YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/6533
KARAR NO : 2017/13239
KARAR TARİHİ : 18.10.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün taraf vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Dairemizin 2014/26579 Esas, 2015/4187 Karar ve 13.02.2015 tarihli kararı ile ilk derece Mahkemesinin 2014/549 Esas, 2014/691 Karar ve 04.11.2014 tarihli kararı borçlunun 15 Temmuz 2014 tarihli dilekçesi ile maktu icra vekalet ücreti ve harca göre yeniden hesaplama yapılması ve bakiye kısmın iadesine ilişkin talebinin, dosya infazen işlemden kaldırıldığından kabul edilemeyeceği, bu nedenle İcra Mahkemesi’nce şikayetin reddi gerekirken kabulünün doğru olmadığı gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkeme’ce bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; bozma ilamında açıklanan nedenlerle şikayetin reddine karar verileceği açıklandıktan sonra hüküm fıkrasında şikayetin kabulüne karar verildiği görülmektedir. Anılan hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
T.C. Anayasası, yargılamada aleniyet ilkesini benimsemiştir. Buna göre, yargılama açık olarak yapılacak ve HMK’nun 297/2. maddesi hükmü gereğince de yargılama sonunda verilen kararda taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan haklar sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde açıkça gösterilecektir. Aynı Kanun’un 298/2. maddesi hükmü ise sonradan yazılacak gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağını amirdir. Bu nedenle Mahkeme hükmü tek olduğundan ve kısa kararla aynı sonuçları taşıyacağından kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişki halinde ortada yasaya uygun bir hükmün varlığından söz edilemez. Nitekim….Kurulu’nun 10.04.1992 tarih ve 7/4 sayılı kararında, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunmasının bozma nedeni sayılacağı belirtilmiş olup, Mahkemece yapılacak iş; önceki karar ile bağlı olmaksızın çelişki giderilmek suretiyle yeni bir karar vermekten ibarettir.
SONUÇ: Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 18.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.