Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/6766 E. 2018/14790 K. 03.07.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/6766
KARAR NO : 2018/14790
KARAR TARİHİ : 03.07.2018

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ziynet ve Katılma Alacağı

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı … vekili, evlilik birliği içinde davalı adına edinilen dava dilekçesinde sayılan malvarlıkları ve ziynet eşyaları nedeniyle 62.000,00 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 17.09.2015 tarihli dilekçe ile talep miktarını artırarak toplam 86.650,00 TL alacağın tahsilini talep etmiştir.
Davalı … vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, 54.150,00 TL katılma alacağı, 29.673,00 TL ziynet alacağı olmak üzere toplam 83.823,00 TL alacağın tahsiline karar verilmiştir. Hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK m. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere katılma alacağı ve ziynet alacağı isteğine ilişkindir.
1. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalının ziynet alacağına yönelik temyiz itirazlarının incelemesine gelince;
Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. (TMK m. 6) İleri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin, iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir. (HMK m.190) İspat yükü, hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer.
Davacı kadın dava konusu edilen ziynet eşyasının davalıda kaldığını ileri sürmüş, davalı koca ise onun tarafından altınların kullanıldığını savunmuştur. Hayat deneylerine göre olağan olanın bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Başka bir anlatımla, bunların davalı tarafın zilyetlik ve korunmasına terk edilmesi olağan durumla bağdaşmaz. Diğer taraftan, ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyalardandır. Bu nedenle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi, evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak, normal koşullarda ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda, ziynet eşyasının varlığını, evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını ve götürülmesine engel olunduğunu, evde kaldığını, kadının ispatlaması gerekir.
Somut olayda davacı kadının iddiası, dava konusu ziynet eşyalarının evden ayrılırken elinden alındığı ya da götürülmesine engel olunduğu değil, evliliğin ilk başında davalı tarafça elinden alındığı yönündedir. Davacı bu iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Dosya kapsamında bulunan davacı kadın adına evlilik tarihinden kısa süre sonra 16.09.1997 tarihinde hesap açıldığı, hesaplarda işlem yapılabilmesi için bir kişiye verilmiş vekalet olmadığı, 2009 öncesi kayıtlara ulaşılamadığı; davalı koca adına da hesabın olduğunun bildirildiğine yönelik…Yatırım Menkul Değerler A.Ş. gelen cevabı yazısına; davacı tanıkların davalı koca tarafından ziynetlerin borsaya yatırıldığını duyduklarına yönelik görgüye dayalı olmayan beyanları; davalı tanıklarının da taraflarca ziynetlerin borsaya yatırıldığını duyduklarına yönelik beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacı kadının ziynet eşyalarını davacı kocaya veridiğini mevcut deliller itibari ile ispatlayamamıştır. O halde mahkemece davacının ziynet eşyalarına yönelik talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarda 2. bentte gösterilen sebeplerle 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA; davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarda 1. bentte gösterilen sebeplerle reddine, HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 03.07.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.