YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/9916
KARAR NO : 2020/1806
KARAR TARİHİ : 25.02.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, 175 ada 236 parsel sayılı taşınmazın 150 m2’lik bölümünün müvekkili tarafından … Noterliğinin 24.03.1971 tarih 944 yevmiye numaralı satış sözleşmesi ile satın alındığını, taşınmazın 1971 yılından beri davacının zilyetliğinde bulunduğunu, davacı lehine Kadastro Kanunu’nun 13/ B-b maddesindeki şartların gerçekleştiğini açıklayarak davalılar üzerindeki tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, mümkün olmadığı takdirde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla satım bedelinin dava tarihindeki karşılığı olarak 7.500 TL ve üzerinde yapılan evin değeri olarak 500,00 TL olmak üzere toplam 8.000 TL.nin davalılardan alınmasına karar verilmesini istemiştir. Yargılama sırasında davacının vefat etmesi üzerine, mirasçıları davaya devam etmiştir.
Davalılardan … mirasçısı … 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3 maddesindeki hak düşürücü süre geçtiğinden, kayıt maliklerinden davalı …, davacının muhatabının … mirasçıları olduğundan davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır. Diğer davalılar davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece ilk hükümle, davanın kabulüne dava konusu 175 ada 215 (236) parsel numaralı taşınmazın tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tapuda kayıt ve tesciline karar verilmesi üzerine, hüküm, davalılar … ve … vekili tarafından temyiz edilmiş, Dairemizin 29.11.2012 tarihli ve 2012/11492 Esas 2012/11377 Karar sayılı ilamında, yazılı gerekçelerle tapu iptal ve tescil talebinin reddine karar verilmesi gerektiği ancak davacının dilekçesinde, tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde satış bedeli ile taşınmaz üzerinde bulunan evin değerinin tahsiline karar verilmesini istediği, davacı vekilinin 24.03.1971 tarihli harici satış sırasında satım bedeli olarak bir kısım davalılar murisi …’a 13.250 TL (eski TL) ödendiğini ileri sürdüğü, ancak sözleşmenin içeriğinde ”…borcun tamamı ödendikten sonra 150 m2’lik yer ifraz edilerek alıcıya verilecektir…” ibaresinin bulunmakta olup, yargılama aşamasında ödenen bedelin bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulmadığı mahkemece bu yönde herhangi bir değerlendirme de yapılmadığı, bu nedenle taraflara satım sözleşmesindeki bedelin ödenip ödenmediği hususunda delilleri sorularak toplanacak delillere göre bedelin ödendiğinin tespiti halinde, davacının ödediği bedelin ödeme tarihinden itibaren çeşitli ekonomik etkenler nedeniyle azalan alım gücünün enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, döviz kurları, altın, memur maaşı ve işçi ücretlerindeki artışlar ve benzeri unsurların ortalamaları alınmak suretiyle dava tarihine kadar ulaşacağı alım gücünün denkleştirici adalet ilkeleri gereğince saptanması gerektiği gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemesince yeniden yapılan yargılama neticesinde, davacının tapu iptali ve tescile yönelik davasının ve sözleşme bedelinin iadesine yönelik davasının reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, harici satış ve kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuki sebeplerine dayalı olarak TMK’nin 713/1,996 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddeleri gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel isteğine ilişkindir.
1. Dosya kapsamına, dava evrakı ile yargılama tutanakları içeriğine, bozma ilamına uyularak sonucu dairesinde işlem tesis edildiğine göre davacılar vekilinin aşağıdaki bentte gösterilen nedenler dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacılar vekilinin bedele yönelik temyiz itirazlarına gelince,
Somut olayda, Mahkemece, her ne kadar, davacının bedel iadesine ilişkin talebin reddine karar verilmiş ise de bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki, davacılar murisi ile bir kısım davalılar murisi … arasında düzenlenen dava konusu 24.03.1971 tarihli … Noterliği’nin 944 yevmiye nolu satış sözleşmesi incelendiğinde, satış bedelinin 13.250 TL olduğu ayda 300 TL olmak üzere 44 ayda ödeneceği, bitiş tarihinin 01 Aralık 1974 olduğu, borcun tamamı ödendikten sonra taşınmazın 150 m2 lik kısmının ifraz edilerek ferağ takririnin alıcıya verileceği, alıcı sıfatı ile davacılar murisinin, satış bedeli olarak satıcıya 44 adet ayda 300 TL ödemek şartı ile bono verdiğini belirttiği anlaşılmaktadır. Bahsi geçen sözleşmeye göre, davacılar murisinin bir kısım davalılar murisi …’a satış bedeli olarak bono verdiği sabittir, bono bedellerinin ödenmediğini ispatlayacak olan ise davalı olup, davalı bu hususun aksini dosya kapsamına göre ispatlayamamıştır. Bu durumda, davacının sözleşmedeki bedeli talep edebileceği hususunda tereddüt yoktur. Mahkemece bu husus düşünülmeden, bedel talebine yönelik davanın da reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. O halde, Mahkemece yapılması gereken iş, davacının ödediği bedelin, ödeme tarihinden itibaren çeşitli ekonomik etkenler nedeniyle azalan alım gücünün enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, döviz kurları, altın, memur maaşı ve işçi ücretlerindeki artışlar ve benzeri unsurların ortalamaları alınmak suretiyle dava tarihine kadar ulaşacağı alım gücünün denkleştirici adalet ilkeleri gereğince saptanması için, dosyanın konusunda uzman mali müşavir veya muhasebeci, bankacı ve hukukçudan oluşan üç kişiden kurulu bilirkişi heyetine tevdii edilerek bir kısım davalı murisi …’a harici satış nedeniyle ödenen bedelin uyarlama kuralları gereğince denetime açık ve gerçek durumu yansıtır rapor alınması ve sözleşmenin tarafı olan davalılar (… mirasçıları) aleyhine raporda belirlenen miktara hükmetmek olmalıdır. Bu husus düşünülmeden yazılı şekilde karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın (2) sayılı bentte açıklanan nedenle 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddine, taraflarca HUMK’un 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 25.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.