YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/9813
KARAR NO : 2016/10955
KARAR TARİHİ : 21.06.2016
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katkı Payı ve Katılma Alacağı
… ile … aralarındaki katkı payı ve katılma alacağı davasının kısmen kabulüne dair … 4. Aile Mahkemesi’nden verilen … sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı … vekili, evlilik birliği içerisinde edinilen davacı adına kayıtlı taşınmazlar ve araçlar yönünden malların tasfiyesi ile fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 7.000,00 TL alacağın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı … vekili, davacının katkısının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı adına kayıtlı 01.01.2002 sonrası edinilip mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan veya boşanma davasından kısa süre önce katılma alacağını azaltmak kasdıyla devredilmiş bir taşınmaz bulunmadığından talebin bu yönden reddine, davalı adına kayıtlı iki araç yönünden ise davanın kısmen kabulü ile 5.750,00 TL alacağın karar tarihinden itibaren faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde reddedilen kısım yönünden davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Davacı vekilinin … parseldeki 6, 7 ve 9 nolu meskenlere ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK 33. m). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacak hakkı vardır. Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden (TMK 229.m) ve denkleştirmeden (TMK 230.m) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK 219.m) toplam değerinden, bu mallara ./.
ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK 231.m) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK 236/1.m). Katılma alacağı Yasa’dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.
Artık değere katılma alacak miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değerleri esas alınır (TMK 227/1, 228/1, 232 ve 235/1. m). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir.
Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK 222. m). Değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır.
Somut uyuşmazlık incelendiğinde taraflar, 07.10.1992 tarihinde evlenmiş, 25.01.2008 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, 06.07.2011 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK’nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM 170.m), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı Yasa’nın 10, TMK 202/1.m). Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK 179.m).
Tasfiyeye konu … parsele ait eksikten getirtilen tapu kayıtlarının incelenmesinden, arsa vasfıyla taşınmazın davalı kocanın babası tarafından 13.11.1973 tarihinde edinildiği; 26.06.1975 tarihinde 1/2 hissenin davalının babası tarafından kendi kardeşine (davalının amcası) devredildiği; kalan 1/2 hissenin ise evlilik birliği içerisinde 07.07.2006 tarihinde yarı hisse ile davalı ve kardeşine devredildiği anlaşılmaktadır. Davalının babası tarafından satış gibi işlem yapılmış ve yapılan devir evlilik birliği içerisinde gerçekleşmiş ise de; bir fiili karine olarak, hayatın olağan akışına göre eşlerden birinin anne veya babası tarafından yapılan bu gibi malvarlığı devirleri karşılıksız kazandırma (bağışlama) olarak değerlendirilmektedir. Bu fiili karinenin aksini, yani parasını vererek gerçek anlamda satın alındığını, tasarrufun karşılıksız kazandırma olmayıp karşılığı verilerek elde edilmiş bir edinim olduğunu, gerçek anlamda bir satış işlemi olduğunu iddia eden eş; başta satış bedelinin ödendiğine ilişkin ödeme kayıtları olmak üzere iddiasını güçlü ve inandırıcı delillerle ispatlamalıdır. Davacı taraf gösterdiği delillerle, davalının ediniminin gerçek bir satış işlemi olduğunu kanıtlayamamıştır. Bu nedenle davalıya babası tarafından devredilen pay yönünden davacının mal rejiminin tasfiyesine bağlı bir alacak hakkının mevcut olmadığı sonucuna varılmıştır.
Buna karşılık, davalının amcasına ait 1/2 hissenin bir kısmının evlilik birliği içinde 18.07.2006 tarihinde davalı ve kardeşine satış yoluyla devredildiği ve arsa üzerine inşa ettirilen binanın 02.08.2006 tarihinde kat irtifakı tesis edilerek davaya konu 6, 7 ve 9 nolu meskenlerin 1/2 hisselerinin davalı adına tescil edildiği anlaşılmaktadır. Söz konusu bağımsız bölümlerdeki hisseler mal rejiminin sona erdiği tarihte mevcut olup, sonraki bir tarihte (04.02.2008) dava dışı üçüncü şahıslara devredilmiştir. Dolayısıyla aksi ileri sürülüp kanıtlanamadığına göre dava dışı amcadan alınan paya isabet bölümle sınırlı olmak üzere sonradan inşa ettirilen 6, 7 ve 9 nolu bağımsız bölümlerin edinilmiş mal olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece, davacının talep miktarı gözetilerek yukarıda belirtilen ilke ve esaslar doğrultusunda işlem ve inceleme yapılarak gerçekleşecek sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuş, hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.
../.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davacı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte gösterilen nedenle reddine, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 280,25 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 21.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.