Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/53 E. 2018/14919 K. 04.07.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/53
KARAR NO : 2018/14919
KARAR TARİHİ : 04.07.2018

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün dahili davalı … tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

..K. A R A R

Davacı vekili, vekil edeni ile davalılardan … arasında inşaatın elektrik işlerine karşılık 2. normal kat 20 nolu bağımsız dairenin verilmesi hususunda anlaşmaya varılmasına rağmen edimini yerine getiren müvekkiline yalnızca ortaklığın giderilmesi davasına konu taşınmazın 1/60 arsa hissesinin devredildiğini belirterek 2. normal kat 20 nolu bağımsız dairenin mülkiyetinin 1/60 hisse sahibi müvekkiline ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile … İlçesi 150 ada 13 parsel üzerindeki binanın 2. normal kat giriş kapısı ortada olan 20 numaralı dairenin 1/60 arsa hisse maliki davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmiş, hüküm dahili davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki, yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırılabilmesi, öncelikle tarafların yargılama gününden haberdar edilmesi ile mümkündür. Kişinin, hangi yargı merciinde duruşmasının bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilebilmesi, usulüne uygun olarak tebligat yapılması ile sağlanabilir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Yasasının 27. maddesi (HUMK’nun 73. maddesi) uluslararası sözleşmeler ve Anayasa’nın 36. maddesiyle en temel yargısal hak olarak kabul edilen hukuki dinlenilme hakkı gözetilerek, mahkeme, tarafları dinlemeden, onların iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez. Bu bakımdan davetin ve bunun yazılı şeklinin (davetiyenin) davadaki önemi büyüktür.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları gereği tebligatın, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılacağı, bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligatın yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edileceği ve tebligatın buraya yapılacağı; “tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina” kenar başlıklı 21. maddesinde ise, kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memurunun tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde teslim edeceği ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildireceği; maddenin ikinci fıkrasında da gösterilen adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim edeceği ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştıracağı hükme bağlanmıştır.
Tebligat Kanunu, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunla değiştirildikten sonra, gerçek kişilere yapılacak tebligatla ilgili olarak iki aşamalı bir yol benimsenmiştir. Bu değişikliğe göre, muhatabın adres kayıt sistemindeki adresine, Kanunun 21. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca doğrudan tebligat yapılması mümkün değildir. Muhataba çıkarılan ilk tebligat, bilinen veya gösterilen adresine yapılacaktır. Buna göre, ilk defa bildirilen adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi veya başka bir adres olması arasında fark yoktur. Her iki adres de Tebligat Kanununun 10/1. maddesi kapsamında bilinen adrestir. Bildirilen adrese çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi de nazara alınarak muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre tebligat çıkarılacaktır.
Somut olayda, dahili davalı …’a (Dava Dilekçesi ve Dahili Dava Dilekçesi ekli) duruşma gününü bildirir tebligatın dahili dava dilekçesinde belirtilen “Talatpaşa Mah. 1052 Sokak No:22-24 D:8 … ” adresine gönderildiği, gönderilen tebligatın “…adreste … imzadan imtina edip vermiş olduğu sözlü beyanında muhatabı adreste oturmadığı açık adresinde tespit edilemediği..” şeklindeki şerh ile iade edildiği, dosya kapsamından karar öncesi bir tebligat parçasına ulaşılamadığı, karar sonrası gerekçeli kararın yine aynı adrese tebliğe çıkarılması üzerine tanınmadığından bahisle tekrar iade edildiği, akabinde yerleşim adresi olduğu anlaşılan “…..No : 3 İç Kapı:8 …/ …” adresine gerekçeli kararın tebliğe çıkarıldığı ve 7201 sayılı Yasa’nın 21. maddesine göre tebligatın yapıldığı anlaşılmıştır. Bu durumda, dahili davalının karar öncesi duruşmaya usulüne uygun olarak davet edildiğinden bahsedebilme olanağı bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca, dahili davalının duruşma gününden usulüne uygun olarak haberdar edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken usulsüz tebligat yapılarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle dahili davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre dahili davalının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden dahili davalıya iadesine, 04.07.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.