YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/6692
KARAR NO : 2019/1725
KARAR TARİHİ : 20.02.2019
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı 3. kişi vekili, kendi adına faaliyet gösterdiği iş yerinde 09.07.2015 tarihinde mülkiyeti müvekkiline ait menkullerin haczedildiğini ileri sürerek, istihkak iddialarının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, üçüncü kişinin öğrenci olup, haciz adresi iş yerinin sahibi olmasının mümkün olmadığını, üçüncü kişi ile borçlu şirket yetkilisi arasında akrabalık bağı bulunduğunu, aynı adreste daha evvel 08.05.2015 tarihinde borçlu şirket elinde haczedilip mahallinde bırakılan makinelerin üçüncü kişi tarafından kullanıldığını, istihkak iddiasının alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak öne sürüldüğünü açıklayarak, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, 25.12.2014 tarihinde haczedilen üç adet makinenin borçlu şirket yetkilisine yediemin olarak bırakıldığı, haciz adresinde bu üç adet makine dışında başkaca haczi kabil mal bulunmadığı ve borçlu şirket yetkilisinin ödeme taahhüdünde bulunduğu, tanık anlatımları da dikkate alındığında mahcuz makinenin adrese takipten ve hatta ilk hacizden sonra davacı üçüncü kişi tarafından getirildiğinin açıkça belli olduğu, iş yeri devrinin danışıklı olduğu kabul edilse bile borçlu yetkilisinin borcu ödeme taahhüdünde bulunmuş olması nedeni ile, borcu ödemediği takdirde hapse girmesi kaçınılmaz olan bir kişinin buna rağmen yeni makine almasının düşünülemeyeceği, bu nedenle mahcuz makinenin davacıya ait olduğunun kesin olarak anlaşıldığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre;dava konusu haczin takip dayanağı İş Mahkemesi ilamında da yer alan borçlu şirket adresinde 09.07.2015 tarihinde gerçekleştirildiği, aynı adreste 05.12.2014 ve 25.12.2014 tarihlerinde gerçekleştirilen hacizler esnasında borçlu şirket yetkilisinin hazır olduğu, davacı üçüncü kişinin ise haciz adresinde 12.02.2015 tarihinde borçlu şirket ile aynı alanda faaliyete başladığı, 25.12.2014 tarihinde haczedilen makinelerin hali hazırda üçüncü kişi tarafından kullanılmaya devam edildiği, borçlu şirketin haciz adresinde çalışan dört işçisinin üçüncü kişinin yanında çalışmaya devam ettiği, tüm bunların yanı sıra haciz tarihi itibarıyla yirmi yaşında üniversite öğrencisi olan üçüncü kişi ile borçlu şirket yetkilisi arasında akrabalık bağı bulunduğu, bu kapsamda İİK 97/a maddesinde düzenlenen mülkiyet karinesinin borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olduğu, ispat yükü altında olan ve karinenin aksini her türlü delille kanıtlama olanağına sahip davacı üçüncü kişinin, karinenin aksini güçlü ve inandırıcı delillerle ispatlayamadığı anlaşılmakla, bu koşullarda, istihkak iddiasının, alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla danışıklı olarak ileri sürüldüğünün ve muvazaalı işlemler yapıldığının kabulü gerekir.
Bu nedenlerle Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önüne alınarak, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün İİK’nin 366. ve 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 20.02.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.