vekil edeni tarafından yapıldığını açıklayarak, eşyaların aynen teslimine olmadığı takdirde fazla hakları saklı tutulmak suretiyle eşyalar için 3500 TL’nin, kredi ödemeleri için 4000 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, niza konusu evin evlilik tarihinden uzun süre önce banka kredisiyle satın alındığını, kredi ödemelerinin vekil edeni tarafından yapıldığını ve kişisel malı olduğunu, mobilya ödemelerinin de davalı tarafından yapıldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, ev eşyalarına yönelik talebin kısmen kabulüne kısmen reddine ve kredi ödemelerine ilişkin talebin reddine dair verilen kararın Dairemizin 24.04.2014 gün, 2013/9786 E., 2014/7968 K. sayılı ilamı ile kredi ödemelerine ilişkin kısmı bozulmuş olup, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamaya sonucunda davanın kısmen kabulü ile 2.571,00 TL katılma alacağının tahsiline fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK m. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, değer artış payı alacağı ve artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Tasfiyeye konu taşınmazın, bedelinin tamamının ya da bir kısmının kredi ile karşılanması durumunda, kredi veren kuruluşa yapılan geri ödemelerin isabet ettiği dönemden, miktarından ve taksit sayısından hareketle mal rejiminin tasfiyesi sonucunda eşlerin alacak miktarları belirlenir. 4721 sayılı TMK’nun 202/1.maddesi gereğince edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde yapılan ödemelerde, eşler lehine değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacak hakları doğabilecektir. Kredi borcu ödemelerinin bir kısmının mal rejiminin devamı süresince, bir kısmının da daha sonraki tarihlerde yapılmasında, mal rejiminin geçerli olduğu dönemin sonrasına sarkan ödemeler, dava konusu taşınmazın borcu kabul edilerek tasfiye gerçekleştirilir.
Yukarıda açıklandığı gibi iki döneme yayılan kredi borcu ödeme tablosu mevcut olduğunda; öncelikle, mal rejiminin sona erdiği tarihte henüz vadesi gelmediği için ödenmemiş kredi borç miktarının, toplam kredi borcuna oranı bulunur. Sonra bulunan bu kredi borç oranının, taşınmazın toplam satın alım bedeli karşısındaki oranına dönüşümü gerçekleştirilir. Tespit edilen bu oranın, taşınmazın tasfiye tarihindeki (karara en yakın) sürüm (rayiç) değeri ile çarpılmasıyla borç miktarı belirlenir. Bu ilke ve esaslara göre saptanan taşınmazın borç miktarı, tasfiye tarihindeki sürüm değerinden düşüldükten sonra kalan miktar, değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacağı hesaplamasında göz önünde bulundurulur.
Buna göre; öncelikle, tasfiyeye konu taşınmazın satın alma bedeli, bunun kredi ile ve varsa kredi dışında eşlerin kendi imkanları ile karşıladıkları miktarlar ve oranları ile tasfiye (karara en yakın) tarihindeki sürüm(rayiç) değeri ayrı ayrı belirlenmelidir.
Açıklamalar doğrultusunda hesaplama yapılabilmesi için, iddia ve savunma çerçevesinde, taşınmazın satın alınmasına ilişkin akit tablosuyla birlikte tapu kaydı, kredi sözleşmesi ve kredi borcu ödeme tablosu dahil finans kuruluşu kayıtları, ihtiyaç duyulması halinde eşlerin malın alınmasında katkı olarak kullandıklarını ileri sürdükleri malvarlıklarına ilişkin sair belgeler bulundukları yerlerden getirtilerek uyuşmazlığın çözümünde göz önünde bulundurulmalıdır. Uyuşmazlığın çözümünde kullanılabilecek belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden oluşan kuruldan da yardım alınmalıdır.
Somut olaya gelince; eşler, 19.09.2007 tarihinde evlenmiş, 25.04.2008 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, 08.06.2011 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK m. 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı yasanın m. 10, TMK m. 202). Tasfiyeye konu 290 parsel 13 nolu bağımsız bölüm, eşler evlenmeden önce 13.07.2005 tarihinde satın alınarak davalı eş adına tescil edilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK m. 179).
Yukarda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler uyarınca yapılan incelemede;
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, dosya içeriğine, toplanan delillere, taraf beyanlarına göre; tasfiyeye konu taşınmazın evlilik birlliğinden önce davalı eş adına 13.07.2005 tarihinde Ziraat Bankası’ndan çekilen 48 ay vadeli 30.000,00 TL bedelli konut kredisi kullanılarak alındığı, evlilik tarihine (19.09.2007) kadar 26 adet aylık kredi taksidin, evlilik birliği içinde (boşanma dava tarihine kadar (25.04.2008)) 7 adet aylık kredi taksidin ödendiği, boşanma dava tarihinden sonraya da 15 aylık taksidin borç olarak kaldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece her ne kadar bozmaya uyularak karar verilmiş ise de, bozma gereği taşınmaz bedelinin davalının kişisel malı (varsa peşinat ve kredileri evlilik birliği dışında ödenen kısmı) ile ve evlilik birliği içinde ödenen kısmın oranı belirlenmeden sadece evlilik birliği içinde ödenen kredi taksit miktarı dikkate alınarak karar verilmesi hatalı olmuştur. O halde, mahkemece yapılacak iş, yukarda açıklanan Dairemiz’in ilke ve uygulamalarına göre, tasfiyeye konu taşınmazın satın alma bedeli, bunun kredi ile ve peşin olarak karşıladıkları miktar, evlilik birliği içinde ödenen kredi borcu oranları ile tasfiye (karara en yakın) tarihindeki sürüm (rayiç) değeri ayrı ayrı belirlenerek, iddia ve savunma çerçevesinde talep hakkında karar verilmesi gerekirken, hatalı hesaplama ile yazılı şekilde artık değere katılma alacağına karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarda gösterilen sebeplerle 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 31.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.