YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/6290
KARAR NO : 2016/8105
KARAR TARİHİ : 02.05.2016
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Terkin
… ile … aralarındaki tapu iptali ve terkin davasının kabulüne dair … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen … sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı … vekili, tapuda davalı adına kayıtlı … parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını açıklayarak tapu kaydının iptaliyle kıyı olarak terkinine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, taşınmazı tapuda satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne ve dava konusu … parsel sayılı taşınmazın 168 m2’lik kısmının (tamamının) kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı gerekçesiyle tapu kaydının iptali ile tapudan terkinine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporları hüküm kurmaya elverişli değildir. Söz konusu raporlar incelendiğinde; bilirkişi sayısı ve bilirkişilerin nitelikleri konusunda bir problem olmadığı ancak, yapılan incelemenin eksik olduğu gibi bu incelemenin rapora aktarılmasında da eksiklikler olduğu görülmektedir. Bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen raporda; gözleme dayalı değerlendirmeler yapılmış ve dava konusu taşınmazın tamamının kıyı kenar çizgisinin içerisinde kaldığı belirtilmiştir. Ancak idarece belirlenen kıyı kenar çizgisi ile keşfen belirlenen kıyı kenar çizgisinin çakışıp çakışmadığı konusunda bir değerlendirme yapılmamıştır. Ayrıca rapor ekindeki krokinin ölçeksiz olduğu ve kadastral paftaya uygun olarak düzenlenmediği görülmektedir.
O halde mahkemece yapılacak iş; mevcut bilirkişi kuruluyla yeniden dava konusu taşınmazda keşif yapılması, taşınmazın farklı noktalarında gözlem çukurları açılarak bu çukurlardan alınan verilerin incelenmesi, açılan gözlem çukurlarının harita üzerinde işaretlenerek gösterilmesi ve topoğrafik memleket haritalarından da yararlanılarak kıyı kenar çizgisinin tespit edilmesi, keşfen bilirkişi kurulunca tespit edilen kıyı kenar çizgisi ile Bakanlık tarafından onaylanan kıyı kenar çizgisinin fen bilirkişi tarafından kadastral paftayla tersimatı yapılmış ölçekli kroki üzerinde gösterilmesi, her ikisinin çakışmaması halinde çelişkinin nedenlerinin bilimsel verilere dayalı olarak bilirkişiye açıklattırılması, eksikliğin bu şekilde giderilememesi halinde aynı nitelikleri haiz farklı bir bilirkişi kuruluyla yeniden inceleme yapılarak eksikliğin giderilmeye çalışılması, ayrıca 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasa’nın 16. Maddesiyle 3402 sayılı Yasa’nın 36. maddesine bazı ilaveler getiren 36/A maddesi hükmüne göre kadastro işlemleri sebebiyle açılan davalar nedeniyle, yargılama giderlerinden ve avukatlık ücretinden davalı tarafın sorumlu tutulamayacağı hususunun da gözetilmesi, Mahkemece bu konudaki görüşünün ortaya konulması ve ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesinden ibarettir. Bu hususlar gözetilmeden eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 321,00 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 02.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.