Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/8909 E. 2018/8516 K. 07.03.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/8909
KARAR NO : 2018/8516
KARAR TARİHİ : 07.03.2018

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın reddine dair kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemiz’in 03.03.2016 gün ve 2014/19064 Esas, 2016/3033 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmişti. Davacı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı vekili, dava konusu 5 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti sırasında davalıların murisi …adına tespit edilerek, tespitin 23.7.1979 tarihinde kesinleştiğini, tespitin kesinleşmesinden sonra, vekil edeninin bu taşınmazı, yedi parça taşınmaz ile birlikte 27.7.1979 tarihinde …’dan satın aldığını, satın alınan taşınmazların tapu müdürlüğünde devri yapılırken, her nasılsa davaya konu taşınmazın devrinin yapılmadığını, satış tarihinden beri zilyetliğin vekil edeninde bulunduğunu, kayıt maliki …’ın 20.4.1981 tarihinde vefat ettiğini ve tapunun intikal görmediğini açıklayarak, davaya konu taşınmazın tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan …, …, …, …, …, … ve … vekili davanın reddini savunmuş, diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece; “Davanın reddine” ilişkin olarak verilen, 1.4.2014 tarih, 2013/252 Esas ve 2014/319 Karar sayılı kararın, Dairenin 3.3.2016 tarih, 2014/19064 Esas ve 2016/3903 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmesi üzerine, davacı vekili tarafından Kararın Düzeltilmesi talebinde bulunularak, incelemenin duruşmalı yapılması istenilmiş, yasal olarak mümkün bulunmadığından duruşma isteği nazara alınmamıştır.
Mahkemece her ne kadar davanın reddine karar verilmiş ise de; yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermeye yeterli değildir.
Dava, TMK’nın 713/1. fıkrasındaki kazanmayı sağlayan zilyetlik ve 2. fıkrasında yer alan, “…maliki 20 yıl önce ölmüş…” hukuki sebeplerine dayalı olarak açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Dosyanın incelenmesinden, davaya konu taşınmazın 108/1404 payının, 23.7.1979 tarihinde davalıların murisi olduğu beyan edilen …adına tescil edildiği, …’ın 20.4.1981 tarihinde vefat ettiği, eldeki davanın, davaya dayanak oluşturan TMK’nın 713/2. fıkrasında yer alan “…ölmüş…” sözcüğünün, Anayasa Mahkemesi’nin 17.3.2011 gün ve 2009/58 Esas, 2011/52 Karar sayılı kararıyla iptal edildiği tarihten sonra, 11.3.2013 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Kayıt malikinin ölüm tarihi olan 20.4.1981 tarihi ile Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı tarihi olan 17.3.2011 tarihi arasında 20 yıldan fazla süre geçmiş olduğundan, Mahkemece, davacı tarafın zilyetliğinin başlangıcı, niteliği ve süresi üzerinde durulması gerekir. Ne var ki, yargılama sırasında davacı tarafından sekiz tanık ismi bildirilmesine ve tanıkların dinlenilmesinden açıkça vazgeçilmemesine rağmen, davacı taraf tanıklarından sadece üç tanesi keşif mahallinde dinlenilmiştir.
Ayrıca, dosya arasında bulunan nüfus kayıtlarında, kayıt malikinin ismi … ve baba adı … olarak kayıtlı iken, tapu kayıtlarında, kayıt maliki …ve baba adı Mehmet olarak kayıtlı bulunmaktadır.
Hal böyle olunca, Mahkemece yapılması gereken iş, tapu kaydında düzeltim davası açması ve düzeltilen kayda göre kayıt malikinin veraset ilamının temin edilerek dosyaya sunulması açısından davacı tarafa süre ve imkan verilmesi, dosyaya ibraz edilen 27.12.2011 tarihli teknik bilirkişi raporu ekindeki krokide belirtilen alanlarda yapılacak keşifte, davacı tanıklarının HMK’nın 240, 243 ve 259. maddeleri uyarınca davetiye ile keşif yerine çağrılarak, aynı Kanunun 259/2 ve 290/2. (HUMK 259) maddeleri hükümleri uyarınca, davacı tarafın zilyetliğinin süresi, niteliği ve sürdürülüş şekli konusunda ayrıntılı beyanlarının alınması, toplanmış ve toplanacak deliller neticesinde kabule yönelik sübut oluşması halinde, davacıların kullandığı miktar ve kayıt malikinin payına karşılık gelen miktarın gözönünde bulundurularak, davacının kullandığı miktarın paya çevrilmek suretiyle hüküm tesisinin düşünülmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı ve yerinde olmayan gerekçelerle ret kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ : 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’nın 442/3. maddesi gereğince, davacı vekilinin, karar düzeltme isteğinin kabulüne; Dairenin 3.3.2016 tarih ve 2014/19064 Esas, 2016/3903 Karar sayılı ONAMA İLAMININ KALDIRILMASINA ve açıklanan sebeplerle yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA, HMK’nın 442/1 maddesi gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 07.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.