YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/10533
KARAR NO : 2020/2952
KARAR TARİHİ : 03.06.2020
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Lüleburgaz İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Lüleburgaz İcra Hukuk Mahkemesinin 19.09.2016 tarihli ve 2016/17 Esas, 2016/186 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı alacaklı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulüne şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davalı üçüncü kişi vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davalı alacaklı vekili, davalı üçüncü kişinin istihkak iddiasının gerçek olmadığını, satın almanın iş yeri devri niteliğinde olduğu gibi, devrin de muvazaalı ve alacaklılardan mal kaçırmaya yönelik olduğunu belirterek, davanın kabulü ile davalının haciz edilen mallar ile ilgili asılsız istihkak iddiasının reddini talep etmiştir.
Davalı üçüncü kişi vekili, öncelikle ortada devir işlemi değil, satış işlemi olduğunu, satın almanın faturalandırıldığını, fatura bedellerinin ödendiğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince dava konusu mahcuzların mahkemelerine ait bir başka bilirkişi raporunda, borçlu tarafından haciz tarihinden önce davalı üçüncü kişi şirkete satıldığının tespit edildiği gerekçesi ile, davanın reddine karar verilmiş, karar davacı alacaklı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, yerel mahkemenin önce ispat yükünün hangi tarafa ait olduğunun belirlemesi gerektiği, bundan sonra taraf vekillerinin gösterdiği delilleri toplayıp, delilleri tartışarak hangi delilin neden dolayı üstün tutulduğu durumunu açıklığa kavuşturmasının lazım geldiği, ancak İlk Derece Mahkemesince dosya kapsamında taraf vekillerinin gösterdiği delillerden hiç birinin toplanmadığı, ispat kuralları işletilmeden vakıalardan hareketle karinenin hangi taraf lehine olduğu belirlenmediği gerekçeleri ile istinaf talebinin esastan kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davacının delilleri toplanıp yeniden yargılama yapılmak ve talep hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmke üzere dosyanın İlk Derece Mahkemesine iadesine karar verilmiş, karar davalı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava alacaklının İİK’nin 99. maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için ön koşul, malın üçüncü kişi elinde haczedilmesi üzerine üçüncü kişi tarafından haczedilen mal üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı gibi sınırlı bir ayni hakka vs. dayanarak istihkak iddiasında bulunulmasıdır. İstihkak iddiası, tüzel kişilerde tüzel kişiyi temsile yetkili organlarca, gerçek kişilerde ise ya kendisi tarafından ya da bu kişiyi temsile yetkili kişilerce ileri sürülebilir. Tüzel kişiyi veya gerçek kişiyi temsil yetkisi olmayan kişinin yaptığı iddia, geçerli bir istihkak iddiası sayılmaz.
Somut olayda, 12.01.2016 tarihinde yapılan haciz sırasında üçüncü kişi yararına istihkak iddiasında bulunan … her ne kadar üçüncü kişi şirketin yetkilisi olduğunu belirterek istihkak iddiasında bulunmuş ise de, dosya arasında bulunan üçüncü kişi şirket yetkilisi … ve … arasındaki 23.10.2015 tarihli düzenleme şeklinde vekaletnamede, …’in, T.C. sınırları dahilindeki gayrımenkulleri satma, araç satış ve alım işlemleri ile hesap açma ve para çekme, vergi ve muhasebe işlemleri yapma, elektrik, doğalgaz, telefon ve su bağlatma, abonelik iptalleri, ADSL abonelik ve devri işlemleri gibi konularda yetkili olduğu, …’in üçüncü kişi şirketi idari olarak temsil etme yetkisinin bulunmadığı, bu durumun üçüncü kişi şirketin de kabulünde olduğu, davalı üçüncü kişi tarafından hacizden itibaren İİK’nin 96/3. maddesinde belirtilen yedi günlük süre içerisinde yapılmış bir istihkak iddiası da bulunmadığı gözetilerek, davacı alacaklının İİK’nin 99. maddesi hükümlerine göre istihkak davası açmakta hukuki yararı bulunmadığından, Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak 6100 sayılı HMK’nin 114/ h ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile delillerin toplanıp değerlendirilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda gösterilen nedenlerle davalı üçüncü kişi vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 03.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.