YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/9245
KARAR NO : 2017/12420
KARAR TARİHİ : 09.10.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Şikayet
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Alacaklı vekili, İİK’nun 40/2 maddesi uyarınca kendilerine gönderilen muhtıranın iptali gerektiğini, muhtıranın vekil yerine asile tebliğ edilmesinin usule aykırı olduğunu, İİK’nun 40/3 maddesine göre müvekkili iyiniyetli üçüncü şahıs konumunda bulunduğundan kendisinden iade istenemeyeceğini, ilam nedeniyle borçlu belediyenin borcu olmadığının hüküm altına alındığı kanaatinin doğru olmadığını, ilamın da henüz kesinleşmediğini ileri sürerek 10.07.2015 tarihli muhtıranın iptalini talep etmiştir.
Mahkemece, İİK’nun 40.maddesine göre bir ilam hükmü icra edildikten sonra bölge adliye mahkemesince kaldırılır ve ya yeniden esas hakkında karar verilir ya da Yargıtay’ca bozulup da aleyhine icra takibi yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı kesin bir ilamla tahakkuk ederse ayrıca hükme hacet kalmaksızın icranın tamamen veya kısmen eski haline iade olunacağı, ancak 3. şahısların iyi niyetle kazandıkları haklara halel gelmeyeceği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın şikayetçi alacaklının iyi niyetli olup olmadığı noktasında toplandığı, ilamdan kaynaklanan alacağı ilam alacaklısının vekilinden temlik alıp, ilam alacaklısının ölümünden sonra takip başlatan şikayetçi alacaklının somut olayın özünü oluşturan takipte iyiniyetli olmadığı gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiş, karar, alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İİK’nun 40. maddesi gereğince bir ilamın nakzı icra muamelelerini olduğu yerde durdurur. Anılan maddenin 2. fıkrasına göre ise, bir ilam hükmü icra edildikten sonra nakzedilip de, aleyhinde icra takibi yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı kat’i bir ilamla tahakkuk ederse ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski haline iade olunur. Bu haliyle, borçlunun icranın iadesini isteyebilmesi için İİK’nun 40/2. maddesi gereğince bozmadan sonra verilecek hükmün kesinleşmesi zorunludur.
Somut olayda; borçlu İstanbul Büyükşehir Belediyesi aleyhine başlatılan takipte, takip dayanağı … 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010/1002 Esas sayılı kararının Yargıtay 5. Hukuk Dairesi’nce 12.12.2011 tarihinde araştırma yönünden bozulduğu, bozma sonrası verilen davanın reddi yönündeki kararın da 27.05.2013 tarihinde bozulması üzerine Yerel Mahkemece İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verildiği, anılan kararın karar başlığındaki davacı ismi yönünden düzelterek onandığı ve karar düzeltme talebinin 05.05.2015 tarihinde reddedildiği, Yargıtay 5. Hukuk Dairesi’nin 22.12.2015 tarihli kararı ile de anılan düzelterek onama ve karar düzeltme kararları kaldırılarak hükmün bozulmasına karar verildiği, bozmaya uyulmayarak Yerel Mahkemece direnme kararı verilmesi ve direnme kararının temyizi üzerine dosyanın Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na gönderildiği anlaşılmaktadır. Bu halde, takip dayanağı ilam ile ilgili yargılama süreci devam etmekte olup İİK’nun 40. maddesindeki koşulların gerçekleştiğinden söz edilemeyeceğinden şikayetin kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366. ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 09.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.