YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/6818
KARAR NO : 2016/8172
KARAR TARİHİ : 03.05.2016
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma Alacağı
… ile … aralarındaki katılma alacağı davasının reddine dair …. Aile Mahkemesi’nden verilen 02.02.206 gün ve 503/79 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … vekili, evlilik birliği içerisinde edinilen davalı adına kayıtlı taşınmazın alınmasına olan katkısı karşılığı taşınmazın değerinin 1/2’sinin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı …, dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğine rağmen cevap vermemiş; ön inceleme celsesinde beyanında davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; tarafların iki kez evlendikleri, ilk evlilik dönemi içerisinde mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğunu, ikinci evlilik dönemi içerisinde edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğunu, davacının talebinin katkı payı alacağı olarak nitelendirilmesi halinde ilk boşanma davasının kesinleşme tarihinden itibaren 10 yıllık hak düşürücü süre geçirildikten sonra dava açıldığından reddine; katılma alacağı olarak nitelendirilmesi halinde taşınmazın 4271 sayılı TMK yürürlüğe girmeden önce edinilmiş olduğundan katılma alacağına ilişkin hükümler uygulanamayacağı ve taşınmazın davalının kişisel malı olduğu davanın bu yönüyle de reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar, ilk olarak 1995 yılında evlenmiş olup, 13.07.2001 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, 13.07.2001 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. 04.03.2008 tarihinde yeniden evlenen taraflar bu kez 03.01.2013 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün; 03.01.2014 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejiminin tasfiyesine ilişkin dava 18.08.2014 tarihinde açılmıştır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilikte mal ayrılığı (743 sayılı TKM 170.m), ikinci evlilikte ise edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı yasanın 10, TMK 202/1.m). Tasfiyeye konu 8 nolu mesken, eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu 28.03.1997 tarihinde (ilk evlilik sırasında) satın alınarak, davalı eş adına tescil edilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK 179.m). TKM’nin 5. maddesi yollamasıyla mal ayrılığı rejimi dönemi bakımından BK’nun 125. (6098 sayılı BK’nun 146.m.) maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresi uygun düşmektedir. BK’nun 125. (6098 sayılı BK’nun 146 m.) maddesinde; “Bu Kanunda başka suretle hüküm mevcut olmadığı taktirde her dava 10 senelik mürur zamana tabidir”, denilmiştir. Madde metninde sözü edilen “her dava” sözcüğü her alacak olarak değerlendirilmektedir. Aynı Kanun’un 132/1-3 (TBK 153/3) nolu bendinde ise, “Nikah devam ettiği müddetçe karı kocadan birinin diğerinin zimmetinde olan alacakları hakkında zamanaşımı işlemez” hükmüne yer verilmiştir.
Somut olaya gelince Mahkeme, taraflar arasındaki ilk boşanma hükmünün kesinleşme tarihinden itibaren 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra davanın açıldığını red gerekçesi olarak göstermiş ise de, söz konusu 10 yıllık süre hak düşürücü süre olmayıp zamanaşımı süresidir. Zamanaşımı süresinin geçtiği bizzat davalı tarafından ve süresinde def’i olarak kesin, anlaşılabilir ve açık bir biçimde ileri sürülmesi gerekmektedir. Davalı taraf ise usulüne uygun zamanaşımı def’inde bulunmamıştır.
Kaldı ki; davacı ve davalı hakkında verilen ilk boşanma hükmü 13.07.2001 tarihinde kesinleşmiş olup; tarafların ikinci kez evlendikleri 04.03.2008 tarihine kadar 7 sene geçtiği, tarafların ikinci kez evlendikleri tarihten itibaren boşanma hükmünün kesinleştiği tarihe kadar zamanaşımı süresinin durduğu, ikinci boşanma hükmünün kesinleşmesinden mal rejiminin tasfiyesine ilişkin temyize konu davanın açıldığı tarihe kadar ise 7 ay geçtiği gözetildiğinde davanın 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmadan açıldığının kabulü gerekmektedir. Her ne kadar mahkemece tasfiyeye konu taşınmaz 743 sayılı TKM döneminde alınmış olduğu ve katılma alacağı istenemeyeceği gerekçesi doğru ise de davacının süresinde açılan katkı payı alacağı talebine ilişkin olarak davanın kaldığı yerden devamı ile işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 29,20 TL peşin harcın temyiz eden davacıya iadesine, 03.05.2016 tarihinde oy birliği ile karar verildi.