Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/5674 E. 2019/10516 K. 26.11.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/5674
KARAR NO : 2019/10516
KARAR TARİHİ : 26.11.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi …
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün dahili davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı … vekili, TMK’nin 713/2. fıkrasında açıklanan tapu kütüğünde maliki kim olduğu anlaşılamayan hukuki sebebine dayalı olarak dava konusu 166 parsel sayılı taşınmazın “…” adına olan tapu kaydının iptali ile vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, tapulama tutanağının incelenmesi ile tapu kaydı oluşturulurken ilgili parselin tapu veya vergi kaydının bulunmadığı, malikin ismi dışında herhangi bir nüfus bilgisine ulaşılamadığı anlaşılmakla dava konusu parselin malikinin veya mirasçılarının tapu kütüğünden anlaşılamadığı kanaatine varıldığı, yapılan araştırma neticesinde davacı adına senetsizden tescil edilmiş herhangi bir taşınmazın bulunmadığının anlaşıldığı, yargılama ve keşif sırasında dinlenen tanık ve tutanak tanığı beyanlarından dava konusu yerin 1990 senesinden bu yana nizasız ve fasılasız olarak davacı tarafından malik sıfatı ile kullanıldığı, davacı tarafça sunulan 1990 tarihli harici satış senedinden davacının 166 parsel sayılı taşınmazı satın aldığının anlaşıldığı, kolluk marifetiyle yapılan araştırma neticesinde kayıt malikinin tanınmadığının görüldüğü, taşınmazın bulunduğu köy muhtarlığınca yapılan ilanlar ile yerel gazetede yapılan ilanlar dosya arasına alındığı, süresi içinde herhangi bir itiraz başvurusunun bulunmadığı görülerek davacının 1990 yılından dava tarihine kadar 22 yıllık süre içinde dava konusu taşınmazı malik sıfatıyla nizasız ve fasılasız kullandığı anlaşılmakla 4721 sayılı Kanun’un 713/2 maddesinde aranan şartların gerçekleştiğinden davanın kabulüyle 166 numaralı parselin …:oğlu olan malik kaydının iptali ile davacı adına kayıt ve tescil edilmesine karar verilmiştir. Hüküm, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, dava konusu taşınmazda malik olarak gösterilen …’ın TMK’nin 713/2. fıkrasında yer alan; “…maliki tapu kütüğünde kim olduğu anlaşılamayan…” hukuki sebebine dayalı olarak TMK’nin 713/1 ve 2. fıkraları gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK’nin 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan maddede, “aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir” hükmüne yer verilmiştir.
Kanunun açık hükmü dikkate alındığında tapu sicilinden malikin kim olduğunun anlaşılamaması hali; taşınmaz malın sahibinin kim olduğunun bilinmesine yarayacak, kimliğini ortaya koyacak gerekli bilgi ve belgelerin tapu sicilinden (kütüğünden) çıkarılmasının imkansız olmasıdır. (Yargıtay HGK’nin 10.04.1991 tarihli ve 1991/8-51 Esas, 194 Karar ile 15.04.2011 tarihli ve 2011/8-111 Esas, 2011/180 Karar sayılı ilamları). Genel olarak, gerekli dikkati gösteren herkesin kayıtlarda malikin kim olduğunu anlayamayacağı hallerde tapu sicilinde yazılı olan malikin bilinmediğinin kabulü gerekir. Ayrıca, tapu kütüğünde malik sütununun boş bırakılması, silinmesi ve yeniden yazılmaması, soyut ve nam-ı mevhum adına (mevcut olmayan hayali kişi) yazılması, hiç yaşamamış ve kaydının herhangi bir yerde bulunmamış olması, malik adının müphem, yetersiz ve soyut gösterilmiş olması gibi durumlarda malikin kim olduğunun anlaşılamadığı kabul edilir. Başka bir anlatımla, tapu kütüğünden kim olduğu anlaşılamayan malik, tanınmayan, hatırlanmayan, adresi tespit edilemeyen, kendilerine tebligat yapılamayan, mirasçıları belirlenemeyen, uzun yıllar önce ölmüş ya da taşınmış bir şahıs değildir.
Somut olaya gelince; dava konusu 166 parsel sayılı taşınmaza ilişkin tapu kaydı ve tapulama tutanağının incelenmesinde, taşınmazın 1928 doğumlu … adına 23.10.1975 tarihinde tapuya tescil edildiği sabitir. Davacı tarafça sunulan 29.12.1990 tarihli harici satış senedi incelendiğinde ise taşınmazın 10 sene önce eski sahibi tapuda sadece adı yazılı olan …’dan dava dışı … tarafından satın aldığı, …’ın soyadı ve baba adı tapuda olmadığı için resmen satış yapılamadığı ve 29.12.1990 tarihinde iki şahit huzurunda davacı …’a taşınmazın satıldığı hususlarının belirtildiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; tapu kaydı, tapulama tutanağı, harici satış senedi içeriğindeki açıklamalara göre kayıt malikinin kim olduğuna yarar bilgilerin mevcut olduğu, dolayısıyla bilinen kişi olup, maddede yazılı koşulların gerçekleştiğini kabule olanak bulunmamaktadır. Mahkemece, bu hususlar dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonunda yasal ve yerinde olmayan gerekçelerle kayıt malikinin bilinmeyen kişi olduğundan hareketle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davalılar vekillerinin yazılı temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle usul ve kanuna aykırı görülen Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi uyarınca uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 26.11.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.