Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/6102 E. 2016/6781 K. 14.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/6102
KARAR NO : 2016/6781
KARAR TARİHİ : 14.04.2016

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesat Aidiyetinin Tespiti

… ile …, … ve … aralarındaki muhdesat aidiyetinin tespiti davasının kabulüne dair … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen … sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı … vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı vekili, vekil edeninin … Köyünde tapusuz alanda bulunan yere 150 m2’lik ev inşa ettiğini, … Barajı nedeniyle … tarafından kamulaştırma işlemlerinin yapıldığını açıklayarak, tapulama dışı bırakılan alandaki 150 m2′ lik evin vekil edenine ait olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili, davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi savunmuş, davalı … vekili, muhdesatın araziye tabi olduğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı … Tüzel Kişiliğini temsilen köy muhtarı …, ilk kamulaştırmada davacının kerpiç evin parasını aldığını, ikinci kamulaştırmada da dava konusu evin parasını talep ettiğini açıklamıştır.
Mahkemece; dava konusu taşınmazın kamulaştırma alanında kaldığının belirlendiği, davanın açılmasında davacının hukuki yararının bulunduğu, tapulama harici alanda bulunan evin davacı tarafından inşa edildiği gerekçeleriyle davanın kabulüne, kadastro bilkirkişisi …’in … tarihli raporuna ekli krokide 97,95 m2 olarak tapulama harici alanda ve “A” harfi ile gösterilen kargir evin davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Her ne kadar Mahkemece, dava konusu ev niteliğindeki muhdesatın kadastro bilirkişisi …’in 12.03.2013 tarihli raporuna ekli krokide 97,95 m2 yüzölçümünde ve tapulama harici alanda olduğu belirtilmiş ise de, dosya kapsamında mevcut 22.02.2013 tarihli davacı vekili, mahalli bilirkişi, davacı tanıkları ve teknik bilirkişilerin hazır bulunduğu keşif tutanağı ile keşife katılan kadastro bilirkişisi … tarafından hazırlanan rapor ve krokisinin incelenmesinde, dava konusu evin … Köyü … ada … parsel sayılı taşınmaz içerisinde A harfi ile gösterilen 97,95m2 alanda yer aldığı görülmüştür. Dava konusu … ada … parsel sayılı taşınmazın tapu kaydı ve tapulama tutanağının incelenmesinde ise; 18.05.1972 tarihinde avlulu kerpiç ev niteliği ile senetsizden, zilyedi bulunan … (davacının amcası) adına tespitinin yapıldığı ve itiraz edilmeksizin
.//.

09.08.1972 tarihinde kesinleştiği, … tarafından 25.11.1999 tarihinde … yevmiye numaralı işlem ile taşınmazın tamamının 2.125.984.000 TL bedelle rızai istimlak suretiyle … Genel Müdürlüğüne satıldığı, taşınmazın tashihen devir nedeniyle … Genel Müdürlüğü adına kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. Keşif mahallinde dinlenen davacı tanıkları ve mahalli bilirkişi ise, dava konusu yerde kerpiç ev varken kamulaştırma işleminin yapıldığını ve evin parasının alındığını, dava konusu evin ise 5-6 yıl önce yapıldığını açıklamışlardır. Açıklanan bu olgular karşısında, … Genel Müdürlüğü tarafından taşınmazın tamamı üzerinde yapılan kamulaştırma işleminin üzerinden uzun süre geçtiği, davacı tarafından dava konusu muhdesatın kamulaştırma işleminden sonra yapıldığı saptanmıştır.
26.05.2004 gün ve 5177 sayılı Kanun’un 35. maddesi ile 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 19. maddesine eklenen ek fıkra hükmünde taşınmazda malik olmayan ancak üzerindeki muhdesatı meydana getiren kişilere muhdesatın kamulaştırma bedelinin kendisine verilmesini sağlama amacıyla zilyetliği tespit davası açma hakkı tanınmış ise de, kamulaştırma işlemi uzun süre önce tamamlandığından, davacının bu hükümden yararlanma ve zilyetliğini tespit ettirmekte güncel hukuki yararı bulunmamaktadır. Mahkemece; davacının dava konusu parsel üzerindeki ev yönünden tespit davası açmasında HMK 114/1-h, 115/2 maddeleri gereğince güncel hukuki yararının bulunmadığı dikkate alınarak davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı şekilde taşınmazın tapulama harici alanda olduğu belirtilerek davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davalı … vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle, yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 14.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.