YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/8679
KARAR NO : 2018/14811
KARAR TARİHİ : 03.07.2018
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın husumetten reddine, diğer davalılar adına açılan davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay’ca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 03.07.2018 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden … vekili Avukat….. geldi. Karşı taraftan Tapu Sicil Müdürlüğü vekili Avukat ….. geldi. … ve müşterekleri vekili Avukat ….. geldi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
…K A R A R
Davacılar vekili, dava konusu 891 ve 895 nolu parsellerin ortak miras bırakan … adına kayıtlı iken, 22.05.2000 tarihinde ölmesi üzerine mirasçılarına intikal ettiğini, davalıların yakın miras bırakanı …’ın … 1. Noterliği’nce düzenlenen 22.09.1970 tarih 15641 yevmiye nolu sözleşmeyle dava konusu taşınmazlar üzerindeki miras payından feragat ettiğini, davalıların taşınmazlar üzerinde hakkı bulunmamasına rağmen ortaklığın giderilmesi davası açtıklarını ileri sürerek, davalılara intikal eden miras paylarının iptaliyle veraset belgesindeki payları oranında vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Saffet Tatlıcan vekili, mirastan feragat sözleşmesinin yakın miras bırakan … tarafından düzenlendiğini, vekil edenlerini bağlamayacağını, mirastan feragat sözleşmesinin geçerliliğini yitirdiğini, taşınmazların dedelerinden kalmış olması nedeniyle yasal olarak miras payları bulunduğunu ve ortaklığın giderilmesi davası açmakta bir isabetsizlik olmadığını açıklayarak yersiz açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı … Müdürlüğü vekili, taraf ehliyeti bulunmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, bozmadan önce, taraflar arasındaki taksim davasında veya terekenin başkaca taksimi esnasında ileri sürülebilecek ve gözetilmesi gereken hususa ilişkin olarak davanın ikamesinde davacıların hukuki yararı bulunmadığı, davalı … idaresinin eldeki davada taraf sıfatı bulunmadığı gerekçesi ile Tapu Müdürlüğü hakkındaki davanın husumet yokluğu nedeniyle, davalılar Afet, Semra, Ahmet, Hakan ve Saffet hakkındaki davanın ise hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiş, Daire’nin 06/05/2013 tarihli 2013/6666 E.2013/6514 Karar sayılı ilamı ile …Şöyle ki, TMK’nın 528. maddesinde; miras bırakanın bir mirasçısı ile karşılıksız veya bir karşılık sağlanarak mirastan feragat sözleşmesi yapabileceği, feragat edenin mirasçılık sıfatını kaybedeceği, bir karşılık sağlanarak mirastan feragatin sözleşmede aksi öngörülmedikçe feragat edenin altsoyu için de sonuç doğuracağı açıklanmıştır. Dava konusu taşınmazlar, ortak kök miras bırakan … adına kayıtlı olup, 13.12.2000 tarihinde miras yoluyla intikal etmiş, aynı tarihte pay birleştirmeleri nedeniyle elbirliği mülkiyeti şeklinde davalılar adına tescil edilmiştir. Davalıların miras bırakanı …, dayanak noterlik sözleşmesiyle taşınmazlar üzerindeki miras payından feragat ettiğine, feragat nedeniyle sözleşmede ivaz olarak gösterilen taşınmazları edindiğine, feragat eden … mirasçıları adına elbirliği mülkiyeti şeklinde pay intikal ettiğine ve davalılar tarafından ortaklığın giderilmesi davası açılmak suretiyle taşınmazlar üzerinde hak talep edildiğine göre, davacıların dava açmakta hukuki yararının bulunduğu hususunda duraksamamak gerekir. Çünkü, davacıların mevcut dava sonunda alacağı kararı ortaklığın giderilmesi davasında ileri sürülebileceğinin düşünülmesi gerekmektedir. Davalılar tarafından Sulh Hukuk Mahkemesi’ne ortaklığın giderilmesi davası açılmış olması, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözüme ulaştırılması sonucunu doğurmaz. Eş anlatımla; davalılar tarafından açılan ortaklığın giderilmesi davasında, eldeki dosya davacılarının mirastan feragat sözleşmesine dayanması halinde, ilgili mahkemece taraflar arasındaki mülkiyet uyuşmazlığının giderilmesi için dava açmak üzere taraflara süre ve imkan verilmesi, mülkiyet problemi çözüme kavuşturulduktan sonra ortaklığın giderilmesine karar verilmesini gündeme getirecektir. O halde; mahkemece, mevcut ve toplanacak deliller dikkate alınarak elde edilecek sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, davacıların hukuki yararının bulunmadığı açıklanarak yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir…’ gerekçesi ile bozulmuştur. Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama neticesinde, davalı … Müdürlüğü bakımından davanın husumet yokluğu nedeni ile reddine, diğer davalılar bakımından davanın kabulü ile,dava konusu 891 (yeni 105 ada 74) parsel ve 895 parseldeki davalılar (… mirasçıları) Safet Tatkıcan, …, …, … ve … hisselerinin iptal edilerek, tamamı 4 hisse kabul edilmek suretiyle 1’erden 3 hissesinin (… mirasçıları olan) davacılar …, … ve … adlarına tapuya kayıt ve tesciline dava açmayan … mirasçısı … ‘a isabet eden 1 hissenin ise davalıların uhdesinde bırakılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı Saffet Tatlıcan vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, miras payından feragat sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, tarafların ortak kök muris …’ın mirasçıları oldukları,muris …’ın 22/05/2000 tarihinde vefat ettiği, muris ile kendinden önce vefat eden davalılar murisi … arasında … 1.Noterliği’nin 22.09.1970 tarih ve 15641 yevmiye nolu feragat sözleşmesinin yapıldığı, bu sözleşmede davalılar murisi …’ın sözleşmede belirtilen taşınmazlar karşılığında murisi …’dan intikal eden ve edecek olan taşınmazlardaki haklarından vazgeçtiğinin kararlaştırıldığı, dava konusu 891 (yeni 105 ada 74) ve 895 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin 29/12/1979 tarihinde yapıldığı, kadastro tespitlerinin kesinleşmelerinin sırasıyla 07/07/1982 ile 31/03/1980 tarihleri olduğu ve her iki taşınmazında muris … adına tespit edildiği, 03/12/2000 tarihinde miras yoluyla mirasçılarına intikal ettiği aynı tarihte pay birleştirmeleri nedeniyle elbirliği mülkiyeti şeklinde davalılar ve davacı … adına tescil edildiği anlaşılmaktadır.
3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesinde kadastro öncesi hukuki sebeplere dayalı olarak hak iddialarının kadastro tutanaklarının kesinleşme tarihinin üzerinden 10 yıl geçtikten sonra ileri sürülemeyeceği belirtilmiştir.
Yine, Kadastro Yasalarındaki hak düşürücü sürelerin kabulünden amaç kamu düzenini korumaktır. Hak düşürücü süre ile mülkiyet hakkı değil hak arama özgürlüğü belli bir süre ile sınırlandırılmıştır. Bu sürelerin doğrudan doğruya kamu düzenini ilgilendirmeleri nedeniyle davanın hangi aşamasında olursa olsun mahkemece kendiliğinden gözetilmeleri gerekir.
Somut olayda, dava 21/05/2001 tarihinde açılmış, davacılar 1970 tarihli mirastan feragat sözleşmesine dayanmış, taşınmazların kadastro tespiti 1979 tarihinde yapılmış, tespitler 07/07/1982 ile 31/03/1980 tarihlerinde kesinleşmiştir. Tüm bu açıklamalara göre davacı tarafın iddiası; kadastro tespit tarihinden önceki hukuki sebebe dayalıdır.
O halde, yukarıda yapılan açıklamalar ve kanun maddesi uyarınca, kadastro tespitinin kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında 10 yıllık hak düşürücü süre geçirildiğinden,hak düşürücü süre davanın her aşamasından gözetilebileceğinden ve kamu düzeninden olmasından dolayı önceki bozmanın taraflar açısından kazanılmış hak doğurmayacağı da gözetilerek davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabul kararı verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalı Saffet Tatlıcan vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.630,00 TL Avukatlık Ücreti’nin davacılardan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalılara verilmesine, HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 03/07/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.