Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/5269 E. 2016/8600 K. 10.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/5269
KARAR NO : 2016/8600
KARAR TARİHİ : 10.05.2016

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Takibin Taliki veya İptali

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

K A R A R

Şikayetçi borçlu vekili, İcra Mahkemesi’ne başvurusunda; müvekkili aleyhine başlatılan genel haciz yoluyla takibin dayanağını, iş sağlığı ve güvenliğine aykırılık nedeniyle kesilen idari para cezasının oluşturduğunu, takibin 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre yapılması gerektiğini ileri sürerek takibin iptalini istemiştir. Mahkemece, İİK’nun 47. maddesi uyarınca idari para cezalarının tahsilinin genel haciz yoluyla icra iflas dairelerinden istenemeyeceği gerekçesiyle takibin iptaline karar verilmesi üzerine, karar alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 108. maddesinde; “Bu Kanunda öngörülen idari para cezaları, 101 ve 106. maddelerdeki idari para cezaları hariç, gerekçesi belirtilmek suretiyle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bölge Müdürünce verilir. 101. ve 106. maddeler kapsamındaki idari para cezaları ise doğrudan Türkiye İş Kurumu il müdürü tarafından; birden fazla ilde işyerleri bulunan işverenlere uygulanacak idari para cezası ise işyerlerinin merkezinin bulunduğu yerdeki Türkiye İş Kurumu il müdürünce verilir ve genel esaslara göre tahsil edilir. 106. maddeye göre verilecek idari para cezası için, 4904 Sayılı Kanunun 20. maddesinin (h) bendindeki tutar esas alınır” hükmü yer almaktadır.
Anılan düzenlemeye ilişkin kanun gerekçesinde; 5728 Sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacı İle Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 4857 sayılı Kanunun 108.maddesinin tahsil usulünün de belirlendiği ikinci fıkrası yürürlükten kaldırıldığından, bu maddeye istinaden kesilen idari para cezalarının tahsili usulünün belirlenmesine ihtiyaç duyulduğu; 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 17. maddesinin 4. fıkrasında, sosyal güvenlik kurumları ve mahalli idareler tarafından verilen idari para cezalarının, ilgili kanunlarında aksine hüküm bulunmadığı takdirde, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre kendileri tarafından tahsil olunacağının hüküm altına alındığı; Türkiye İş Kurumunun 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanuna tabi olmadığı ve bu kanuna göre takip ve tahsil yetkisi bulunmadığı, 4857 sayılı Yasa’nın 30. maddesine aykırı davranan işverenler hakkında aynı Yasa’nın 101. maddesine göre kesilen idari para cezalarının tahsilinde hukuki sorunun ortadan kaldırılması için İŞKUR tarafından kesilen idari para cezalarının genel esaslara göre tahsil edileceğine ilişkin yasal değişiklik yapılması gerektiği belirtilmiştir.
6331 sayılı İş Kanunu kapsamında verilen idari para cezalarının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanuna göre tahsili mümkün olmadığından alacaklı kurumun genel esaslar çerçevesinde genel haciz yoluyla icra takibi yapmasında yasaya uymayan bir yön yoktur.
O halde, Mahkemece, istemin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile takibin iptali yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366. ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA; taraflarca ve İİK’nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 10.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.