Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/4796 E. 2017/15370 K. 15.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/4796
KARAR NO : 2017/15370
KARAR TARİHİ : 15.11.2017

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptal ve Tescil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın reddine dair kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemiz’in 03.12.2015 gün ve 2015/13761 Esas, 2015/21699 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmişti. Birleşen dosya davacılar vekili,….Mirasçıları ve bir kısım davacılar vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

… A R A R

Asıl dosyada davacılar vekili, dava konusu 247 ada 27 parselin, 02.07.1958 tarihinde kadastro yoluyla 24/720 hissesinin …oğlu Panayot, 24/720 hissesinin …kızı ….., 24/720 hissesinin …kızı …. 24/720 hissesinin …oğlu Yani, 18/720 hissesinin ….oğlu …., 6/720 hissesinin …kız…a, 8/720 hissesinin ….oli kızı …., 42/720 hissesinin …kızı…., 42/720 hissesinin,…oğlu …. adlarına tespit ve tescil edildiğini, taşınmazın ifrazı neticesinde 247 ada 27/A parsel, 247 ada 29 parsel, 247 ada 31 parsel, 247 ada 32 parsellerin oluştuğunu, kadastro sırasında … adına 24/720, … adına 13/720 hissesinin, bir kısım müvekkillerinin murisi …..ir adına da 21/720 hisse tescil edildiğini, ayrıca müvekkillerinden … 04/01/1972 tarihinde 8/720 hisse, …’de 16/12/1986 tarihinde 252/3600 hisseyi satın almak suretiyle adına tescil edildiğini, 60 yıldan fazla süredir taşınmazların davalılar tarafından kullanılmadığını, davalılardan ….1928 yılında diğer kayıt maliklerinin de uzun yıllar önce öldüğünü açıklayarak davalılar adlarına kayıtlı payların TMK’nun 713/2. maddesi gereğince, iptaliyle vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Birleşen dosyada davacılar vekilleri, aynı hukuki sebeplere dayanarak dava konusu taşınmazların vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Asıl ve Birleşen dosyada; davalılar …. ve … vekili cevap dilekçesinde, dava konusu taşınmazla ilgili olarak … Sulh Hukuk Mahkemesinin 1994/546 Esas ve 1994/547 Esas sayılı dosyasında ortaklığın giderilmesi davasının sürdüğünü açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Asıl ve Birleşen dosyada; davalı … vekili, Vakıflar İdaresi vekili ile davalı … vekili, koşulları oluşmayan davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece; davacılar vekilinin TMK 713/2 maddesi uyarınca ve maliki 20 yıl önce ölmüşse hukuki sebebine dayanarak davacılar adına tescilini istediği, davacıların zilyetliklerinin 20 yıldır devam etmediği, davalıların dava konusu yerle olan tüm bağlarını devam ettirdikleri, davacıların kanunun aradığı anlamda kesintisiz ve malik sıfatıyla bir zilyetliğin bulunmadığı ve dava konusu taşınmaz üzerinde vakıf şerhinin bulunduğu taşınmazın ….reli olduğu bu şerhi taşıyan taşınmazların zilyetlik yoluyla kazanılmasının mümkün olmadığı taşınmazın sahiplerinin mirasçı bırakmadan ölmeleri halinde taşınmazın vakfına dönmesi gerektiği gerekçesi ile, asıl ve birleşen davanın reddine dair verilen kararı davacılar vekilleri temyiz etmiş ve Dairenin 03.12.2015 gün ve 2015/13761 E., 2015/21699 …. sayılı ilamıyla Mahkeme kararının ONANMASINA karar verilmiş ve asıl ve birleşen dosyalarda davacılar vekilleri ayrı ayrı süresinde karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Her ne kadar yazılı gerekçeler ile ret kararı verilmiş ise de, Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermeye yeterli değildir.
