Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/11930 E. 2020/3742 K. 22.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/11930
KARAR NO : 2020/3742
KARAR TARİHİ : 22.06.2020

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Kahramanmaraş 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Kahramanmaraş 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.10.2016 tarihli ve 2014/870 Esas, 2016/512 Karar sayılı kararıyla asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun ayrı ayrı reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez taraf vekillerince Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı … vekili asıl dava dilekçesinde, vekil edeninin 03.01.2007 tarihli harici yazılı senet ile 603 ada 11 parsel sayılı taşınmazın 200 m2’lik kısmını, bedelini elden ödemek suretiyle davalı …’ten satın aldığını ancak davalının dava konusu gayrimenkuldeki hissesinin mülkiyetini davacıya devretmediği gibi bedelini de iade etmediğini ileri sürerek, taşınmazın satın alınan kısmının tapusunun iptali ile davacı adına tesciline, bu talebin yerinde görülmemesi halinde ödenen bedelin yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Asıl dosyanın davalısı birleşen dosyanın davacısı … vekilince birleşen dava dilekçesinde, vekil edeninin birleşen dosya davalısı …’e 603 ada 11 parsel sayılı taşınmazdan 200 m2 yer sattığını, dava konusu taşınmazın imar uygulaması gördüğünü ve taşınmazın 241.48 m2 alanlı 7280 ada 26 parsel olarak tapuya kaydedildiğini, bu taşınmazın %35 DOP payı sonrası 130 m2 olacağı kanaatiyle 16.05.2014 tarihli ve 2576 yevmiye numaralı işlem ile tamamının tapuda birleşen dosya davalısına devrinin yapıldığını, ancak taşınmazın beklenenin aksine DOP’dan dolayı hiçbir kesintiye uğramadığını ve bu şekilde birleşen dosya davalısına fazla yer devredilmiş olduğunu açıklayarak, fazladan devredilen taşınmazın tapusunun iptali ile birleşen dosya davacısı adına tesciline, bu talebin yerinde görülmemesi halinde tespit edilecek bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iki ayrı satışın mevcut olduğu iddiasının ispatlanamadığı, 2007 tarihli satışa istinaden 2014 yılında tapuda taşınmaz devrinin yapıldığı gerekçesiyle asıl davanın, 16.05.2014 tarihli taşınmaz devri tapuda resmi şekilde yapıldığından davacıya fazla yer devredildiği iddiasının dinlenemeyeceği gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiş, taraf vekilleri hükmü istinaf etmiştir.
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesince istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar verilmiş, taraf vekilleri temyize gelmiştir.
1.Birleşen dava davacısı-asıl dava davalısı … vekilinin birleşen davada Bölge Adliye Mahkemesince verilen istinaf isteminin reddine dair kararına yönelen temyiz itirazlarının incelenmesinde;
6100 sayılı HMK’nin 362. maddesinde bölge adliye mahkemelerinin temyiz olunmayan kararları düzenlenmiş, aynı maddenin 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 42. maddesiyle değişik 1/a bendinde de “Miktar veya değeri kırkbin Türk lirasını (bu tutar dahil) geçmeyen davalara ilişkin kararlar” hükmüne yer verilmiş; anılan 40.000,00 TL’lik kesinlik sınırı 2017 yılı itibarıyla 41.530,00 TL olarak uygulanmaya başlamıştır. Somut olayda, birleşen davaya konu edilen taşınmaz bedelinin 2017 yılı itibarıyla temyiz kesinlik sınırı olan 41.530,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından, temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
2.Asıl dava davacısı …’in, asıl davada Bölge Adliye Mahkemesince verilen istinaf isteminin reddine dair kararına yönelen temyiz itirazlarına gelince,
Davacıların harici satışa dayalı tapu iptali ve tescil talebi yönünden yapılan incelemede;
a) Tapulu taşınmazların satışı TMK’nin 706, TBK’nin 237 Tapu Kanunu’nun 26 ve Noterlik Kanunu’nun 60 ve 89. maddeleri gereğince, resmi şekilde yapılmadıkça hukuken geçerli bir sonuç doğurmayacağından ve satın alana herhangi bir mülkiyet hakkı bahşetmeyeceğinden, tapu iptal ve tescil talebine yönelik davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
b) İlk Derece Mahkemesinin, 2007 yılında dava konusu parsele ilişkin harici satış yapıldıktan sonra ve henüz satış uyarınca devir yapılmamışken 2014 yılında aynı parsele ilişkin tarafların ikinci bir satış için anlaşarak tapuda devrinin yapılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu yönündeki, gerekçesi mesnetsizdir, usul ve yasaya aykırıdır. Taşınmazın tapudaki yüz ölçümü uygun olması durumunda, aynı parselden önceki tarihte haricen satış yapılması nedeniyle sonradan geçerli olarak tapuda satış yapılmasını yasaklayan herhangi bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Buna göre, asıl dava davacısının bedel talebi yönünden mahkemece yapılan araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir.
Mahkemece, HMK’nin 31. maddesinde düzenlenen hakimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında, asıl dava davacısı …’in delil olarak dayandığı 03.01.2007 tarihli harici senet altındaki imzaları bulunan muhtar, aza ve diğer kişilerin senet imzalayıcısı olarak dinlenmesi, asıl dava davalısı Osman vekilinin süresinde verdiği cevap dilekçesinde tanık deliline dayandığı dikkate alınarak tanık listesinin istenmesi, taşınmaz başında yerel ve teknik bilirkişiler aracılığıyla yeniden yapılacak kesifte 03.01.2007 tarihli harici satış senedinde devredilen yer ile tapuda devredilen yerin aynı yer olup olmadığı belirlenmeye çalışılması, eksiklik giderildikten sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmemiş, hükmün bu yönüyle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Birleşen dava davacısı-asıl davada davalı … vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz isteminin (1) numaralı bentte açıklanan nedenle REDDİNE, asıl davada davacı …’in, asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının (2-a) numaralı bentte açıklanan nedenlerle reddine, asıl davada davacı …’in asıl davaya yönelik temyiz itirazları (2-b) numaralı bentte açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüne, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi (15.) Hukuk Dairesinin 23.02.2017 tarihli ve 2017/22 Esas, 2017/31 Karar sayılı istinaf isteminin esastan reddine dair kararının KALDIRILMASINA, ilk derece mahkemesi hükmünün 6100 sayılı HMK’nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HMK’nin 373/1.maddesi gereği kararın bir örneğinin Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi (15.) Hukuk Dairesine, dosyanın ise ilk derece mahkemesi Kahramanmaraş 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz eden asıl davada davacı ve birleşen davada davalıya iadesine, 22.06.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.