Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/10526 E. 2017/4870 K. 03.04.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/10526
KARAR NO : 2017/4870
KARAR TARİHİ : 03.04.2017

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

… A R A R

Davacı üçüncü kişi vekili, 17.12.2013 günlü hacze konu mahcuzların müvekkiline ait olduğunu, haciz adresinin borçlu ile ilgisi bulunmadığını iddia ederek davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere göre; haciz yapılan adresin borçlu şirketin faaliyet yürüttüğü adres olmadığı, bilirkişi raporuna göre haczedilen eşyaların 8 adedinin şirketin defterlerinde kayıtlı olduğu ve faturasının bulunduğu, 4 adedinin ise defterlerde kaydının ve faturasının bulunmadığı ancak bu dört adet eşyanın da borçlu şirkete ait olduğunun alacaklı tarafça ispat edilemediği, her iki şirket arasında organik bağın da bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava 3. kişinin, İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
İİK’nun 8/2. maddesi gereğince aksi sabit oluncaya kadar geçerli haciz tutanağı içeriğine göre, haciz mahallinde borçlu şirketin vergi levhası ile birlikte borçlu şirkete ilişkin bir takım evraklar görülmüş, ayrıca haciz sırasında hazır bulunan 3. kişi yetkilisinin, borçlu şirkete ait olan vergi levhası suretini, haciz heyetine vermekten imtina ettiği ve davacı ile takip borçlusunun aynı konuda faaliyet gösterdikleri anlaşılmıştır. Buna göre; somut olayda, İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü gerekir. Bu yasal karinenin aksinin davacı 3. kişi tarafından kesin ve inandırıcı delillerle ispat edilmesi gerekir. Davacı 3. kişinin dava dosyasına sunduğu belgeler mülkiyet karinesinin aksini ispata yeterli değildir.
O halde, Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak, davanın reddi yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile kabulüne yönelik hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 03.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.