Bilindiği üzere, bir davanın görülebilmesi için öncelikle davada taraf teşkilinin sağlanması gereklidir. Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz olarak toplanıp tartışılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırılabilmesi, öncelikle tarafların duruşma gününden haberdar edilmesi ile mümkün olur. HUMK’nun 73. maddesinde; “Kanun’un gösterdiği istisnalar haricinde Hakim her iki tarafı istima veyahut iddia ve müdafaalarını beyan etmeleri için kanuni şekillere tevfikan davet etmedikçe hükmünü veremez” denilmektedir. Madde metninde açıkça görüldüğü üzere taraflar, yöntemine uygun bir biçimde davet edilmedikçe mahkemece karar verilemez. Aynı durum, HMK’nun 27. maddesinde de; “Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi haklarıyla bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler” amir hükmüne yer verilmiştir. Söz konusu maddede yer alan “ hukuki dinlenilme hakkı” tabiri ile HMK’nun 27. (HUMK. m.73) maddesindeki durum ifade edilmiştir. Bu hak, Anayasa’nın 36. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Bu hak, iddia ve savunma hakkı olarak da bilinse, iddia ve savunma hakkından daha geniş ve daha üst bir kavram olarak nitelendirilmektedir. Somut olayda, Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de, yargılama sırasında payı iptale konu pay maliklerine herhangi bir şekilde ve yolla tebligat yapılmamış ve taraf teşkili sağlanamamıştır. Böylece, davada taraf sıfatı ile savunma hakkı tanınmamış ve daha ötesi savunma hakkı kısıtlanmıştır.
Saptanan bu somut ve hukuki olgulardan da anlaşılacağı üzere, davada taraf teşkili sağlanmadan işin esası hakkında hüküm kurulamaz (HGK’nun 22.02.2012 tarih, 2011/8-763 Esas, 2012/85 Karar sayılı kararı).
TMK’nun 713/2.maddesinde belirtilen hukuki sebeplerden birine dayanılarak açılan davalarda, bu tür davaların niteliği ve özelliği gereği husumetin yargılama sırasında tamamlanması mümkün ise de, kayıt malikine … atanmak suretiyle davanın yürütülmesi olanaklı değildir. Mahkemece, bu eksiklik yargılama sırasında yerine getirilmemiş ve davada taraf teşkili sağlanamamıştır.
Öyleyse Mahkemece yapılacak iş; davaya konu pay maliklerinin sağ olup olmadıklarının veya vefat edip etmediklerinin araştırılması, sağ olduklarının tespit edilmesi halinde kendilerine usulüne uygun bir biçimde tebligat yapılması; ölü olduklarının belirlenmesi halinde ise, var ise mirasçılarının kesin bir biçimde saptanabilmesi için kayıt maliklerinin hasımlı (hasım … olmak üzere) mirasçılık belgesinin alınıp dosyaya konulması için davacı tarafa süre ve imkan tanınması, mirasçılık belgesine göre belirlenecek gerçek mirasçıların davaya dahil edilmelerinin sağlanarak davaya devam edilmesi, tebligatlar yönünden 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerinin göz önünde tutulması, vefat etmiş iseler gerçek mirasçılarına tebliğ ettirilmesi, bu yolla taraf teşkili sağlanamadığı takdirde ilanen tebliğ yolunun düşünülmesi, kayıt malikinin mirasçısının olmadığı ve mirasının TMK’nun 501.maddesi uyarınca son mirasçı sıfatı ile Devlet’e kaldığının belirlenmesi halinde …’ye ait taşınmazların zilyetlikle edinilemeyeceğinin gözetilmesi, taraf teşkili bu şekilde doğru olarak sağlandıktan sonra, davada, kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanıldığından kazanmayı sağlayan zilyetliğin kanıtlanması, maddi olaylardan sayılan zilyetliğin her türlü delille kanıtlanması mümkün bulunduğundan tarafların bildirdiği/bildireceği tanıkların HUMK’nun 258 ve 259.maddeleri (6100 sayılı HMK.nun 243 ve 244. m.) hükmü uyarınca keşif yerinde hazır bulunmak üzere davetiye ile çağrılmak suretiyle taşınmaz başında yapılacak keşifte dinlenilmeleri, taşınmazın Vakıf arazisi olup olmadığının belirlenmesi bakımından söz konusu Vakfa ilişkin vakfiye ile diğer tüm kayıt ve belgelerin eksiksiz olarak getirtilmesi ondan sonra iddia ve savunma doğrultusunda tüm taraf delilleri toplanıp birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, taraf teşkili sağlanmadan eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
SONUÇ: 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’nun 442/3. maddesi gereğince, davacılar vekillerinin karar düzeltme isteğinin kabulüne; Dairenin 03.12.2015 gün ve 2015/13761 Esas, 2015/21699 Karar sayılı ONAMA İLAMININ KALDIRILMASINA ve açıklanan sebeplerle yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA, istek halinde peşin harcın karar düzeltme isteyenlere ayrı ayrı iadesine, 15.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.