Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/6153 E. 2019/10535 K. 26.11.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/6153
KARAR NO : 2019/10535
KARAR TARİHİ : 26.11.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, vekil edeni ile davalıların ortak murisler… ve …’nın mirasçıları olduklarını, mirasçıların murislerden kalan taşınmazları aralarında yapmış oldukları taksim sözleşmesine göre paylaştıklarını, bu paylaşıma göre dava konusu 427 ve 428 parsel numaralı taşınmazların 8.737 m2 sinin vekil edenine ait olacağının kararlaştırıldığını, ancak taksim sözleşmesine göre çizilen kroki uyarınca davalıların tapuda işlem yapmadıklarını belirterek, dava konusu 427 ve 428 parsel sayılı taşınmazların davalılar adlarına bulunan tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına taksim sözleşmesindeki krokiye göre bağımsız parsel olarak tesciline, olmadığı takdirde hisseli olarak tesciline karar verilmesini istemiştir.
Bir kısım davalılar, taksim sözleşmesinin imzalandığının doğru olduğunu ve bu sözleşmeye göre kroki çizildiğini, ancak davacının daha sonra bu sözleşmeye itiraz ederek kroki çizen şirkete giderek ikinci bir kroki çizdirdiğini, bu krokinin ise geçerli olmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Davalı …, tarafların taksim sözleşmesi ve krokiye göre kendisine düşen yeri kullandığını, davacının kendisine düşen yeri almasına bir itirazının olmadığını beyan etmiştir.
Mahkemece, davacının dayanak yaptığı krokinin, tüm taraflarca birlikte hazırlanan kroki olmayıp sonradan davacı tarafça taşınmazların konumları ve cephesi değiştirilerek hazırlanan kroki olduğunu bu sebeple davacının dayanmış olduğu kroki hukuken geçerli olmadığı gibi davacının bu davayı açmakta da iyi niyetli olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar vermiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TMK’nin 676 ve müteakip maddelerine dayalı miras taksim anlaşmasından kaynaklanan tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, tarafların ortak murisleri olan…’nın 28.05.2002, …’nın ise 29.09.2011 tarihinde vefat ettiği, tarafların ortak murislerinden kalan taşınmazlar hakkında 09.03.2014 tarihinde miras taksim sözleşmesi imzaladıkları, sözleşmeye göre dava konusu 427 ve 428 parsel sayılı taşınmazların 8737 m2 sinin davacıya verileceğinin kararlaştırıldığı, 427 ve 428 parsel sayılı taşınmazların 09.12.1974 tarihinde tapulama yolu ile muris… adına kayıtlı iken, 09.10.2002 tarihi ve sonrasında intikallerinin yapıldığı ve bir kısım payların paylı mülkiyete bir kısım payların ise elbirliği mülkiyetine tabi olarak taraflar adına tapuda kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.
TMK’nin 676. maddesi hükmüne göre; tapulu taşınmazlara ilişkin paylaşma sözleşmesinin geçerliliği tüm mirasçıların katılımı ile yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır. Ancak; mirasçılar adına paylı mülkiyet şeklinde tapuda kayıtlı olan taşınmazlara ilişkin taksim sözleşmesinde, paylı mülkiyete geçilmekle taşınmazlar mirasbırakanların terekesinden çıktığından ve elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi olmadığından, payın temliki resmi şekilde yapılması (TMK mad.706, 6098S. TBK mad. 237) gerekeceğinden, tüm mirasçıların katılımıyla da yapılsa bu sözleşmeye değer verilemez.
Somut olayda, mahkemece, davacının taksim sözleşmesine göre dayandığı krokinin hukuken geçerli olmadığı ve davacının davayı açmakta da iyi niyetli olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de, bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının incelenmesinde, öncesinde ortak muris… adına tapulama yolu ile 09.12.1974 tarihinde kayıtlı iken, ilk olarak 09.10.2002 tarihinde paylı mülkiyet şeklinde mirasçılarına intikal ettiği, davaya konu taksim sözleşmesinin ise 09.03.2014 tarihinde yapıldığı, bu durumda, taşınmazların, sözleşme tarihinde paylı mülkiyet şeklinde tapuda kayıtlı bulunduğu, taşınmazın, tereke malı olmaktan çıktığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca, davaya konu miras taksim sözleşmesinin geçerli bir sözleşme olduğundan bahsedilemeyeceğinden, davanın bu gerekçe ile reddine karar verilmesi gerekirken, davacı iyiniyetli kabul edilemeyeceğinden davanın reddine karar verilmiş ise de ret kararı sonucu itibariyle doğru olup yeniden yargılamayı gerektirmediğinden gerekçe düzeltilmek suretiyle hükmün onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda gösterilen sebeple davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle sonucu itibarı ile doğru bulunan hükmün gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek ONANMASINA, taraflarca HUMK’un 440/1. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 26.11.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.