YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/10065
KARAR NO : 2020/3442
KARAR TARİHİ : 15.06.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Harici Satın Almaya Ve Ölüme Dayalı Tapu İptali Ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı … tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili, 3128 numaralı parsel Abdullah oğlu … adına tapuda kayıtlı olduğunu, tapu maliki 40 yıldan evvel bir zamanda ölmüş olduğunu, … mirasçıları 23/01/1970 tarihinde harici senetle bu parseli vekil edenlerinin murisi …’ e satmış olduklarını, zilyetliğini de devretmiş olduklarını, o tarihten itibaren vekil edenlerinin murisleri … ve onun ölümü ile de davacıların bu gayrimenkulü nizasız, fasılasız ve kesintisiz olarak malik sıfatı ile kullanmış olduklarını, tapunun iptali ile vekil edenleri adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan …, 07.03.2013 tarihli oturumdaki imzalı beyanında, kendilerinin tarlayı …’e satmış olduklarını, tapusunu almadığını, tapunun babası üzerine olduğunu beyan etmiştir.
Davalı … ve …’nın 07.03.2013 tarihli ön inceleme duruşmasındaki uyumlu beyanlarında; bir diyeceğinin olmadığını, çocukken tarlanın satılmış olduğunu, kendisinin bir bilgisinin olmadığını beyan etmişlerdir.
Davalı …’ nın 19.12.2013 tarihli 4. nolu duruşmadaki beyanında özetle; bu tarlanın dedesine ait olduğunu, bu taşınmazı 50 yıldır davalıların kullandığını, kadastrodan geldiklerini ve bundan iki yıldır abisi …’nın kullandığını bildiğini, karşı taraf taşınmazın kendisine ait olduğunu ispatlarsa alabileceğini beyan etmiştir.
Davalı …’nın 19.12.2013 tarihli 4. nolu duruşmadaki beyanında; kendisinin tarlayı bilmediğini, davacının tapusunu alabileceği davayı kabul ettiğini beyan etmiştir.
Davalı …’nın beyanında; davacı taraf davasını ispatlarsa taşınmazı alabileceğini beyan etmiştir.
Mahkemece, tapuda kayıt maliki muris …’nın 20.01.1969 tarihinde vefat ettiği, vefatından sonra taşınmazın taşınmazın harici senetle 23.01.1970 tarihinde davacılar murisi …’e satıldığı, taşınmazın davacıların murisi ve kendileri tarafından davasız ve aralıksız yirmi yıl süre ile malik sıfatıyla zilyetliklerinde bulundurdukları, olağanüstü zamanaşımı ile kazanım koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TMK’nin 713/1. fıkrasındaki kazanmayı sağlayan zilyetlik ve 2. fıkrasında yer alan, “…maliki 20 yıl önce ölmüş…” hukuki sebeplerine dayalı olan tapu iptali ve tescil davasıdır.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu taşınmazın tamamı … adına tapuda kayıtlı olduğu, tapu kayıtlarının intikal görmediği, Mahkemesince, 31/03/2016 tarihinde bir fen, bir inşaat ve bir ziraat bilirkişisi ile keşif yapıldığı, ziraat ve inşaat bilirkişileri raporunda dava konusu taşınmazın niteliğinin belirlendiği ve dinlenen davacı tanık beyanları doğrultusunda, davacıların zilyetliğinin kanıtlandığı gerekçesi ile taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacılar adına tapuya tesciline karar verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, her ne kadar davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki, Mahkemesince, 31.03.2016 tarihinde yapılan keşifte, vazgeçme olmadığı halde davacı tanıklardan …’ın hazır bulunmadığı gibi, dava konusu harici satış senedindeki yerin keşif sırasında uygulanmadığı anlaşılmaktadır. Gayrimenkulün aynına ilişkin uyuşmazlıklarda mutlak suretle nizalı taşınmazın bulunduğu yerde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, fen bilirkişisi, ziraatçi bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte; yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden intikal ettiği ve ne şekilde kullanıldığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beyanları arasında çelişki ortaya çıkması halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle bu çelişki tanık yeniden huzura alınarak bu çelişkinin mümkün olduğunca giderilmeye çalışılması icap etmektedir. Somut olayda, her ne kadar Mahkemece, 31.03.2016 tarihinde mahallinde keşif yapılmış ise de, dinlenen mahalli bilirkişi ve davacı tanıklarının taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden intikal ettiği ve ne şekilde kullanıldığı hususlarında beyanlarının alınmadığı, dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarında taşınmazın ne şekilde kim tarafından kullanıldığına ilişkin anlatımlarında çelişki olmasına rağmen bu husus giderilmeden keşif icra edildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca davacı tanıklarından … dinlenmemiştir.
O halde Mahkemece yapılacak iş, dava konusu taşınmazlar başında yeniden keşif yapılarak taşınmazın evveliyatı ve kullanımı hakkında bilgi sahibi mahalli bilirkişiler Mustafa Başara ve Tahsin Uçar ile davacı tanığı … ve dinlenmeyen tanık …’ın keşif yerinde yukarıda açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde dinlenmelerinin sağlanarak davacıların zilyetliğinin başlangıcı ve sürdürülüş şeklinin açıklığa kavuşturulması, beyanlar arasında çelişki bulunduğu takdirde, HMK’nin 261. maddesi gereğince aykırılığın giderilmesi, keşfe katılacak teknik bilirkişiden taşınmazlardaki fiili kullanımı gösterecek şekilde ayrıntılı ve denetime elverişli rapor temin edilmesi ve tüm delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi olmalıdır. Tüm bu hususlar düşünülmeden yazılı şekilde karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17.02.2010 tarihli ve 2010/8-58 Esas, 2010/78 Karar sayılı kararına göre TMK’nin 713/2. fıkrasına dayalı olarak açılan davalarda davanın kabul edilmesi halinde dahi kayıt maliki ile mirasçılarına yargılama giderleri yükletilemez, harç ve vekalet ücretiyle sorumlu tutulamazlar. Bu nedenle, mahkemece, harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılardan alınmasına karar verilmesi de doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı …’nın temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 15.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.