YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/11018
KARAR NO : 2017/6175
KARAR TARİHİ : 25.04.2017
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı taraf, davalı ile kardeş olduklarını, 02.09.1990 tarihinde yapmış oldukları sözleşme ile, 184 parselde kayıtlı taşınmazı satın aldığını ve o tarihten beri ekip biçmekte olduğunu, aynı zamanda olağanüstü zamanaşmı ile de dava konusu parselin mülkiyetini kazandığını açıklayarak, davaya konu 184 parselin tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, satış tarihinde tapu maliki….. sağ olduğunu, bu nedenle satışın geçerli olmadığını, davacının 20 yıldır zilyet olduğu iddiasının doğru olmadığını, tapulu yerin haricen satılamayacağını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmenin miras taksim sözleşmesi olduğu, bu sözleşmeye tüm mirasçıların katılması gerektiği, taraflar dışında başkaca mirasçılar bulunmasına rağmen sözleşmeye katılmadıkları, bu nedenle miras taksim sözleşmesinin geçersiz olduğu ve geçersiz sözleşmeye istinaden açılan davada hukuki yarar bulunmadığı gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava ve talep, miras payının devrine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Somut olayda; davacı taraf 02.09.1990 tarihli, adi nitelikli senede dayanarak, tapu iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Sözleşme içeriğinin incelenmesinden, davacının sözleşmedeki; “…be…..düşen bütün düşerliklerimi kardeşim …’a dönmeyesiye bir milyon beşyüz bine sattım” şeklindeki beyanının, miras bırakan babasından kalan taşınmazlara ilişkin olduğu, dava konusu 184 parselin ise tarafların annesi ….. adına kayıtlı bulunduğu, davacının dayanak adi satış senedinin dava konusu taşınmazı kapsamadığı anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca; her ne kadar Mahkemece az yukarıda yazılı gerekçeler ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken, dosya içeriğine ve toplanan delillere uygun düşmeyen yazılı gerekçe ile ret kararı verilmesi isabetsiz görülmüş ise de; bu husus yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden ve hükmün redde ilişkin bölümü sonucu itibari ile doğru görüldüğünden, hükmün gerekçesinin açıklanan şekilde değiştirilerek ve düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir (HUMK. m. 438/7).
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz tirazlarının reddi ile, yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilmiş bu şekliyle 1086 sayılı HUMK’nun 438/7 maddesi uyarınca DÜZELTİLEREK ONANMASINA, taraflarca HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme talebinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 25.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.